İstanbul Barosu, darbe sınavında

İsrafil K.KUMBASAR

Adeta gizli bir gücün koruyucu kanatları altında ‘girilemez’ zannedilen kalelerin burçlarında kol geziyorlar, ‘ulaşılamaz’ denilen zirvelerde boy gösteriyorlar.
Big Uncle tarafından önlerine konmuş olan  ‘devletin üniter yapısına son verme’ haritasına uygun olarak, ‘geleceği’ yeniden şekillendiriyorlar.
Harita ile ‘paralellik’ arz etmeyen kurumları, kuruluşları hedef tahtasına oturtuyorlar.
Önlerine çıkan, yaptıkları ‘haksızlıkları’, ‘hukukları’ yüzlerine vurmaya kalkışan her kim varsa, ‘ikna odalarına’ alıp susturuyorlar.
Kimilerini ‘beyinden’, kimilerini ‘mideden’ satın alıyorlar, teslim olmayanları, direnmekte ısrar edenleri ‘silindir’ gibi ezip geçiyorlar.
Türkiye’yi bir ‘dar-ül harp’ ülkesi olarak gören zihniyetin temel sloganı şu:
- “Amaca ulaşabilmek için her yol mübahtır.”

 

***

 

Ordu’yu ‘özel yetkili mahkemeler’ sopasını kullanarak hizaya getirmeyi başardılar.
Yargı’yı, ‘denetim’ mekanizması olmaktan uzaklaştırabilmek için akla hayale gelmeyecek yöntemlere başvurdular.
Önce, açılan davaların muhatabı olan Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirdiler.
Ardından, ‘mezhepçilik’ tartışmaları üzerinden HSYK’nın yapısını değiştirip Yargıtay ve Danıştay’a hakim oldular.
Şimdi sırada yargının ‘savunma’ ayağını oluşturan bağımsız meslek kuruluşları var.
İlk hedef, ‘darbeci’ olarak nitelendirdikleri İstanbul Barosu.
‘Seçim yolu’ yolu asla alt edemeyeceklerini anladıkları baro yönetimini, ‘darbe yöntemlerini’ kullanarak devirmeye çalışıyorlar.
Baro Başkanı Ümit Kocasakal’ı, hakkında açılmış olan bir davayı fırsat bilerek çekilmeye zorluyorlar.

 

***

 

Peki ne yapmış Ümit Kocasakal?
Başında bulunduğu kurumu, ‘birileri’ gibi soyup soğana mı çevirmiş, yoksa baronun kaynaklarını ‘eşine, dostuna, yandaşına’ peşkeş mi çekmiş?
Hayır, tam aksine, bütün suçu bir meslek kuruluşunun başkanı olarak Avukatlık Kanunu’nun kendisine yüklemiş olduğu vazifenin gereğini adam gibi yerine getirmek.
‘Savunma hakkını’ kısıtlayıp, avukatlar ile ‘adeta dalga geçen’ özel yetkili bir mahkemedeki oturuma katılarak, ‘adil bir yargılama yapılmasını, usul kurallarına uyulmasını, avukata hakkı olan saygının gösterilmesini’ talep etmek.
Mahkemenin suç duyurusu üzerine, ‘adil yargılama’ isteyen Ümit Kocasakal ve arkadaşları hakkında,  “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

 

***

 

Kendilerine gelince habire ‘milli iradeden’, ‘seçimden’, ‘sandıktan’ dem vuranlar, ne yazık ki 22 bin kişiden 12 bin 836’sının oyunu almış bir yönetimin arkasındaki ‘yüzde 60’ iradeyi ‘yok’ sayıyorlar.
Kanun hükümlerini kendi kafalarına göre yorumlayıp, “Baro yönetimini düştü”  yaygarası kopararak, yönetime ‘el koymaya’ hazırlanıyorlar.

 

Peki, baro yönetimi düşünce ne olacak? Hemen ‘seçime’ mi gidecekler?
Eğer seçime gidilirse, aynı yönetimin bu kez ‘yüzde 80’den fazla’ destek ile yeniden işbaşına gelme ihtimali var.
Bu yüzden, yasadaki bir maddeye takla attırıp görevi olağan genel kurulda ikinci sırada çıkan ‘Hukukun Üstünlüğü Platformu’ gurubuna devredecekler.
Yani, bir zamanlar AKP Ataşehir İlçe Başkanlığı yapan bir zat, İstanbul Barosu Başkanlığı koltuğuna oturtulacak.

 

***

 

Teslimiyet iktidarı, teslim alamadığı belki de en son kalelerden biri olan İstanbul Barosu’nun kapısına ‘turuncu’ sancağı çekmek için var gücü ile bastırıyor.
Peki, avukatlar, ‘yüzde 60 oy’ ile işbaşına getirdikleri baro yönetimine karşı yürütülen ‘sivil darbe’ girişimi karşısında ‘sessiz’ ve ‘tepkisiz’ mi kalacaklar?

 

Avukatların, adeta onurlarını test eden bu ‘ateşle imtihandan’ nasıl geçeceklerini hep birlikte göreceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş