İsrail ve akıl uykusu...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Okuyacağınız yazının benzerini 2010 yılında da yazmıştım. Orta Doğu’da gelişen olaylar nedeniyle aynı konudan yine söz edeceğim.

Akıl, canlı türlerinden insana Tanrı’nın görkemli bir armağanı. Bir gerçek var ki; insan, aklını donattığı sürece güçlü... Peki, akıl nasıl donatılır? Akıl sadece bilgiyle donatılır. Francis Bacon 16. yüzyılda “Bilgi güçtür” derken; bu anlamda çok kesin bir gerçeği anlatıyordu. 
Bilgiyi oluşturmak, edinmek, kuşkusuz emek ister. Bu emeğe katlanan insanlar doğal olarak işlek, uyanık bir akıla sahip oldukları için başarılı olurlar. Aklı uyuyanlar ise, aklı uyanıkların buyruğuna girer! Dünyamızdaki katı gerçek budur. Bu dün de böyle olmuştur; bugün de böyledir!
1967 Arap-İsrail Savaşı sırasında Kahire’de El Ezher Camisi’nde toplanan Araplar “Yarabbi, başımıza bomba yağdıran şu Yahudileri kahhar sıfatınla kahret” diye yalvarmadan önce; düşmanın elindeki silahtan daha üstününü yapmaları gerekirdi... Tanrı’nın armağanı olan akıllarını, Yahudi dedikleri o insanlardan çok daha donanımlı duruma getirmeleri gerekirdi... Bu yapılamadığı için, o küçücük İsrail -çok ilginçtir- Birleşik Arap dünyasını 1948, 1967 ve 1973 savaşlarında kesin olarak yendi.
(İliştiri: Savaşlardan söz ediyoruz ama, şu da var ki; aklı uyanık insan toplulukları, dudak uçuklatan silahlar yanında, dünya insanlığına yararlı ürünler de armağan ettiler ve ediyorlar; onların yaptığı uçaklara, otomobillere binmemiz; telefonları, bilgisayarları kullanmamız gibi!)
Akıl donanımı, müspet bilgiler önceliği biz Türkler için de geçerli. Pek çok bilim insanımız bu konudaki ’perişanlığımızı’bildiği için, yurt dışında edindikleri ilginç bilgileri sadece öğrencileriyle değil; bizlerle de paylaşıyorlar. Gezdikleri ülkelerin insanlarındaki akıl donanımını anlatarak; Türk halkını bilginin, bilimin iklimine çekmeye çalışıyorlar. İşte bu soylu işi yapanlardan birisi de Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın İbrahim Ortaş!
Sayın Ortaş bilimsel çalışma için gittiği İsrail’deki izlenimlerini anlatırken “İsrail’de Eğitim Birinci Öncelik” başlıklı bölümde şöyle diyor:
“İsrail güvenlik kaygısı en yüksek olan ülkelerin başında geldiği için eğitime çok önem vermektedir. Onun için eğitim her şeyin başında geliyor. İsrail’in Orta Doğu’daki varlık nedeni eğitim, bilim ve teknolojiye verdiği önemde gizlidir. Küçük ancak nitelikli nüfusu ile uçak ve elektronik sanayisi ile dünyaya meydan okuyabilmektedir. Tarım teknolojileri tohum ve damla sulama teknikleri ile dünyanın tarımsal çehresini değiştirmiştir. Ünlü Çin özdeyişinde belirtildiği üzere” Planın, hedefin bir yıllık ise pirinç ek; on yıllık ise ağaç dik, yüz yıllık ise insan yetiştir “ anlayışına uygun olarak insana yatırım yapmış. Üniversitelerinde dünya klâsmanında bilim yapılmaktadır.” 
İşte İsrail’in gücü bu sözlerde saklı!
Ve İsrail şu günlerde Gazze’yi yıkıyor, yakıyor, öldürüyor ve bizler de üzülüyoruz... 
Peki... İsrail niçin bu kadar üstün?
İsrail üstün; çünkü o küçücük devlet, insan beynine yatırım yapıyor. Bir din devleti olmasına karşın; insanını öncelikli olarak teknolojik bilimlerle donatıyor. O çölde, akıllara durgunluk veren harikalar yaratıyor. Eğitimde hiçbir şeyi ıskalamıyor; yurttaşlarını yaşamın en zorlu günlerine hazırlıyor.
İşte bunun için İsrail -savaş da dahil- her konuda başarılı... 
Yaşadığımız dünyanın gerçeği şudur: Devletler halkını ezdirmek istemiyorlarsa, yaratıcı eğitime öncelik vermeli; yüksek teknoloji destekli ağır sanayi kuracak üstün beyinler yetiştirebilmeli.
Acımasız bu dünyada onurluca ayakta kalmanın başkaca bir yolu da yoktur!
Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları