İslami burjuvazi tartışmaları!

Özcan YENİÇERİ

Milli Gazete yazarı Eygi, “Haram yiyenlere uyarı” başlıklı köşe yazısında “Ey haram yiyenler, ey gayrimeşru yollarla zengin olanlar, Şeytanlardan aldığınız fetvalar sizi kurtarmaz” diye yazmış. “Hırsızlıkla, haramla, soygunla Müslümanlık bağdaşmaz. Saçı bitmedik yetimlerin hakkını yiyorsunuz. Halkın bütçesinden meşru olmayan yollarla para apartıyor ve kara zengin oluyorsunuz”. “Müslüman haram yer mi? Kara para zengini olur mu? Dünyanın çeşitli yerlerinde villalar, köşkler almışsınız, gerekirse oralara kaçacakmışsınız. Sizi bekleyen dünyada rezillik, ahirette rezilliktir”.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Bardakoğlu da, “Kâbe manzaralı oda tutkunu hacıların torpil talepleri” yüzünden tansiyonunun çıktığını söylemiş. Bardakoğlu, “Kâbe’ye bakarak kahve içmek, dini duyarlılığımızı da incitiyor. Ama bizim hacılarımız, ’Benim penceremden Kâbe görünmüyor’diye bizimle kavga ediyor. Bana ulaşamazsa Ankara’dan zevata ulaşıyor. ’Başkan bir ilgilenemez misiniz?’dediklerinde, bizim tansiyon o zaman çıkıyor. Kâbe manzaralı oda kavramını tümüyle reddetmemiz lazım” dedi.
Sefa Kaplan ise, “Kentli İslam köye yenildi mi?” başlıklı başka bir yazı kaleme almış: “Mimarı Sinan, bestekârı Itri, şairi Şeyh Galip, meczubu Neyzen Tevfik olan İslam, nasıl oldu da çok değil 150-200 yıl içinde gecekondudan beter camilerin, karşısındakinin gözünü oymaya baştan kararlı insanların dini haline geldi? Yunus Emre’den Pir Sultan’a, Hacı Bayram’dan Hacı Bektaş’a tasavvufun zirvelerine omuz vermiş bir kültür nasıl oldu da sadece gösterişi öne çıkaran beş yıldızlı otel iftarlarına, lüks ciplerde hava atanlara mahkûm oldu?”

Değerler çığırından çıkınca!
Son zamanlarda “Allahsız Müslümanlık”, “Allah’la Aldatanlar” ve “Öteki Din” adlı kitaplarda dinin din olmaktan çıkması konu ediliyor. Din güncelin, siyasetin, rantın ya da ticaretin aracı haline gelince din olmaktan çıkıyor.
Kutsallar gücün, zenginliğin, (Kuran’ın tabiriyle) “heva ve heves” in aracı haline getirilince maneviyat tam anlamıyla materyalistleşiyor. Eşyayı olduğu gibi manevi değerleri de maddeye indirgeyenler esasta aynı şeyi yapıyor.
 Bir dindarın bir ateistin yasalardan korktuğundan daha fazla Allah’tan korkması gerekir.  Bundan yüz yıl önce Dostoyevski “Tanrı yoksa her şeye izin vardır” derken bunu kastetmişti. Dindarın hem Allah’ın hem de yasaların müeyyidesinden korktuğu için iki defa daha dikkatli olması gerekir.
Mekke’de bile Allah’ın rızasını almayı değil de Kâbe’nin manzarasını satın almaya çalışanlar, gerçekte inançlarını takas etmiş olmuyorlar mı? ‘Kul hakkı yiyenler’ için Kuran’ın dedikleri de ortadadır. Adam hem mümin olduğunu söylüyor hem de kulu, hakkıyla birlikte yiyip yutuyorsa onun için söylenecek herhangi bir söz olamaz. Hasbiliğin, estetiğin, nezaketin ve zarafetin dili olan İslam; kaba ve yobaz tavrı kaldırmaz. Bugün eğer Mimar Sinan’ın yerini Veli Göçer; Hacı Bayram’ın yerini de Hizbullah almışsa bunun bir nedeni olmalıdır. İlim gibi imanın da itibar görmediği yerden göç ettiğini birileri yüzyıllardır söylemektedir.
Asaletin yerini rezalete, tevazunun yerini şatafata bırakması insanların onlara yüklediği değerlerle ilgilidir. İnsanların geleneksel olarak milli, manevi ve ahlaki değerlere verdiği anlamlar değişmiştir. Bugün yalnız dini değerler değil bütün insani değerler yörüngesinden çıkmıştır. Yörüngesini terk eden her cismin tehdit oluşturması da doğaldır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş