İşkillenmemek elde değil

Ergun KAFTANCI

    BAZI saptamalarım var, onlardan başlayım...

    Sesime birileri herhalde kulak verir...

 

    -Kızım sen gülme, gülünce pek çirkin oluyorsun...

   Bazılarında öyledir; gülümsediğinde üst dudağının saklayamadığı diş etlerini görürsünüz.

   Nedendir bilmiyorum o görüntüyü itici bulurum, seyredemem.

   Bu hanım kızımızı o nedenle uyarıyorum. Gülerken eliyle ağzını kapatsa iyi olur!

    DENİZ Baykal'ın MSN'de yayımlanan fotoğraflarını gördüm...

    Sovyet döneminin güçlü KGB başkanı Lavrenti Beria'ya meğer çok benziyormuş...   

    Beria Gürcü idi, Baykal Yörük...

    Benzerlik ne alâka, cevaplayamadım...

 

    "Feminen" ile "Feminist" sözcüklerinin anlamlarını birbirine karıştırdığı günlerde, bu benzerlik dikkatimi çekmemişti...

    Yeni fark ettim, yıllar insanları da nasıl değiştiriyor!

    KONUŞMA hürriyetimi yedirmem demişti...

    Maşallah susmak bilmiyor...

    Vıdı vıdı yedi bitirdi beyinlerimizi...

    Basma kalıp lâflarını o kadar kanıksadık ki, artık hiçbir sözü ilgimizi çekmiyor...

    14 YIL ülkeyi 12 Eylül hukukuyla yönettiler...

    Şimdi ne oldu da yeni hukuk (!) arayışının peşine düştüler...

    Yanlış anlaşılmasın, bizim gibi ülkelerde darbeler gibi iktidarlar da kendi hukukuyla gelir...

    Demokrasinin vazgeçilmezlerinden sayılan evrensel hukukla da yolcu  edilirler.

    AKP sayesinde medya imparatoru kesilen muhterem, "Başkanlık gelmezse ülke bölünür" demişti de, kan akacağını çağrıştıran bu cümlesine kimse sesini çıkarmamıştı.

    Kılıçdaroğlu benzer bir lâf edince yer yerinden oynadı...

    İşkilleneceksek, ikisinden de işkillenelim...

   

 Ayranları kabardı

      PARLAMENTER demokrasiyle oynamayın kardeşim...

    Gidin, kumda oynayın da ayağınıza bir şey batmasın......

    Neden ille de başkanlık...

    Ya da partili cumhurbaşkanlığı...

    Ülkede demokrasi ileri mi taşınmış olacak...

 

    Parlamenter demokrasiyi güçlendirmek lâzım sözünün kimin ağzından döküldüğünü unuttuk mu sanıyorlar...

    Aynı ağız, 14 yıllık iktidar döneminin on yılını, başkanlık sisteminden hiç bahsetmeden geçirdi...

    Ayranı şimdi mi kabardı...

   Başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesini boğar...

    Parlamenter demokrasiyi bozar...

    Yetkilendirilen kişiyi monark haline dahi getirebilir...

    Partili cumhurbaşkanı tarafsız olamaz...

    Kendisini oraya taşıyan farklı düşüncelere sahip yurttaşlara eşit mesafede duramaz...

    Tarafsız olmayan cumhurbaşkanı sayımızı anımsayın...

    Hepsinin duruşunu irdeleyin, bakın ne göreceksiniz...

    Rahmetli İsmet İnönü tarafsız olamadı, hep CHP'li oldu...

    Rahmetli Celal Bayar da öyle; tarafsız kalamadı, hep DP'li oldu...

    Darbeyle gelen Cemal Gürsel...

    Partili filan değildi, askerdi. Ancak o da halkın her kesimine aynı şekilde sıcak yaklaşamadı...

    Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, farklı düşüncelere sahip ve tercihleri de farklı olan yurttaşlara yansız bakabildiler mi...

    Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı olarak neden sevildi...

    Partili değildi ve tarafsızlığını bozmadı da ondan!

    Partili cumhurbaşkanlığı kurumuyla eskiye mi dönmek istiyoruz...

    Ülkeye yazık ederiz!

    Parlamenter demokrasiyi güçlendirecek yerde budamaya kalkışmak bizi çağdaş ve örnek bir İslam ülkesi olmaktan uzaklaştırır...

    Demokrasinin mefhum-u muhalifi yani karşıtı bir sistemden kaçınmalıyız...

 

Başkanlar da azledilir

 

     DİLMA Roussef'i tanımayabilirsiniz...

     Tanıtayım; Brezilya'nın kadın devlet başkanı...

     Görevden alındı, yani azledildi...

     Nedeni de, bütçe rakamlarıyla oynamak ve halkını, ekonomiyi iyi göstermek suretiyle kandırmak...

     Aklanırsa göreve devam edecek; o tarihe kadar da cumhurbaşkanlığı sarayında oturabilecek...

     Ne demek istediğime gelince...

     Hiiiçç...

     Sadece demokrasilerde, devlet başkanlarının da görevden alınabileceğini duyurmak istedim...

    

Önünde sonunda yapılacak

     MHP'de değişim kaçınılmaz...

     Yarın olmazsa başka bir gün olur!

  Önceki akşam bir kanalda MHP'liler durum muhakemesi yaptı...

     Gelişmelerin lehinde ya da aleyhinde konuşanlar, bir yandan beş başkan adayı çıkaran parti içi muhalefeti okşamaya çalıştı, bir yandan da Devlet Bahçeli'yi...

     Konuşmacıların biri bile milliyetçi ülkücü hareketi siyaseten güdük hale getirenin kim olduğunu açıkça söyleyemedi...

     Maalesef hepsi mırın kırın etti!

     Konuyla bağlantısız gibi görünüyor ama anlamlı bir şey söylememe izin verin; ülkede korku, birileri yüzünden akut hastalık haline geldi ve yayıldı!

 

DERKENAR

     YAZIYA nokta koyacağım sırada Hakkari Çukurca'dan acı haber geldi. Çatışmada altı askerimizle iki helikopter pilotu subayımızı şehit verdik. On Mehmetçik de yaralandı ve tedavi altına alındı... Siyaset kulislerinde o sırada hâlâ başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı konuları tartışılıyordu. Bir memlekete bakın değerli okurlar, bir siyasete... Ne haldeyiz görün!

BİR SÖZ

     BÜLBÜLLER ötmeye başlayınca kargalar susar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş