‘Irkçılar’ın ipliğini pazara çıkartacağım! (4)

Arslan TEKİN

“Nefret Söylemcileri”nin dolaydan ırkçılık yapmadığını kimse söyleyemez. Gitsinler Ermenistan’a -eğer bırakmışlarsa- yerli  “Türkler”den bahsetsinler ve üstelik Batı ülkelerinden para alarak bunu yapsınlar! Mümkün değil! Agos’ta Ermenistan için övgüler diziyorlar ama  “insanî haller”den bahseden yok!
Adını kullandıkları müteveffa Hrant Dink, bazen çok doğru lâf etmiştir: Diaspora Ermenilerine, bırak dövünmeyi, bırak intikamı... Geleceğe bak, Ermenistan’a bak, yoksa travmadan kurtulamazsın mealinde... Eğer bunun için Mustafa Kemal’in hitabesindeki o meşhur  “asil kan”ı nazîre olsun, teşbih olsun diye kullanmasaydı, mahpusluk cezalar almayacaktı muhtemelen ve muhtemelen menfûr sonla karşılaşmayacaktık.. Madem onun adına vakıf kurdular, sözlerini doğru yorumlasalar ya!
Bir tarihte eski bir PKK’lının memleketine gitmiştim. Bitlis’in bir ilçesi... PKK’lıyken saldırdığı derelere girmiştik beraber, her an bir mayına basabilirdik. Konu bu değil; ayrıntıları zamanında yazdım. O ilçede “eczacı”  olduğunu söyleyen bir Ermeni hanımla karşılaştım. Koca İstanbul’u bırakmış, Bitlis’in bir ilçesinde ve üstelik netameli bir zamanda eczane açmaya kalkmıştı. Bir arayışta mıydı, meczup muydu, birilerinin adına mı oraları dolaşıyordu, anlayamadım. Uzun bir röportaj yaptım. Tutarsız konuşuyordu. O yüzden yayınlamadım. Bir saplantısı vardı: Bu topraklar bizim! (Bu satırları yazarken mübadelede Türkiye’den Yunanistan’a göçürtülmüş, güngörmüş sevimli bir Rum’un Kavala yakınlarında Gelveri köyünde, söylediği  “O topraklar bizimdi ama şimdi sizin. Helali hoş olsun!”  mealindeki sözü aklıma geldi.)
Aynı tutarsızlık bana saldıran  “Nefret Söylemcileri”nde de görülüyor. Sen kimsin ki beni kafadan muhakeme ediyorsun!
İçişleri Bakanlığı’nı, Adalet Bakanlığı’nı, Başbakanlığı ve hatta Cumhurbaşkanlığını göreve çağırıyorum.  “Nefret Söylemcileri” kendi başlarına, beğenmediklerine, kendilerini  “doğru”yu göstermek için tenkit edenlere  “kara çalma”  hakkına sahipler midir? Muhakeme edip, şu sözü  “nefret suçu”dur, şu değildir, diyebilirler, bu “hizmetleri” karşılığı  “dış odaklar”dan maddî destek alabilirler mi? Bir  “yetkili”  lütfen bunu açıklasın.

 

***

 

“Nefret suçu”  ölçüsü ne?
Dr. Abdullah Büksür, uzun yıllar  “insan hakları”  ve özellikle  “Türk hakları”  üzerine kafa yormuştur. Uluslararası Avrasya İnsan Hakları Genel Sekreteri’dir.
Nefret suçu meselesini ona sordum. Cevap uzun:
“Nefret ve buna bağlı ‘Nefret suçu’ diye nitelendirilecek suçları, uluslararası kıstaslar; ‘hedef birey veya gruba yönelik olarak, dil, din, cinsiyet veya cinsel yönelimini referans alarak önyargı doğurabilecek nedenlerle işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar’ (Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003, hate crime maddesi) olarak tarif etmektedir. Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalar ise nefret yasası olarak isimlendirilmektedir.” İş nereye varacak? Son bölüm yarın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş