İstanköy’deki Türk Defterdar Camisi AVM oldu...

A+A-

“Diyanet İşleri Başkanlığı Hıristiyan alemini ihya ederken, Patrik Bartholomeos’un metropolitleri dinimize, İslam dinine açık bir şekilde saygısızlık
yapıyor”.
Ege’deki Türk adalarının Yunanistan tarafından işgalini ve nasıl göz yumulduğunu ortaya koyan Emekli Kurmay Albay, Demokrat Parti Yüksek Danışma Kurulu üyesi Ümit Yalım, çarpıcı açıklamalarına devam ediyor.
- “Türkiye Batı’dan bölünmeye başladı” dediniz ve Patrik Bartholomeos’un bu oyunda büyük rolü olduğunu iddia ettiniz. Bu iddialarınızı biraz daha açar mısınız?
 “AKP ve Diyanet İşleri Başkanı Hıristiyan alemini ihya ederken, Yunanistan’da Türk soydaşlarımız için neler yapılmış? Önce oradan bakmak lazım.
 Patrik Bartholomeos’un dini otorite alanında olan Kavala’daki Türk Camisi, Aya Nikola Kilisesi olmuş. İstanköy’deki Türk Defterdar Camisi Alışveriş Merkezi yapılmış ve soydaşlarımızın ibadetine kapatılmış. Yaklaşık 2 bin Türk soydaşımızın yaşadığı İstanköy’de soydaşlarımızın ibadet edebilecekleri tek bir cami yok, din özgürlükleri yok,Türk okulu hiç yok. Buna karşılık adadaki Rum kiliseleri ticari maksatla kullanılmıyor ve Yunanlıların ibadetine açık.
Defterdar Camisi’nin avlusu kahvehane yapılmış ve soydaşlarımızın ibadetine kapatılmış. Buna karşılık Rum kilisesinin avlusu ticari maksatla kullanılmıyor, Yunanlıların ibadetine açık.
Türk soydaşlarımızın yaşadığı İstanköy’de dinimize, İslam dinine karşı açık bir şekilde saygısızlık sergilenirken, soydaşlarımızın ibadet edeceği tek bir cami bile yokken, İstanbul’daki Rum kiliseleri, Rum vatandaşlarımızın ibadetine açık ve ticari maksatla kullanılmıyor.
Yaklaşık 3 bin soydaşımızın yaşadığı Rodos’ta Türk okulu yok. Mevcut 12 camiden sadece biri, İbrahim Paşa Camisi ibadete açık, o da bayram ve Cuma namazları ile sınırlı. Cami müezzininin minareden ezan okumasına müsaade edilmemekte, müezzin ezanı ancak cami avlusundan okuyabilmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hıristiyan alemini ihya ederken, Patrik Bartholomeos’un metropolitleri dinimize, İslam dinine açık bir şekilde saygısızlık yapıyor. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ise Hıristiyan alemine hizmet etmekle meşgul. Başkanlığın kuruluş ve görevleri hakkındaki kanunun 1’inci maddesine göre, Başkan İslam dinine ve alemine hizmet etmekle görevli. Ayrıca 7’nci maddeye göre uluslararası antlaşmalar çerçevesinde yurt dışındaki soydaşlarımızın din hizmetlerini yürütmekten sorumlu. Sayın Görmez görevini niçin yapmıyor? Lozan Antlaşması’nın 45’inci maddesini nasıl yok sayar? Mütekabiliyet kapsamında, Yunanistan’da yaşayan soydaşlarımızın ibadet haklarının gasp edilmesine nasıl hoşgörü ile yaklaşır?”
-Sizce Patrikhane sadece dini bir kuruluş mudur?
 “Hayır, aynı zamanda siyasi ve idari bir kuruluştur. Patrikhane Yunan devletinin himayesini kabul etmiş, böylece devletin siyaseti ve idaresi içinde yer almıştır. Yunanistan, Anayasası’nın 3’üncü maddesiyle merkezi İstanbul’da bulunan Patrikhane’ye ebediyen bağlı olduğunu resmen ilan etmektedir. Ayrıca, Kuzey Yunanistan (Güney Makedonya, Selanik, Kavala, Batı Trakya), Girit ve Oniki Ada Bölgesi, ruhani bakımdan Patrikhane’ye bağlıdır. Patrikhane birinci yüzü ile Lozan Mutabakatına dayalı bir Türk kurumu, ikinci yüzü ile Yunanistan Anayasası güvencesi altında Yunan kurumu niteliği taşımaktadır.
İslami söylemlerle, vatandaşlarımızın gözünü boyayarak iktidara gelmeyi başaran AKP Hükümetleri, Patrikhaneye tarihinde görülmedik bir şekilde destek vererek Hıristiyan alemine hizmet etmeye devam etmektedir.
AKP, Patrikhaneye son derece tehlikeli iki ödün vermiştir. Birinci ödün uluslararası düzeydedir. Patrikhane Meclisi olan Sen Sinod’a, Türk vatandaşı olma zorunluluğuna rağmen, Cumhuriyet tarihinde ilk kez altı yabancı metropolitin atanmasını sağlamıştır. Bunlar ABD, İngiltere ve Girit Başpiskoposları ile Rodos, Finlandiya ve Yeni Zelenda Metropolitleridir. Bunlardan ikisi Yunanistan vatandaşıdır. Bundan böyle bu ülkelerin hükümetleri, Patrikhanenin istekleri doğrultusunda Türk hükümetlerine baskı yapma hakkını kendilerinde göreceklerdir.  Ayrıca Patrikhane ekümenik olma yolunda büyük mesafe kazanmıştır.
İkinci ödün ulusal niteliktedir. Patrikhane bu altı papazdan ikisini İznik ve Bursa Metropoliti olarak atamıştır. Oysa Lozan Antlaşması ile İstanbul dışında tüm Rumlar mübadeleye tabi tutulmuşlar ve tüm dini örgütleri lağvedilmişti. Bu ödün ile Lozan Antlaşmasına aykırı olarak, hem de uluslararası planda, Patrikhane’nin Türkiye içinde Metropolitlerinin olduğu kabul edilmiştir. Böylece Lozan’a aykırı bir şekilde Rum göçmen ailelerinin geri getirilmesinin yolu açılmıştır.  Bursa’da “olmayan Rum cemaati” için atanan Metropolit  Elpidophoros Lambriniadis’in, Bizans Dönemi Bursa haritası ile Yunanca ve İngilizce broşür bastırması, Megalo-İdea’nın ayak sesleridir.”
Yarın: AKP iktidarı ne işler yapar?

Yazarın Diğer Yazıları