İsrail ile savaşanları da Silivri'ye gönderirler mi?

İsrafil K.KUMBASAR

İsrail hükümeti, açık denizde operasyon düzenlenmesine yönelik bir karar alıyor.
İsrail Silahlı Kuvvetleri, aslında bir ‘savaş ilanı’ niteliğinde olduğunu bile bile, ‘sonunda ne olur’ endişesine kapılmadan o kararı ayanen uyguluyor.
Neden?
Çünkü İsrail’de ‘hükümet’ ile ‘ordu’ arasında bir ‘güven bunalımı’ söz konusu değil.
Hükümet ordunun ‘itaatinden’, ordu ise hükümetin ‘niyetinden’endişe etmiyor.
Neden?
Çünkü İsrail hükümeti, askeri ‘yıpratabilmek’ için, ‘ordu’ ile ‘halkı’ karşı karşıya getirebilmek için her gün yeni bir ‘ayak oyununa’ başvurmuyor.
Ordunun ‘nüfuzunu’ kırabilmek, ‘etkisini’ azaltabilmek için, kapalı kapılar arkasında bir takım ‘karanlık anlaşmalara’ imza atmıyor.
‘Terör örgütüne karşı’savaşan askerleri, ‘terör örgütü üyesi’ oldukları gerekçesi ile yaka paça gözaltına alıp cezaevlerine tıkmıyor.
Kafasına ‘çuval’ geçirilen askerler ile, “Ne notası, müzik notası mı?” diye dalga geçmiyor.
Peki ya Türkiye’deki manzara?

* * *

Dünya lideri, Davos’ta ‘One Minute’ dedi.
İsrail hükümeti, eline geçen ilk fırsatta, zat-ı muhteremin ‘kararlılığını’ test etmek için  “Two minute” karşılığını verdi.
Şimdi vatandaş “Three Minute” bekliyor.
Türkiye’nin, 72 saat içerisinde ‘3 milyon’ kişiyi silah altına alabilecek, elindeki ‘cephane’ve ‘iaşe’ile 3 ay boyunca ‘24 saat’savaşabilecek bir ordusu var.
Savaş istiyorsanız, buyurun savaşa.
Ama iş ‘fiili’eyleme geldiğinde, hükümet ‘büyük bir çaresizlik’ içerisinde bocalıyor.
İsrail’in yaptığı alçaklığa ‘misli’ ile karşılık vermek yerine, aslında ‘İsrail’in bir yan kuruluşu’ gibi hareket eden ‘BM’ve ‘uluslararası kuruluşları’ devreye sokarak, ‘İsrail’e karşı’ karar çıkartmaya çalışıyor.
Neden?
Çünkü, Türkiye’de ‘hükümet’ile ‘ordu’ arasında derin bir ‘güven bunalımı’ var.
Hükümet, İsrail’e karşı alacağı ‘savaş’kararının, ‘kadük’ kalmasından korkuyor.
Cepheye sürülmek istenen askerlerin, hazır önüne fırsat çıkmışken,  “Önce şu içerideki meseleyi halledelim” arayışına girmesinden endişe ediyor.
Çocukları cepheye gönderilecek vatandaşların, “Askerlikten kaçan kendi çocuklarınız önden buyursun” demesinden çekiniyor.

* * *

Hani, “Teslimiyet ile bölge liderliği olmaz. ABD-AB-İsrail eksenindeki politikalardan kurtulup, kendi milli/ulusal politikalarımızı devreye sokalım” diyen her kim var ise, “Hükümeti yıkmaya teşebbüs ediyorlar” diye tepelerine inip susturmaya çalışıyordunuz ya...
Demek ki öyle ‘kuru sıkı’hamaset lafları ile ‘peynir gemisi’ yürümüyormuş.
Demek ki ‘güçlü bir ordu’ olmadan, asla ‘güçlü bir devlet’ olunamıyormuş.
Demek ki, ‘ülkenizin egemenliğini’ başkalarına devrettikten sonra, ‘Osmanlıcılığın’ oyunu dahi oynanamıyormuş.
İşte böyle, ‘korsan’ bir devletten bir kaç kurşun yiyince, ‘dişleri dökülmüş’ bir aslan gibi ‘aciz’ ve ‘gülünç’ duruma düşüverirsiniz.
Eğer bugün terör örgütüne karşı savaşanları, gece yarıları evlerinden alıp Silivri’ye postalarsanız, yarın İsrail’e karşı ‘doğru dürüst savaşacak’ kimse bulamazsınız.
‘Bedelli’ askerlik  için her gün kapınızı aşındıran ‘yeni yetme’ mücahitleri asker, Bilal ile arkadaşlarını da ‘general’ yaparsınız, verirsiniz ellerine ‘tahta’tüfekleri, doğru cepheye.
Sonucu artık siz düşünün.

* * *

Dün ‘İsrail’in beslemesi’ olan terör örgütüne karşı savaşanların ‘başlarına neler geldiğini’hep birlikte gördük.
Yarın İsrail’e karşı savaşacak olanların da, Silivri’ye postalanmayacaklarını kim garanti edebilir?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş