'İşbirlikçi' silahşorlara meze olan zavallı kurt

İsrafil K.KUMBASAR

Atalarımız, boşuna söylememişler:
- “Büyük lokma ye, ama büyük konuşma.”
Tiyatro sanatçısı Atilla Olgaç, katıldığı bir televizyon programında, savaşın ortaya çıkardığı acı sonuçlar üzerine düşüncelerini belirtirken, birden kendisini ‘Kurtlar Vadisi’nde zannedip başladı kuru sıkı sallamaya:
- “Yanınızda, sağınızda solunuzda insanlar öldükçe dehşete düşüyorsunuz ve alışıyorsunuz ve artık bir ölüm makinesi haline geliyorsunuz. Düşüncesiz, amaç sadece öldürmek. İlk insan öldürdüğümde önce ağladım, ama sonra alışıyor insan. En az 10 kişi öldürdüm. Bir keresinde biri ile birebir göz göze geldik, adam suratıma tükürdü. Komutan ‘öldür’ dedi, yürüdü gitti. Ben de ‘tak’ diye çektim öldürdüm. 19 yaşında bir genç. Onda silah yoktu, bağlıydı, esir alınmıştı.”
Ve kıyamet koptu.

* * *

Yıllardan beri ‘kayıplar’ peşinde koşan Rumlar, fırsatı ‘ganimet’ bilip, televizyon ekranında gelişigüzel söylenen sözün ne kadar doğru, ne kadar ciddi olduğunu araştırma lüzumu dahi görmeden, Atilla Olgaç’ın Cenevre Sözleşmesini ihlal edip ‘savaş suçu’ işlediği gerekçesiyle hemen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kapısını çaldılar.
Ayrıca ‘uluslararası tutuklama emri’ çıkarılması için ilgili makamlara başvuruda bulundular.
Hiç beklemediği bu gelişmeler karşısında neye uğradığını şaşıran Atilla Olgaç, Rum televizyonların ekranlarına çıkıp Kur’an-ı Kerim’in üzerine el basarak, aynen şu ifadeleri kullanmak zorunda kaldı:
- “Söylediklerimin hepsi uydurmaydı. Ben o programda oyunculuğumun kurbanı oldum, üzerinde çalıştığım senaryoyu gerçek sandılar. Olayın bu boyuta geleceğini hiç düşünmemiştim. Yanlış yaptım, herkesten özür dilerim.”

* * *


İktidar yanlısı veya karşıtı ‘malum’ medyanın işbirlikçi silahşorları, Rumlar gibi fırsat bu fırsattır deyu, tekmili birden başladılar ‘manyak kurt’ zırvası üzerinden ateş etmeye.
Arkasına sığındıkları gerekçe de ilk bakışta gayet ‘makul’ görünüyor.
Neymiş efendim?
Atilla Olgaç ipe sapa gelmez bu sözlerle uluslararası planda Türkiye’nin başına büyük bir iş açmış.
Rumlar meseleyi, uluslararası mahkemelere taşıyıp Türkiye’yi ‘savaş suçlusu’ ilan ettirebilirlermiş.
Peki, aynı silahşorlar, uluslararası arenada Türkiye’nin başını ‘gerçekten’ derde sokmayı amaçlayan şu “Ermenilerden özür diliyorum” kampanyası karşısında neden sus pus oldular?
Türk milletini topyekun ‘soykırım’ suçlusu ilan ettirmeyi amaçlayan ‘manyak hainler’ için neden bir tek satır olsun kalem oynatmadılar?

* * *


Atilla Olgaç’ın sözlerinin, öylesine gelişigüzel ‘ağızdan kaçan’ bir söz mü, yoksa Kıbrıs’ta ‘işgalci’ konumuna düşürülmek istenen Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya yönelik bir ‘senaryonun’ parçası mı olduğu nasıl olsa yakında ortaya çıkacak.
Ancak, bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler ışığında, vardığımız nihai kanaat şudur:
Sakın ola ki, işbirlikçi silahşorların öyle ‘Türkiye’yi düşündükleri’ izlenimi veren yorumlarına pek fazla itibar etmeyin.
Kesinlikle ‘bir görevi’ ifa ediyorlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş