İran seyahati -2-

Haydar ÇAKMAK

Bizi takip edenler hatırlayacaklardır, geçen hafta 17-23 Haziran tarihleri arasında İran’a yapmış olduğumuz seyahatin kısaca politik tarafını, bu hafta ise sosyal ve insani tarafını yazacağımızı belirtmiştik. Tahran toplantısından sonra İran’ın hem rejiminin hem de dini hayatının önemli merkezlerinden olan Kum kentine gittik. Tahran-Kum arası yaklaşık 180 kilometre; yol boyu çok az ağaç ve yeşillik gördük. Tahran çıkışında İmam Humeyni’nin anıtlaştırılmış kabrini ziyaret ettik ve dua okuduk. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Şiiler gördük. Kum kentinde Hz. Masume türbesini ve ünlü Şii imamların yetiştiği medreseyi ziyaret ettik. Orada bir İranlı dostumuz şaka yollu ilgi çekici bir İran gerçeğini bize söyledi. İran’ın en önemli üç ihracat kalemi var: Petrol, gaz ve burada yetişen imamlar. Kum medresesinde dünyanın dört tarafından gelen öğrencilerin Şii imamları olarak eğitildiğini öğrendik.
Bir sonraki gün İran’ın ikinci büyük kenti Isfahan’a gittik. Arkadaşlara ülkenin doğasını ve yol boyu rastlayacağımız insanları görmek için otomobil ile gitmeyi kabul ettiremeyince uçak ile 50 dakikada Isfahan’a vardık. Uçak pilotlarının maharetli iniş ve kalkışlarından aramızda takdirle söz ettik. Unutmadan hemen belirtelim ki Tahran başta olmak üzere ülkede araba trafiğinin yoğunluğu ve eskiliği bizi hayrete düşürdü. İran’a seyahat etmeyi düşünenlerin trafik yoğunluğunun getireceği zaman kaybını dikkate almasında fayda var, zira inanılmaz bir trafik var. Isfahan, bilindiği gibi Türk tarihi açısından da önemli bir kent, çok sayıda Timur ve Selçuklu dönemi eserleri gördük ve hayran kaldık.
İran’da havanın sıcaklığı ve sıcak rüzgar insanları arabalara ve kapalı mekanlara girmeye zorlamaktadır. Gün içinde sokaklarda fazla insan görülmemektedir. Rejim dışarıda söylendiği ve algılandığı gibi çok sıkı olmadığı intibaını edindik . İranlı kadınlar başlarını örtmekle örtmemek arasında bir yol bulmuşlar, başının önemli bir kısmı açıkta kalmaktadır. Giysileri de düşünüldüğü gibi çok da kapalı değil. Kadın bütün rejimlerde aynı dedirtecek kadar kadınlıklarını, cazibelerini ve kadın estetiğini göstermeden kaçınmadıklarını, ama iffetlerini de koruduklarını gözlemledik. Ayrıca kadının bütün sektörlerde ve hayatın içinde olduğunu, çok sayıda kadının otomobil kullandığını, kaldığımız otelde resepsiyonist, garson ve yönetici olarak çalıştıklarına şahit olduk. Dolayısıyla İran İslami rejiminin kadın üzerinde düşünüldüğü gibi en azından Suudi Arabistan örneği ile hiç ilgisinin olmadığını gördük.
İran’da Türk ve Fars kökenlilerin bize yakınlığı mutlu etti. Devlette Fars ve Türk kökenlilerin işbirliği ve fazlalığı dikkatimizi çekti. İran’da   Arap, Kürt, Beluci ve Ermeni gibi diğer etnik gruplara pek rastlayamadık. Bunun nedeni kanımızca sayısal olarak fazla ve ayrıca her iki etnik grubun da Şii mezhebinden olmalarıdır. Halk rejim üzerine hiç konuşmamakta, sadece ekonomik sıkıntılarını ve özellikle de bu yıl benzin fiyatlarının yedi kat artmasından çok şikayet etmektedirler.
İran yemek kültürü bize benzemektedir. Ancak komşuları olan Pakistan ve Hindistan mutfağından da etkilendiklerini müşahede ettik. Etleri lezzetli ve güzel pişirmektedirler ama bazı lokantalarda Hint ve Pakistan mutfaklarında kullanılan baharat ilavelerine şahit olduk ve bu bizim damak zevkimize uymamaktadır. Porsiyonlar Türkiye’dekinin iki katına yakındır. Pirinç pilavları çok lezzetli ve hep dünyanın en iyi pilavlarını İranlıların yaptığına inandım, bu seyahatte de kanaatim pekişti. Sofralarda yeşillikleri az ve lokantalarda soslu yemekler yapma alışkanlıkları yok, sadece kebap yapıyorlar.Türkiye’de İran karpuzunun kalitesizliği inancı var ama orada yediğimiz karpuzlar bu inancın doğru olmadığını bize gösterdi. Düşünülenin aksine İran’da hayat çok pahalı. Türkiye’den ucuz tek şey benzin. Yolculuğumuz boyunca tanıştığımız rehber ve şoförlere selamlarımızla birlikte teşekkürlerimizi iletiriz.   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş