İŞGALCİ NAMUSU KADAR OLAMAMAK..

Hulki CEVİZOĞLU

Yakın tarihimizi gençlere (ve büyüklere) anlatan araştırmacı yazar Turgut Özakman, Popüler Bilim dergisinin sosyal bilimler dalında “Onur Ödülünü” kazandı.
Sayın Özakman, törende kısa bir konferans verdi.
 “Yakın tarihimiz hakkındaki yalanlara” değinen Özakman’ın bu açıklamalarının vurgulanması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğine inanıyorum.

BİZİM KADAR TARİHİNE HAKARET EDEN VAR MI?
O yüzden, bugün bu açıklamalara yer vermek istiyorum.
Özakman, kendi tarihine bizim kadar ihanet eden başka bir ülke olmadığını söylüyor. “İşgalci namusu kadar namusumuz yok mu bizim?”
Bakınız usta yazar ve araştırmacımız gerçekleri suratımıza nasıl çarpıyor:
 “Dünyada acaba bizim kadar yakın tarihini deforme eden bir ülke var mı, diyerek yola çıktım ve bu yalanları topladım... Neler çıktı... Mustafa Kemal İngiliz ajanıdır... Kurtuluş Savaşı’nda büyük bir etkisi yoktur... Suriye cephesinde Mustafa Kemal yüzünden yenildik... Mustafa Kemali Anadolu’ya Vahdettin gönderdi ve çok da para verdi... Ben her işi bıraktım bu yalanların doğrusunu yalanların dayandığı kaynaklardan ortaya çıkardım. Yunan kitaplarında bile Atatürk’e daha saygılılar. Yalan paçalarından akıyor...
Özellikle gençlere anlatmaya çalışıyorum. Atatürk’e ait ne varsa toptan kesip atmaya çalışıyorlar. Bunun tarihle, bilimle ilgisi yok.

YALANLAR.. YALANLAR..
Diyorlar ki Mustafa Kemal İngiliz ajanıdır. Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rolü çok büyük değildir. Suriye cephesinde Mustafa Kemal’in ihaneti yüzünden yenildik. Yunanlılar Mustafa Kemal’in tavsiyesi üzerine İzmir’e çıkarıldı. Mustafa Kemal’i Anadolu’ya milli mücadeleyi başlatması için Vahdettin gönderdi ve bol para verdi. Kurtuluş Savaşı anti-emperyalist bir savaş değildir. Bir kurtuluş savaşı da değildir. Hatta son tahlilde Kürdistan’ın bir bölümünün ilhakıdır. Kurtuluş Savaşı nihayetinde bir Türk- Yunan Savaşı’dır. Abartıldığı kadar önemi yoktur. Birinci ve İkinci İnönü Savaşları masa başında uydurulmuş yalanlardır.  Bunların tümünün yalan olduğunu ben kanıtladım. Onlar da kabul ettiler ki bu iddialar azaldı. Belki bu yalanların dozunu artıracaklardır. Bunların emareleri vardır. Yalan üzerine bir düzen kuramazsınız.
İki ciltlik İngiliz Harp Tarihi kitabının sonunda deniyor ki ‘Dünyada yarbay rütbesindeki bir komutanın bir savaşın kaderini bu kadar etkileyecek kadar başarılı olduğu görülmemiştir. O bizi durdurdu ve yendi.
Kadir Mısıroğlu diyor ki, ’Çanakkale Savaşı Mehmetçik için büyük bir başarı olduğu halde oradaki subaylar için hiç de yüz ağartıcı değildir. Çanakkale sırtlarında 400 bin vatan evladını gömen bu subayların muvaffakiyetinden söz edilmez.’Bunların hepsi açık artırmacıdır. 400 bin diyor. Atatürk’e verilen altını da 40 binden bir milyona kadar çıkardılar. Mısıroğlu, Atatürk’e bir zafer payı düşmesin diye askerlerini de eziyor. Başka bir isim daha var. O kim? Yalçın Küçük. Diyor ki, topografyası gereği kahramanı olmayan bir yerdir. Kahramanlar sadece iki taraftan savaşan askerlerdir... Gelibolu Savaşı’nı bir subayın hanesine yazmak tarihin tam bir çarpıtılmasıdır. Sanırım bugünlerde başka bir şey söylüyor.
Çanakkale’de 250 bin şehit diyorlar. Bu da bizim resmi yalanımız oldu. Doğrusu 72 bindir. 250 bin genel kaybımızdır... Biz Atatürk’e ait ne varsa toptan kesip atmaya çalışıyoruz. Bunun ne akılla, ne vicdanla ne de tarihle ilgisi var.
Bilimsellik bir ahlak demektir. Bunları yazanların içinde bilim insanları var. Bunlarda bu ahlak yoksa ne yapacaksınız. Bir tanesi diyor ki; Lozan’da çok gizli bir anlaşma yapıldı. 24 maddelik. Buna göre Türkler İngilizlere Türkiye’yi Protestan yapmayı taahhüt ettiler. Bu anlaşma o kadar gizli ki yazandan başkası bilmiyor. Bu kitapları ’nur yüzlü ilahiyat öğrencilerine ithaf ediyorum’diye şatafatlı sözlerle anlatıyorlar. Durumumuz bu...

VAHDETTİN VE MUSTAFA KEMAL HALTERCİ Mİ?..
Vahdettin Atatürk’e 40 bin altın vermiş. Atatürk’ün anılarına dayanarak anlatıyorlar. Atatürk kadife kutuda 40 bin altını koltuğunun altına koyup gidiyor. Bakın... 40 bin altın 304 kilo gelir. Vahdettin ve Mustafa Kemal, Naim Süleymanoğlu’ndan daha güçlü benim anladığım... İnsan bari yalan söylerken enini boyuna denk getirir.
Latife Hanım hakkında yazılan çok şey var. İpek Çalışlar’ın kitabında da bütün bunlar toplanmış, ama bir ayıklama yapılmamış. Deli kızın bohçası gibi her şey var burada. Latife Hanım’ın ikinci kuşaktan yeğeninin anlattıklarını gerçekmiş gibi buraya koyuyor yazar. O zamanı yaşamış o kadar insan anılarında gerçekleri yazıyor -Kılıç Ali gibi- ancak onlara itibar edilmeyip bu kıza itibar ediliyor.
Bir de Sevan Nişanyan adlı bilim insanımızın kitabı var. Yanlış Cumhuriyet... Diyor ki ‘Atatürk’e diktatörlük denecek yetki ve çokça para verildi...’ Atatürk’e verilen yetki ne diktatörlüktü ne de örtülü ödenekten 1000 lira dışında para verildi. Ama bir bilim insanı bunu yazıyor. Herkes biliyor o bilmiyor. Ben adı bilim insanı olduğu için öyle diyorum, ama söylemeye korkuyorum. Mahalle ağzıyla tarih yazılmaz.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş