İsrail'e verilecek ders!

Özcan YENİÇERİ

Türkiye’deki iktidarlar, uzun yıllardan bu yana Avrupa ya da ABD denilince bütün varlığını armağana hazır bir görünüm sergilemekteydiler. AKP iktidarı, AB ve ABD ile birlikte bunun üzerine bir de Ortadoğu’yu ilave etmiş bulunmaktadır.

Ortadoğu bataklığı!
AKP iktidarının üçayaklı yöneliminde Ortadoğu’nun çok ağırlıklı bir yer tuttuğu görülmektedir. Türkiye, Başbakan Erdoğan’ın yönlendirmesiyle Ortadoğu’daki sorunların içine kontrolsüz bir biçimde yuvarlanmaktadır. Halbuki Ortadoğu’nun büyük bir gayya kuyusu olduğunu hep yazdık ve söyledik. İngiltere, Almanya, SSCB ve ABD gibi güçler bile onca petrole rağmen Ortadoğu’daki sorunların içinde kaybolmaktan kurtulamamışlardır. Büyük güçlerin yıkımı hep Ortadoğu’dan başlamıştır. Bu nedenle bütün ülkeler Ortadoğu’daki sorunlara karışmakta hep temkinli olmuşlardır.

Ortadoğu’da ölçüyü kaçırmak!
İsrail’e kafa tutmanın Arap dünyasının arka bahçesinde ürettiği sevgi ve sempatinin Başbakan Erdoğan’ı duygusallaştırdığı anlaşılmaktadır. Bunun üzerine bir de İsrail’in bölgede estirdiği terör ve katliam eklenince Başbakan Erdoğan önderliğindeki iktidar, hesapsız ve ölçüsüz bir biçimde Ortadoğu sorunlarının içine dalmıştır. Filistin sorununu  “milli dava” olarak ilan etmenin ya da Küdüs ile İstanbul’un kaderini birbirine bağlamanın mantığını bu algı türetmiştir. Türkiye’nin dış politikasını büyük ölçüde Ortadoğu ile bloke etmiş durumdadır. Bu, akılcı ve normal bir durum değildir. İşin ilginç yanı, bütün bu gelişmeleri iktidar yanlısı bir takım yazar-çizer takımı Türkiye’nin gücünün farkına varması ya da tarihiyle barışması olarak değerlendirmektedir. Türkiye’nin etkinliğinin Ortadoğu’ya doğru yayılması olarak nitelendirenler de çıkmaktadır.

Ortadoğu’nun gerçeği!
Halbuki, Ortadoğu’da görüntüler ile gerçekler her yerdekinden çok daha farklıdır. Ayrıca orada durumun göründüğünden çok daha karışık olduğu da bilinmektedir. Örneğin, Filistin’de Hamas’ın yanında olmak, FKÖ’nün ve Mahmut Abbas’ın karşısında olmak demektir. Gazze’nin Refah’taki kapısının açık olmasını savunmak, Mısır ve Suudi Arabistan ile karşı karşıya gelmek demektir. Bölgedeki bazı Arap ülkeleri Hamas ve Hizbullah’ı İsrail’den daha tehlikeli görmektedir. Sorun Ortadoğu’da sanıldığı gibi yalnız İsrail değildir.

İsrail’i iptal etmek!
Türkiye gibi köklü tarihi olan bir devletin dış politikası hamaset, heyecan ve duygusallığa kurban edilemez. İHH ve Mazlum-Der gibi kuruluşların gemilerinin Türkiye’nin dış politikasının rotasını belirlemesine de izin verilemez. Bir emrivaki karşısında kalarak Akdeniz’de yurttaşları katledilen Türkiye, bunun bedelini İsrail’e ağır biçimde ödetmelidir. Bu da ancak İsrail’in koyduğu kurallarla değil Türkiye’nin koyacağı kurallarla oyunu oynayarak yapılacak bir iştir. Bunun için de Türkiye’nin ilk yapacağı şey, İsrail ve ABD’ye olan bağımlılığını azaltmanın yollarını bulmaktır. Unutmamak gerekir ki Türkiye, bugün bile İsrail’den dört gözle Heron araçları bekleyen bir ülkedir. İsrail’e etkili cevap ancak teknolojik, güvenlik, istihbarat ve stratejik ilişkileri iptal ederek verilebilir. İsrail, retorik (söylem) siyasetinden değil güç siyasetinden anlar. Türkiye, İsrail’e taleplerini kabul ettirmek istiyorsa, güçlü olduğunu göstermek zorundadır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş