İstiklal Mahkemeleri/Babamın Notları

A+A-
Altemur KILIÇ

Geçen Pazar İstiklal Mahkemeleri hakkında kişisel bir acımı yazmış, Babamın da üyesi olduğu Ankara İstiklal Mahkemesi’nin  “İdama Mahkum”  ettiği ve bu hükümle idam edilen eski Maliye Nazırı merhum Cavit Bey’in oğlu Şiar’la seksen yıldır kesintisiz devam eden can dostluğumuzu anlatmıştım.. YENİÇAĞ’da değerli köşedaşım Hasan Demir, lütfetmiş soruyor;  “Niye Şiar Yalçın-Altemur Kılıç ikilisi gibi olamıyoruz?”  diye... Evet, neden? Yazdıklarım bu soruya cevap verilmesine vesile olursa mutlu olacağım!
Bu Pazar Babamın İstiklal Mahkemesi anılarından bazı alıntılar yapacağım.

Mahkemeler nasıl çalışırdı?
İşte babamın anlattıkları:
“İstiklal Mahkemeleri’nin kararları kesindi ve temyizi yoktu. Mahkemeler Büyük Millet Meclisi’ne bağlıydı. Kararlarından dolayı sorumlu değillerdi. Kararların yürütülmesinde sivil ve asker bütün görevliler sorumluydu.
İstiklal Mahkemeleri’ni ilgilendiren olayların tahkikatı önce hükümetçe yapılır, sonra düzenli bir dosya halinde mahke\-meye devredilirdi. Konu, mahkeme heyeti tarafından ayrıca incelenir ve noksanları tamamlandıktan sonra olayla ilgili olanların açık yargılamasına geçilirdi. Suçlular mahkemeye getirildikten sonra, soruşturma memuru tarafından davalı hakkında ileri sürülen suç okunurdu. Davalı bu suçlamalara cevap verir, kendini savunurdu. Deliller karşılıklı olarak ortaya konur, tanıklar dinlenirdi. Mahkemeler kesin olarak açık yapılırdı. Gizli yapılmış tek bir mahkeme yoktu. Verilen karar da açık olarak okunurdu. Asker, sivil bütün devlet memurları mahkemelerin verdikleri kararları derhal infaz etmekle yükümlüydü. Hükümler, temyizi olmadığı ve derhal infaz edildiği için, bu ağır sorumluluk karşısında dava kılı kırk yararcasına incelenirdi.

Mahkeme üyelerinin ücretleri
Mahkeme üyeleri ve görevlileri aylık esasına göre maaş alıyorlardı. Mesela Ankara İstiklal Mahkemesi Başkanı İhsan Bey 10.800, üye Hüseyin Bey ve ben 10.800’er kuruş, Başkatip Rıza Bey 7.548 kuruş, Zabıt Katibi Sırrı Bey 5.298 kuruş, Katip Hüsnü 3.846 kuruş, Odacı Bekir Ağa 1.500 kuruş alıyorduk. Ayrıca yolluk almadığımız için, dolaştığımız sürece yaptığımız masrafları maaşımızdan karşılıyorduk.

‘Yalnız Allah’tan korkar’
Her mahkemenin kapısında büyük bir levha ile mahkemenin adı yazılı bulunurdu. Mahkeme heyetinin oturduğu yerin arkasında yine büyük bir levhada “İstiklal Mahkemesi Mücadelesinde, Yalnız Allah’tan Korkar” yazısı bulunuyordu.
Sakarya Savaşı’nın en heyecanlı günleriydi. Bir Numaralı Ankara İstiklal Mahkemesi’nde görev başında iken, ordunun gerilerinde bir takım eşkıyanın türediği haber verildi. Cepheden bir süvari fırkasını ayırmak önemli bir mesele idi.
Dişikilitli, pek azgın ve çetin bir şaki olduğu için, süvari fırkasını hayli uğraştırdı ve peşinden koşturdu. Sonunda fırkanın eline düştü... İstiklal Mahkemesine gönderilmişti.

Süt kardeşe 15 yıl
İşlediği suçlar yargı alanımız dışında, Kayseri İstiklal Mahkemesi’ne ait olduğu için, kendisini Kayseri’ye göndermeye karar vermiş, muhafız taburundan Yüzbaşı Kemal Bey kumandasında bir müfrezenin koruması altında Kayseri’ye sevk etmiştik. Yüzbaşı Kemal Bey, hareketlerinden bir gece sonra, geceyi geçirdikleri bir köyde, Dişikilitli ile arkadaşlarını bir camiye tıkmış ve alelusul kapıya bir nöbetçi dikerek uykuya dalmış. Bu gafletten, kontrolsüz bırakılan nöbetçinin uyuklamasından yararlanan Dişikilitli, bir fırsatını bulup azılı avanesiyle camiden kaçıp gitmiş. Buna sebep olan, böyle önemli bir durumu kavrayamayan bir subaydan daha önemli alanlarda daha büyük zararlar gelebileceğini düşündük ve kendisini derhal yargıladık. Sonunda askerlikten ihraç ve on beş yıl hapse mahkum ettik. Bu Yüzbaşı Kemal benim süt kardeşimdi ve evimde kalıyordu”.
Bir hatıra da şu; bir gemide asker kaçakçılığından biri idama mahkum edilir. Aslan gibi yakışıklı bir Çerkez gencidir... O gece Babamın gözüne uyku girmez, dosyalar açılır. Genç askerlik çağında değildir. Hüküm iptal edilir. Gelecek hafta, İngiliz Casusu Hintli Mustafa Sagir olayını anlatacağım.



İstiklal Mahkemeleri nedir?
İstiklal Mahkemeleri, Kurtuluş Savaşı ve sırasında ayaklanma çıkaran ve yağmaya girişenleri, bozguncuları, orduya ait silah ve mühimmatı çalanları, casus ve köstebekleri, asker kaçaklarını, Milli Mücadeleyi engelleme amacıyla propaganda yapanları yargılamak için özel kanunla kurulan mahkemelerdi. Kurtuluş Savaşı yıllarında görev yapan mahkemeler birinci dönem olarak 1920 ile 17 Şubat 1921 tarihleri arasında görev yaptı. İkinci dönem: Temmuz 1921 tarihi ile 1923 Ekim ayı arasında çalışmıştı, asker kaçakları, Kurtuluş Savaşında düşmana yardım edenler ve isyan çıkaranlar yargılandı. Cumhuriyet dönemi; 1923 ile 1927 yıllarında çalıştı. İsyanlarda ve olağanüstü hallerde kurulmuştur.
İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği idam kararı Ergün Aybars’a göre birinci dönemde resmi kayıtlara göre gerçekleşen infaz 1054, İsyan bölgesi dahil ikinci ve üçüncü dönem mahkemlerin verdiği azami infaz sayısı ise 576’dır. Toplamda bütün idam kararlarının sayısı 2000 kişiyi geçmemektedir. İstiklal Mahkemeleri’nin görevi fiilen ancak 1927 yılında sona erdi. 1949 yılında ise Cihat Baban ve Adnan Adıvar’ın önerisiyle İstiklal Mahkemeleri Kanunu yürürlükten kaldırıldı.


ATATÜRK DİYOR Kİ
Milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları