İslamcı renklere bürünen Gladyo

İsrafil K.KUMBASAR

İktidarın ‘gizemli bir süreç’ sonunda altın kase içinde AKP’ye sunulmasına ilişkin tartışmalar sıkça yapıldı. ‘Toplama’ kadrolara bu kapının aralanmasından çok, o kadroları ‘bir arada tutan’ niteliklerin irdelenmesi gerekiyordu ki, buna kimse yanaşmadı. Dolayısıyla hükümete ve hükümetin başına yönelik eleştiriler çoğu kez cılız kaldı, hatta AKP’nin ekmeğine yağ sürdü.
Başka bir ifadeyle imparator, ‘çocuklarından’ birini devre dışı bırakıp ‘yeni çocuğuna’ taç giydirdiğinde, muhalefet hata kabul etmez oyunların içine çekildi.
ABD 1990’ların başından itibaren ‘medeniyetler çatışması’ öngörüsüne paralel bir şekilde kimi zaman açıktan açığa İslam’ı hedef aldığı halde, iç politikada sözde bir ‘İslamcı’ dalga geliştirip, ‘Yeni Osmanlıcılık’ yutturmacasıyla mevzilerini tahkim etti.
Küreselleşmenin yönü, komünizmden sonra haçlı karşısındaki tek direnç noktası olan İslam’ı da bertaraf etmekten yanayken, ilginç bir şekilde kendilerini ‘İslamcı’ diye nitelendirenler ivme kazandı.
Bunun bir diğer örneğini de Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkilerde gözlemek mümkün.
Yine çok garip bir şekilde bütün İslam coğrafyasında ‘bahar rüzgarları’ (!) estirildiği halde, ‘Vehabiliğin beşiğinde’ bir sarsıntı gözlenmedi.

***


Oysa kıyısından köşesinden bu işlere bulaşmış herkes bilir ki, Rusya’daki İslami grupların da, Afganistan’da kendi çapında direnişte (!) bulunan El Kaide’nin de üremesi ve palazlanmasında en önemli etkenlerden biri Suudi Arabistan’dır.
Daha da ilginci sırf bu Suud etkisini kırmak için Türkiye’nin söz konusu ülkelerden öğrencileri getirip, ‘tedip edilmiş’ cemaatlerin yanına yerleştirmesi, oralara TIR’lar dolusu dini kitaplar göndermesidir.
Belki buradan bir dönem İran’a karşı yürütülen ‘dıştan dost’ görünüp, ‘arkadan kuyu kazma’ politikasının izlerini hatırlayıp bir sonuca gitmek mümkün olabilir.
Kim bilir, ABD’nin bizdekilere göz yummasının ardında böylesi bir ‘pazarlık’ da ihtimal dahilindedir.
Hatırlayınız, Ermeniler Azerbaycan’a saldırdığında bugünün iktidar sahiplerinin ağababası Turgut Özal, “Onlar Şii, İran ilgilensin” buyurmuştu.
İmparatorun Türkiye’de giriştiği ‘değişim/dönüşüm’ hareketi için bu ‘toplama kadroyu’ seçmesinin birden fazla nedeni olduğu aşikar.
Bunlardan ilki, ‘önceki çocuk’ eliyle ülkede bir takım kirli işler çevrilip halkın ‘kendi devletine’ düşman edilmesi.
Bir diğeri mevcut kadronun önemli bir bölümünün Osmanlı döneminde saraydan yemlenen, öyle değilse ‘vergi’ ödemeyen, ‘askerlik’ yapmayan, bir tür ‘derebeylik’ statüsüne sahip kişilerin torunlarından oluşması.
‘Etnik’ konulara hiç girmiyoruz, o sayfa zaten Türk tarihi açısından birçok hadisenin de düğüm noktasıdır.

***


Ve nihayet en önemli etken iktidara destek veren güruhun elebaşlarının geçmişten beri ‘güce yakın olma’, ‘güçten nemalanma’ alışkanlıklarıdır ki, bu artık genlerine işlemiştir.
Mesela, son operasyon 28 Şubatçılara karşı yapıldı ya, her gün ‘hangi paşanın’ kimi sigaya çektiğini manşete taşıyanlar, ‘o paşaların tavassutu’ ile işe aldıkları kişileri halen istihdam ettiklerini nedense unutuyorlar.
Hani hazret böbürlene böbürlene, ‘azınlık vakıflarına’ ait gayrimenkulleri iade etmekten dem vuruyor ya.
İnsan şöyle havaalanından evine gidip gelirken sağdaki soldaki yapılara bir bakıp “Bu mülk hangi vakfa aitti, şimdi kim kullanıyor” diye sorar değil mi?
Acaba böyle bir sorunun sorulmamasının sebebi, bir takım menfaat şebekelerinin “Size tam biat ettik” yollu taahhütleri midir?
Bu ve benzeri soruları sırf imparatorunun ‘gerçek niyetini’ sorgulama adına sormak zorundayız.
Hatta bir adım daha ileri gidip ‘kozmik odaya’ giren ‘özgürlükçü’ anlayış, ‘NATO bursu’ ile tahsil gören, ‘komünizmle mücadelenin’ gönüllü neferi olup yayınlar yapan, bugün de Suriye’nin vurulması için bültenler çıkartıp, altyapı oluşturan isimler için ne düşünüyor, diye soralım.

***


Madem bu ülkede ‘ileri demokrasi’ var.
Muhalefetin, sivil toplum kuruluşlarının, aydınların ‘kürtaj’ gibi, ‘tiyatro’ gibi göz boyamaya matuf oyunların içine çekilmesi yerine, ‘başka soruların’ peşine düşmesi gerektiğine inanıyoruz.
Hodri meydan, asker kökenli ‘kanaat önderlerinden’ başlayın bakalım.
Yoksa Gladyo suret değiştiriyor da milleti mi uyutuyorsunuz?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş