İş mi bu şimdi!

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Neye niyet, neye kısmet...

Abdullah Gül'ün NTV'deki "ne de güzel söyleyemedikleri" ve düne damgasını vuran "listeler"e dair iki çift laf etmek üzere oturduğum bilgisayarın başında bir "ülkücü"nün İskilipli Atıf Efendi'yi neden savunamayacağını izaha mecbur halde buldum kendimi.

Niye mi?

Çünkü, neresinden tutmaya kalksak elimizde kalan garip bir memleket oldu artık bizimkisi... Ne zaman "tamam, bu dal sağlam" deyip sımsıkı kavramaya kalksak; çaaaat! "Yüzüstü" yerdeyiz...

Neden, nasıl, hangi koşullarda gittiğimizin hepimizin malumu olduğu seçime 40 gün kala; MHP'nin bir belediye başkanı AKP'lilere bile tur bindiren bir üslup içinde MHP'nin bir başka belediye başkanını kınamak üzere basın açıklaması yapıyor!

Buraya kadar fıkra gibi!

Kınamanın sebebini okuduktan sonrasıysa trajedi!

Neymiş MHP'li bir belediye başkanı bir konuşmasında sarayın etrafında pervane gibi dönüp duran din adamı maskeli inanç tacirlerine hitaben -özetle- "Şeyh Sait, Seyit Rıza, İskilipli Atıf gibi iş birlikçi olmayın" demiş...

MHP'li bir başka belediye başkanı da yememiş içmemiş "İskilipli Atıf'ın Türk Milleti'nin vicdanında temiz olduğu" hükmünü vermiş...

Benim vicdanımda temiz değil; ne olacak şimdi!

Hayır İskilip Belediye Başkanı olsa hatır-gönül-aile bağı bir zemini olur da, kınamayı yayınlayan Aliağa ya! MHP'nin şehrin dinamiklerini kendi lehinde harekete geçirmek için listesinde oynama da yaptığı İzmir! Seçime 40 gün kala "İskilipli avukatlığı" mı olmalı partinin buradaki tek belediye başkanının çıkışı? İnşallah şu yazdığım için utanırım ama şeytan da getiriyor işte insanın aklına;

- AKP'ye mektup mu yazıyor yoksa?

Fırsat bu fırsat deyip!..

Eğer hâlâ MHP rozeti taşıyan kimlerin işi AKP'nin değirmenine su taşıyacak şekilde "ayrışma" fotoğrafı vermeye vardırmamış olsaydı, şu kritik günlerde yeni bir algı operasyonu malzemesi yapılmak istendiği çok belli olan bu polemiği büyütmek bir yana, yok saymayı tercih ederdim. Ama madem iş buralara kadar geldi; operasyona uğramamanın en iyi yolu netleşmektir belki...

Aşağıda aktaracağım alıntı -bu konuda yüzlerce belge, bilgi, kaynak var ama "ülkücüler" için referans olması dolayısıyla ben Necdet Sevinç'i seçtim- İstiklal Savaşı'nda Etnik İhanet kitabının "İskilipli Neden Asıldı?" bölümünden:

"...Teali İslam Cemiyeti, ikinci beyannamesinde Kuvayı Milliye'yi ve Mustafa Kemal Paşa'yı "mağlubiyetin icabettirdiği tarz-ı siyaseti tatbik ettirmemekle" suçlamıştır.

Bildiriye göre İzmir hadisesi üzerine hükümetin takip ettiği siyasetin muvaffak olacağına dair işaretler görülmüşken, Kuvayı Milliye isyana kalkışmıştır. Milli birliği ihlal eylemiş, memleketi yeni baştan tahrip etmiş, dünyada görülmedik, işitilmedik fecayi ve mezalim ika eylemiştir. Memlekette harici düşmanların yapmak istemeyeceği fenalıkları yapmış, bunun neticesi olarak da barış şartlarını tasavvur edilemeyecek kadar zora sokmuştur. İşte bütün bu sebeplerden dolayı "erbabı bağinin tenkili için hasbel istitaa ahd-ü misak eylemelidir."

Yani asi ve serkeşleri tepelemek için anlaşmalıdır!

(...) İşte İskilipli Atıf Hoca, iddia edildiği gibi şapka kullanımına dair kanunun yürürlüğe girmesinden bir buçuk yıl önce yayınladığı risalesinden dolayı değil, "Allah'ın emrine ve Halife'nin fermanına ittibaen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının daha fazla yaşatılmamasını ve Türk Milletinin düşmana teslim olmasını isteyen bu bildirilerden dolayı Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp idam edilmiştir..."

Kimse kusura bakmasın ama ben, Atatürk ve diğer Millî Mücadele kahramanları hakkında "Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır... Sizler bu katil canavarları daha fazla yaşatmamakla mükellef ve görevlisiniz" diye fetva yayınlayan İngiliz muhibbi bir cemiyetin başkanını aklamak için üstünü başını parçalayan bir kafaya saçımın telini emanet etmem!

Her şeyin bir sınırı var!

Edebiyat değil, sahi vatan elden giderken işi gücü bırakıp koca koca adamlara sil baştan Türk Milliyetçiliği mi öğreteceğiz bir de...

40 gün susun ya, satır satır ördüğümüz şuuru bulandırmayın bari! Sonra söz, vallahi ben kendim gelip vereceğim "son devrin din alimi kılıklı iş birlikçileri" seminerini!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları