İsrail mi İskenderun mu?

A+A-
Behiç KILIÇ

İskenderun’da altı şehit, yedi yaralı...
Akdeniz’de İsrail’in vurduğu gemide en az 16 can kaybı...
Türkiye’nin ağır bilançosu bir günlük...
Gazze yolunda, İsrail kurşunları ile can verenler, inandıkları dava uğruna ölümü göze almışlar ve hatta ölümü seçmişlerdi...
Ölmekten korkmuyorlardı.. O yolda ölmenin kendileri için orantısı yüksek bir seçenek olduğunu biliyorlardı...
Ne Birleşmiş Milletler, ne o malum medeni Batı’nın bu yolda kendilerini İsrail’in silahlarına karşı yalnız bırakacağının bilinciydiler...
Bir ihtimal, uyuyan vicdanları uyandırabilmeyi umuyorlardı...
Ama ölüm önlerindeydi!..
Ama İskenderun şehitleri?!.
Bir vatandaşlık görevi gereği oradaydılar... Hiç bir kimse için, ülke için, dünya için içlerinde husumet kin nefret yoktu...
O askerler kimsenin düşmanı değildiler...
Yaşamak, en büyük ülküleriydi ve ölmeyi falan düşünmüyorlardı...
Vatan borcu için oradaydılar, borcu ödeyip evlerine dönüp basit hayatlarını vatandaş olarak sürdüreceklerdi.
İki olay budur...
Benim söyleyeceğim bir çift söz de şudur...
Eşkıya gelmiş, İskenderun’da son derece korunaklı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait bir üssü basmış!..
Altı vatan evladının canını almış!..
Benim için bundan daha önemli bir olay yoktur...
Yoktur ama...
Memleketin manzarasına bir bakıyorum... Sokaklara adam toplamak için yandaş matbuat çağrılar yapıyor, caddeler Filistin bayraklı adamlarla kadınlarla doluyor...
Hep beraber yakılan ağıtlar Gazze üzerinden İsrail seferine çıkmış cengaverlerin başına gelenlerle ilgili...
Yürekleri yanık...
Yanık ama yanan yüreklerinde PKK baskını ile canları toprağa düşen Mehmetçikle ilgili hiçbir tepki yok!..
Varsa yoksa Gazze yolu...
Arkadaş ne Gazze’si?!.
Memleketinin tepesinde dolaşan ellerin farkında olmamak da neyin nesi?!.
Haçlı saldırısıysa al sana tam AB patentli Haçlı saldırısı...
Son bir haftada, bu toprağın gencecik kaç tane evladının şehit olduğundan haberiniz yok mu?! Neden bunca şehit sonrasında aklınıza Gazze için gösterdiğiniz tepkiyi göstermek gelmiyor...
Hem nasıl oluyor da şehit cenazelerinde patlayan toplumsal isyanlar suç oluyor da, Gazze üzerine İsrail’le karşı bile bile yürüyenlerin karşılaştıkları “kader(!)” sonrası, bir takım bilenmişleri sokaklara döküp savaş tamtamları çaldırmak masum gösteri oluyor...
Ne dedik “kader”..!
Başbakanınız, hani “maden kazasını kadere” bağlamıştı ve “işin naturasında var ölmek, kader” demişti ya...
İsrail’in “gelme vururum” demesi üzerine, açık namlusuna gitmek de öyledir, “kader” dir... Yani, gemi ile İsrail silahlarının üzerine gidenler “kaderlerini” bilerek gidiyorlardı, öyle değil mi?!
Mantık bu ise, sokaklara dökülecek bir durum yok, öncelikli konu olarak!..
“Kaderi” değiştirmek için tepki gösterilecekse, sokaklara dökülünecekse, önce bu vatan için toprağa düşenler için...
Vatanın “makus kaderini” değiştirmek için... Kendi evlatlarının toprağı için...
Sokaklara toplumsal tepkiyi koysanıza...
Gazze’yi de sonra düşünürsünüz!..

Yazarın Diğer Yazıları