İran’ı anlamak

A+A-
Haydar ÇAKMAK

1979’da gerçekleştirilen İslami Devrim ülkede bulunan bütün siyasi grupların desteği ile başarılmıştır.  İran’da en büyük ve en iyi organize olan grup İslamcı grup olduğu için başta İran Komünist Partisi olmak üzere rejim değişikliğine destek veren diğer bütün siyasi gruplar iktidar dışı bırakılmışlardır. İran İslam’ı ile Türkiye’deki İslamcıları karıştırmamak gerekir; zira aralarında önemli farklar vardır. İran İslam’ı millidir ve yereldir. Türkiye’deki İslamcılar kozmopolit ve beynelmilelcidir. İran İslam’ı Arap İslam anlayışından özellikle kaçarken, Türkiye’deki İslamcıların çoğunluğu iyi bir Müslüman olmanın daha çok Araplaşmadan geçtiği anlayışına sahiptir. İran İslam’ı batı ve ABD karşıtıdır, Türkiye’deki İslamcıların önemli bir kısmı batı ve ABD yanlısıdır. Türkiye’deki İslamcılar Filistin sorununa kendi sorunu gibi sahip çıkar ama Kıbrıs sorununa aynı hassasiyeti göstermez. Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgalini görmezden gelirler. Hiçbir Arap ülkesinde Kıbrıs, Ermeni soykırım iddiaları ve Karabağ için gösteri ve protesto yapılmazken Türkiye’deki İslamcılar Filistin için sürekli teyakkuz halindeler, yani çoğunluğunun yurt severlikle bir ilgisi yoktur, oysaki İran’daki İslami rejim ve İslamcılar önce kendi ulusal çıkarlarının peşindedir.  İran’ın bölgesel ve uluslararası politikası komşularını ve batılı ülkeleri rahatsız etmektedir. İran yönetimi de verdiği bu rahatsızlığı seviyor. Şah döneminde olduğu gibi batıyla ve komşu ülkelerle iyi geçinebilir. Zira İran’ın ne bölgesel, ne de küresel bir ekonomiko-politik bir hegemonya gerçekleştirmesi mümkün değildir. Zaten böyle bir politikayı gerçekleştirebilecek teknolojik, askeri ve ekonomik bir gücü de yoktur. İran Lübnan’da bulunan Hizbullah’ı kontrolü altına almış ama bölgesel bir etki yaratması mümkün değildir, sadece İsrail’e karşı kullanma şansı vardır. ABD Irak’ta Saddam rejimini yıkarak İran’a iki türlü iyilik yapmıştır, zira İran’ın baş düşmanı Saddam’ı göndermiş ve üstelik Irak yönetimini Şiilere vermiştir. Dine dayalı politikalar Müslüman ülkeler başta olmak üzere batılı ve İran’ın dostları olan Rusya ve Çin’i de rahatsız etmektedir. Ayrıca doğulu veya batılı hiçbir ülke İran’ın atom bombası elde etme niyetini desteklemez. Bu nedenle batılı emperyalist ülkeler zorlanmadan diğerlerini ikna edebilmektedir.
ABD ve İsrail son on yıldan bu tarafa sürekli İran’ın atom bombası üretmek üzere olduğunu söylemektedir. Normal şartlar altında İran’ın öyle bir niyeti olsaydı herhalde bu bombayı şimdiye kadar elde etmiş olurdu, ya da niyeti var ama İsrail, ABD ve komşularından çekindiği için amacını daha müsait bir zamanda gerçekleştirmek için ertelemiş de olabilir. Netice olarak atom bombası yoktur. İran’ın bütün ülkeler gibi nükleer enerji elde etme hakkı vardır. İslami rejime sahip ve İsrail’i sevmiyor diye bu hakkı elinden alınamaz. Atom bombasını bahane ederek sözde İsrail halkını korumak için İran’a bir askeri müdahalede bulunmak, İran halkını öldürmek ve ülkeyi tahrip etmek gibi bir sonuca Türkiye başta olmak üzere komşu ve Müslüman ülkeler karşı çıkmalıdır. Saddam Hüseyin’i devirmek için kitle imha silahları var, cehennem topu yapma peşinde gibi fantezi haberlerle dünya kamuoyunu yanıltarak Irak petrolünü iç etmişler, Kuzey Irak sorununu yaratmışlar ve Türkiye’ye karşı PKK terörünü azdırmışlardır. Irak eskiye nazaran daha sorunlu ve karmaşık bir ülke konumuna gelmiş ve demokrat da olmamıştır.
ABD Başkanı Barac Obama 31 Aralık 2011’de İran’a karşı daha sertleştirilmiş kapsamlı ekonomik ambargo kararını ilan etmiş ve Avrupa Birliği de ABD’nin isteği doğrultusunda 27 üye ülke adına 1 Temmuzda yürürlüğe girecek geniş bir ambargo kararı almıştır. İran’ın umudu Rusya ve Çin olmakla birlikte ABD ve AB İran ile iş yapan Rus ve Çinli şirketlere yaptırım uygulayarak onları ciddi zararlara uğratmaktadırlar. Batı ülkeleriyle iş yapmadan büyüyen çok az uluslararası şirket vardır. İran’a karşı uygulanan ambargo ne kadar ağır olursa olsun İran yönetimi pes etmeyecektir. Batılılar da bunu bilmektedir. Amaçları zaman kazanmaktır. Acaba bu zamanı ne yapmak için kazanmak istiyorlar; sorun buradadır. Çin ve Rusya Ocak ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki oylamada İran’ın çıkarına uygun davranmıştır. Ancak Çin ve Rusya’nın uzun süre hayır diyecekleri düşünülemez. Bu iki ülke ABD ile pazarlık yapacaklardır ve bunun bedelini söyleyeceklerdir. ABD bu bedeli çok istiyorsa öder, zira ABD’nin buna gücü yeter, ama görünen o ki bu bedeli şimdi ödemek istemiyor,  anlaşılan bu aşamada bulunulan nokta ona yetmektedir. Bir başka deyişle ABD çıkarları için henüz İran’a müdahale zamanı gelmemiştir demektir, eğer gerçekten müdahale etmek istiyorsa gayet tabii.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları