İş bulmanın şartı!

A+A-
Behiç KILIÇ

Yazar Süleyman Çelikcan Mersin’den “Hastaneler AKP çiftliği mi” diye soruyor!!.. Çelikcan, şöyle diyor;
“Mersin Tıp Fakültesi Hastanesi, Devlet Hastanesi ve eski adıyla SSK Hastanesinde hizmetler ihaleye veriliyor. Daha ziyade taşeron firmalar temizlik adıyla ihaleyi alıyorlar. Fakat işe alınan işçiler hemşire, hastabakıcı, sedyeci, acil yardım elemanı ve temizlik işlerine koşturuluyorlar. İşçinin, İş Kanununa, sendikaya sığınması veya girmesini patron suç sayıyor. İşveren, işçilere her yıl girdi çıktı yapıyor. SSK Hastanesinde halen güvenlik, bilgisayar, yemekhaneci, emarcı olmak üzere 300’ün üzerinde insan çalışmaktadır. Bu bölümlerin ihaleleri 2009 yerel seçimleri öncesine bilerek AKP marifetiyle denk getirildi. AKP’nin Mersin örgütleri bunu fırsat bilerek işçilerin üyesi oldukları Devrimci Sağlık İş Sendikasından bazı işçilerin istifa etmesini sağladılar. AKP’ci Sendika Sağlık İş; Noter masraflarını ödedi ve vaatlerde bulundu. Bu duruma direnen işçilerden ‘40 yaşını geçtiniz’ gerekçesiyle 54 kişi kanunsuzca işten atıldı. Mersin SSK Hastanesi taşeron firma gece şefi, AKP’nin halen Mersin Akdeniz ilçesi örgütünün ilçe başkan yardımcısı Hüsnü ŞAHİN’dir...” 
***
Okuyucu mektuplarından devam edelim...
“Ben emekli bir eğitimciyim. Binlerce öğrenci yetiştirdim. Bunların arasında şu anda AKP milletvekili olanlar da var!.. Onlara Başbakanlığın görevleri arasında “asma kesme-istediğini yapma” hakları olduğunu öğretmedim.
Hiçbir aklın, mantığın ve izanın kabul etmeyeceği, bu yetkiyi hiç kimsenin tasvip etmeyeceği açıktır.
Mehmet Halil ARIK
Emekli Eğitimci/Denizli
***
“Merhaba
Ben Burak DEMİR;
İstanbul Üniversitesi öğrencisiyim. Evimize her gün Yeniçağ Gazetesi girer ve evin her bireyi okur. Çünkü biz Atatürkçü ve çağdaş bir toplum adına Cumhuriyetçiyiz, Milliyetçiyiz.
Ben öğrenciyim, kitap okuyamıyorum. Evet doğru, kitap okuyamıyorum. Neden mi? Çünkü kitap alabilecek bile param yok. Kitap alsam aç kalacağım. Ulaşım ve aş giderlerimden tasarruf edip kitap alamıyorum.
Oysa ben öğretmen olacağım. Yeni neslin mimarı olacağım ama okuyamıyorum. Ne hazin. Ne hale getirmişler bizi.
Biz bu iktidarın köleleştirme politikasına irademiz dışında boyun eğiyoruz.
Ne yapmalıyız?
Okuyamayan, sorgulayamayan, bilmeyen, öğrenmeyen bir insanın bırakın kendini, ülkesine nasıl bir faydası olur.
Hangi çağdaş toplumda bir üniversite öğrencisi okuyamıyorum diye feryat eder.
***
Atanma talebi!!
“Sayın Kılıç, Milli Eğitim Bakanlığının Haziranda yapacağı 10 bin öğretmen atamasında, bu 10 bin kadronun 8-9 bini sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi şeklinde olacaktır, yani 10 bin yeni öğretmen alımı olmayacaktır, dolayısıyla Haziran ataması; Haziran aldatmacası ya da Haziran kandırmacası olacaktır. Bu nedenle bizler yani atanamayan, işsiz öğretmenler Haziran’daki kadrolu atamadan sonra, tıpkı Aralık’ta olduğu gibi sözleşmeli ek atama istiyoruz.”
***
Behic bey, cok guzel belirtmissiniz gercekleri, fakat benim anlayamadigim bu yine birinci parti, acaba vatandas uyusturulmus mu, yoksa karsisinda adam gibi muhalafet mi yok oy verecek? benim bir dayi oglu var ismi Ali kaportaci adam tayyip sevdalisi gecenlerde sordum sevdan halen devam ediyormu diye aynen soyle dedi “bu sevda bitmez” Ali gibi dusunen milyonlar var halen.. Mustafa Korkmaz... (Bu yazı internetten geldiği şekliyle verilmiştir. B.K.)

Yazarın Diğer Yazıları