İşportacı bankacılık

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Türkiye’de bankacılık sektörü öyle bir hale geldi ki artık sözün bittiği noktadayız diyebiliriz.
Bankalar yeterince kredi verecek müşteri bulmakta zorlandıkları için gözünü teknoloji market, beyaz eşya ve mobilya sektörü mağazalarına dikti.
Bankalar her hangi bir mağaza ile anlaşma yapıp onun bilgisayar ekranına bir program tanımlıyor ve bu program aracılığı ile kredi girişi yaptırıyor. Bunu yaparken de usulen 4 rakamlı numaraya T.C. numaranla mesaj attırıyor ve ister cep telefonu, ister mobilya istersen beyaz eşyayı istediğin aya kadar taksitle alıyorsun.
Tabii taksit derken öyle peşin fiyatına 24 ay değil, üzerine yüzde 2 faiz koyarak.
Bankalar bu işi ilk olarak cep telefonunda uygulanan taksit yasağını atlamak için kullandı. Baktı ki bu iş güzel tuttu, şimdi bunu beyaz eşya ve mobilya mağazalarında da uygulamaya başladı.
Mağazalardaki her kasiyer, aynı zamanda banka için çalışan bir eleman haline geldi.
Türkiye genelinde on binlerce kişi, bankalar için çalışmaya başladı.
Bedava eleman...
Maaş yok, sigorta yok, tazminat yok, mesai yok dahası hiç bir şey yok!
Sadece 5-6 sayfalık banka kredi sözleşmesini imzalatacak o kadar.
Bu iş o kadar yaygınlaşmaya başladı ki, Türkiye’nin en büyük bankaları bile bu işi yapmaya başladılar. Rekabetle birlikte bankalar bu defa kasiyerlere kullandırdıkları her kredi için yüzde 1 prim vermeye başladılar.
Bu olayın iki boyutu var.
Birincisi yasal olmaması:
Bankacılık hizmet ve kredi sözleşmesinin bankada veya zorunlu hallerde bankacı huzurunda imzalanması lazım. Sözleşmenin banka personeli haricinde şube dışına çıkartılması suçtur. Ayrıca, şube dışında bankacı gözetimde alınmayan imzalar geçersizdir. Bankacı olmayan biri, banka adına kredi ve hesap sözleşmesi imzalatamaz ve imzalatma yetkisi de yoktur. Sözleşmeyi imzalayan kişi, yarın olası bir itilaf halinde bu sözleşmeyi kabul etmeye bilir ve imzaya itiraz edebilir.
Olayın ikinci boyutu bankacılar:
Olayın vahim bir başka yönü ise bankacılık mesleğini bir anda ortadan kaldırması. Bir kişi bankacı olabilmek için ekonomi ya da bankacılık okuyor. Bununla da kalmayıp çeşitli eğitim programlarından geçiriliyor. En önemlisi, Sermaye Piyasaları Lisansı için çok zor bir sınava giriyor ve bu belgeyi alıyor. Sen kalkıyorsun bu insanları yok sayıp, bunu hiç bir eğitimi ve özelliği olmayan bir kasiyere yaptırıyorsun.
İşporta mantığı
Bankaların artık icraatları kontrolün dışına çıktı. Müşteri hesaplarından kafalarına göre para tırtıklamalarından tutun da daha bir çok akla mantığa gelmeyen yöntemlerle masraf alması ve yine zorla ürün sattırması, hepsi tam bir işportacı mantığı taşıyor.
Hani işportacılar meydanlarda mal satar, zabıta gelince hemen kaçar ya işte aynen öyle. Bankalar da BDDK gelene kadar istediğini yapıyor. BDDK da gelince nasıl olsa bir şey olmaz mantığı ile o işten vazgeçiyor.
Burada sorun bankaları işportacı gibi çalıştıran denetleyici ve düzenleyici kurum BDDK’dır.
Bir banka şubesinin müşteri hesaplarından yasal olmayan yollarla para çalmasını bir gazeteci belgeleriyle yayınladı. Aradan 6 ay geçti ve BDDK halen kamuoyuna bu konuda ne yaptı? Bir açıklama bile yapmadı. Ben bu köşeden bugüne kadar 6 kez, BDDK yetkililerine sordum. Usulsüz yöntemlerle müşteri hesaplarından para alan bu banka ve şube müdürü hakkında hangi işlemi yaptınız.
BDDK’dan tık yok!
Bu konunun ısrarlı bir takipçisi olarak BDDK’nın peşini asla bırakmayacağız. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları