İslamcı teori çöktü

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Nasıl? Demokrasi herkese lazımmış değil mi? Tek başına İslam devleti oluşturmak veya sadece “Müslüman’ım” diyenlerin iktidar olması yetmezmiş değil mi? Eğer yetseydi, eğer işin içinde başka argümanlar olmasıydı, “dindarım” diyenler kavga eder miydi?
Cemaat-iktidar kavgasının beraberinde getirdiği, topluma öğrettiği çok şey var.
Bir taraftan “Milli Görüş” , öte taraftan cemaatçi anlayış, ikisi birlikte “ılımlı İslam Devletine” giden tüm taşları temizlediler. Ulus-devlet diyerek beğenmedikleri Kemalist söylemi ve onların söylemiyle “vesayetçi sistemi” tasfiye ettiler.
Devlet el değiştirdi.
Yasamada onlar hâkim.
Yürütme zaten onların.
Yargı ise Türk tarihinin en tartışmalı alanı olarak yeni bir anlam kazandı. Kimilerine göre cemaatçi grup çok daha güçlü.
Aynı şekilde polisin kimlere teslim edildiğini Şamil Tayyar açıkladı.
Türban kamusal alana indi.
Ve bir baktık ki, İslamcıların ortak inşa ettikleri iktidarda -isterseniz yeni devlette diyelim- kavga çıkmış. Müslümanlar, öteki Müslümanlardan rahatsız.
İşe bakınız..
Müslümanların Kemalizm’den arınmış, Türklüğü üst kimlikten çıkarmak üzere olan vesayetsiz yeni devleti, ceberut devlete dönüşmüş. Bir üst egemen olarak kamu otoritesini kullanarak “full dindarım” diyenleri tasfiyeye zorluyor. “Devlet sırrı” denilen belgeler ortalıkta dolaşıyor. Herkesin gizli kasası varmış meğer. İçinde kim bilir ne gizli belgeler var..
Bu durumda demek ki neymiş, demokrasi seçimden ibaret değilmiş.
Başka?
Müslüman devlette kursanız, öteki yaratabiliyormuş. Ve en önemlisi herkese devlet iktidarına boyun eğmeyi dayatabiliyormuş.
Çok daha önemlisi, Müslüman devlet, vesayetsiz devlet, Kemalizm’den uzaklaştırılan tüm ceberutluğu gitti sanılan devlet, din kardeşlerin arasını açabiliyormuş. Hatta biri lehine ötekinin özgürlüklerini kısıtlayabiliyormuş.
Öyle ise ne lazım şimdi?
Gerçek anlamda bireyin, toplumun ve siyasal kesimlerin özgürlüklerini garanti altına alacak, devleti ceberut olmaktan çıkaracak bir sistem. Yani, hukukun üstünlüğü garantisi, insanların inançlarını farklı Müslümanlık algıları bile olsa baskı görmeden dillendirecekleri salt demokratik sistem.
“Sen de Müslümansın ama ben farklı bir yoruma sahibim. Bu anlamda inançlarımı özgür yaşamak istiyorum” diyeceği bir düzene ihtiyaç varmış. Gerçek demokrasiye.. Demokrasi ve hukuk devleti olmazsa olmaz şartlardan biriymiş demek.
Seçim yoluyla olsa da devleti ele geçirdiğini sananlar, kendi inanç ve dini yorum farklılıklarını başkalarına dayatmamalı. Bu durumda devlet, hiçbir dinin, mezhebin, ideolojinin baskı aracı yapılmamalı.
Kısacası laik olmalı..
“Devleti Kemalizm’den kurtarıp, İslamileştirirsek toplumu da ehillileştiririz” diyenlerin teorisi çöktü. Hatta “insanları dindarlaştırırsanız her taraf güllük gülistanlık olur. Milli birliği ulus (millet) bağlamında değil İslam bağlamında oluşturmuş oluruz. Milletleştirme (uluslaştırma) insanları tek bir potada eritiyor, bir bakıma asimile ediyor” teorisi de çöktü.
Yine cumhuriyet ve demokrasi haklı
çıktı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları