İsrail ile en çok işbirliği yapan hangi hükümet?

İsrafil K.KUMBASAR

Bomba, kan, gözyaşı...
Filistinli Müslümanlar, yeni yılı yine yukarıdan tepesine yağan bombalarla karşılıyor.
Dünya tarihine ‘soykırıma’ uğrayan mazlum bir ırkın mensupları olarak kendilerini tescil ettirenler, buldukları ilk fırsatta ‘Yahudi’ olmamaktan başka hiçbir suçu olmayan insanları binlerce yıldan beri yaşadıkları topraklardan söküp atmak için alenen ‘soykırım’ uyguluyorlar.
Bütün kâfirler ve onlara ‘dostluk’ edenler, sanki bir olmuşlar, ‘bombaları’ yağdıran zalimleri kınamak yerine, ‘suçu’ o bombalarla paramparça olan mazlumlarda arıyorlar.
Bombalar, yalnızca Filistinlilerin değil, ‘onların şahsında’ bütün müslümanların tepesine yağıyor.
Peki İslam dünyası ne yapıyor?
Ne yazık ki, hiçbir şey olmamış gibi, sırtının üzerine yatmış, horul horul uyuyor.
Saldırıları önce ‘insanlık suçu’ olarak nitelendiren BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, ardından alelacele Suriye, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan’ı kapsayan bir Ortadoğu turuna çıktı.
Peki bu gezi kimin adına düzenleniyor?
Türkiye’nin mi, yoksa BOP’un mu?

* * *


Bir zamanlar, Filistin’de ‘bir tek insan’ ölse ortalığı ayağa kaldıran sözde İslamcılar, şimdi habire yemlendikleri için kendilerinden saydıkları iktidarı sıkıntıya sokmamak için, sus pus oldular.
‘İslamcı’ geçinen gazetelerin yazarları, ‘asker’ üzerinden ateş edip, Türkiye’nin İsrail ile ‘askeri işbirliğinde’ çok ileri gittiğini yazıp çiziyorlar.
Hiçbir Allah’ın kulu çıkıp da sormuyor:
Türkiye’de, bugüne kadar tam 60 hükümet geldi geçti.
Bu 60 hükümet içerisinde, İsrail ile ‘en büyük işbirliği anlaşmalarını’ yapan hangi hükümet?
Enerji ile ilgili sessiz sedasız yapılan ‘milyar dolarlık’ anlaşmaların altında kimlerin imzası var?
Dünyanın ‘kendine yeten’ yedi ülkesinden biri olan Türkiye’nin ‘tohumuna’ varıncaya kadar bütün tarım politikaları kimler tarafından İsrail’e teslim edildi.
GAP bölgesindeki verimli azariler, hangi hükümet tarafından İsrail firmalarına satıldı?
Neymiş efendim, Erdoğan kızıyormuş?
Külahıma anlatsınlar.

* * *


Türkiye’de kendilerini ‘en hakiki Müslüman’ olarak tanıtanlardan tuzu kuru olanlar, zaman zaman ‘üç dinin merkezi’ olarak bilinen Kudüs’ü ziyaret edip, yine ‘üç dinin buluşma noktası’ olarak bilinen Mescid-i Aksa önünde ağlayıp, dua ediyorlar:
- “Allahım bu mübarek mabedi bir gün yeniden Müslümanlara nasip eyler, bu kutsal şehri keferenin zulmünden kurtar.”
Peki aynı kişiler, Türkiye’ye dönünce ne yapıyorlar?
Saksı gibi art arda dizilip, yüzde yüz Müslüman olan bir coğrafyada, Adana’da, Hatay’da, Ankara’da, ‘cami’, ‘kilise’ ve ‘havra’dan müteşekkil, üç dini temsil eden ortak ibadethane açanlara alkış tutuyorlar.
Buna da ‘hoşgörü’ ve ‘diyalog’ diyorlar.
Sonra çıkıp, Mekke’nin fethini kutluyor.
Mekke’nin fethi sizlere mi kaldı ulan.
Siz kimsiniz, ‘fetih’ kim.
Zübükler.

* * *


Ey ‘İslam’ın onuru’ adına, yaşadıkları toprakları terk etmeyerek, ‘canları’ pahasına şanlı bir direniş mücadelesi yürüten yapayalnız kardeşlerimiz.
Sizlere asla layık olamadık.
Affedin bizleri.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş