İrfan Ülkü öldü sanma, o 'dağların' eşsiz eridir

İsrafil K.KUMBASAR

Öte tarafa doğru yolculuklar başladı.
Etrafımızdaki dostlar birer birer gidiyor.
Mehmet Akif Çöktü, Mehmet Gül, Dilaver Cebeci, Ercan Poyraz, Bilal Albayrak, Kemal Çapraz...
Ve şimdi de İrfan Ülkü.
Cumhurbaşkanı seçimlerini izlemek üzere gittiği kardeş ülke Azerbaycan’da, ‘Türklük’ sevdası ile dolu olan kalbi aşırı strese dayanamayan gazeteci/yazar İrfan Ülkü, tam da hayalini kurduğu çok önemli projelere imza atma fırsatını yakaladığı bir dönemde, sessiz sedasız bir şekilde limana yanaşan gemiye atlayıp son yolculuğuna çıktı.
Türk dünyası ile ilgili projelerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemiyoruz.
Ama bildiğimiz tek ve mutlak hakikat şu:
O da diğerleri gibi asla geri dönmeyecek.

* * *

İrfan Ülkü, basında ‘ülkücü/milliyetçi’ gazetecilerin mumla arandığı 12 Eylül öncesinin o kan ve barut kokan günlerinde, genç bir filiz gibi ortaya çıkmış, kısa süre içerisinde meselelere ‘milli gözle’ bakabilen usta bir kalem haline gelmişti.
‘İstihbaratı’ kuvvetli, ‘kaynakları’ zengindi.
Tercüman gazesinin altın çağını yaşadığı yıllarda, yaptığı haberler sık sık dokuz sütuna manşet oluyor, büyük ses getiriyordu.
Kurduğu ‘sıcak’ ilişkiler sayesinde her gazeteciye nasip olmayacak kadar çok geniş bir çevreye sahip olmuştu.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ile başlayan yakın dostluğu vefatına kadar devam etti. Türkeş’in hemen hemen bütün gezilerine katıldı, Türk dünyasına yaptığı seyahatlerde hep yanında oldu.
‘Ülkücü Gazeteciler Cemiyeti’nin kuruluşunda fiilen görev aldı.

* * *

Öğrencilik yıllarında merkezi Cağaloğlu’nda olan haftalık Yeni Düşünce gazetesine gidip gelirken Nazif Okumuş vasıtası ile tanıdığımız İrfan Ülkü, haftada en az üç kitap okuyan ‘sıradışı’ ağabeylerimizden birisiydi.
Haydar Aliyev’i Türkiye’ye ilk tanıtan o olmuştu.
Sovyet politbürosu içerisinde çok güçlü bir Türk’ün bulunduğunu, kamuoyu onun haberleri sayesinde öğrenmişti.
Oldukça enteresan düşüncelere sahip olan İrfan Ülkü, Bolşevik devriminin külleri arasından bir ‘Türk birliği’ çıkarmaya çalışan Sultan Galiyev’e ve onun takipçisi olarak gördüğü Haydar Aliyev’e büyük bir hayranlık beslerdi.
Bazıları, ortaya koyduğu düşünceler üzerinde kafa yormak yerine, işin kolayına kaçar, onu ‘KGB ajanlığı’ ile itham ederdi.
Ama zaman onun haklı olduğunu gösteriyor.

* * *


“İrfan Ülkü öldü sanma diridir.
O yine dağların eşsiz eridir.”
Meslek hayatında uzun yıllar birlikte görev yaptığı Ahmet Yabuloğlu, kendisini her gördüğünde ‘selam’ niyetine bu beyiti haykırırdı.
İrfan Ülkü de her seferinde sanki bu beyiti yeni duymuş gibi kendinden geçip kahkahayı patlatırdı.
İşte o beyit şimdi gerçek oldu.
İrfan Ağabey, eşsiz bir er olduğunu ispatlamak üzere ‘Tanrıdağı’na doğru yola çıktı.
Şimdi belki de “Fikir önderim” dediği Hüseyin Nihal Atsız ile birlikte, Ötüken obasında kıl bir çadır önünde bağdaş kurmuş, önümüzdeki bahar aylarında Çin’e düzenlenecek akınlar üzerine ‘analizler’ yapıyordur.
Ruhu ‘şad’ olsun.

.......

İrfan Ülkü’nün cenazesi 16 Ekim 2008 Cuma günü Emirgan Camii’nde kılınacak cuma namazını müteakip, Emirgan Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Merhuma Cenab-ı Allah’tan (c.c.) rahmet, ailesine ve bütün dostlarına başsağlığı dileriz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş