İstikrar sürüyor, borç batağı alarm veriyor!

İsrafil K.KUMBASAR

Memleketi idare edenler küresel ölçekte ‘Amerikan rüyasına’ ram olunca, belli ki bir kısım vatandaşlar da aynı güzergâhta kendi çaplarında yol almayı kafasına koymuş.
Bu ‘bir kısım’ olarak nitelediğimiz zevatın yekûnu ‘12 milyoncuğu’ buluyor.
Ev, araba ve diğer ihtiyaçlar için bankalara üşüşen, üşüşmek zorunda kalanların borç batağına doğru akın etmesi elbette ki endişe kaynağı.
9 yıl kulak üzerine yatanlar yeni uyandı:
- “Evet, millet fena halde borçlanıyor.”
Vatandaşın bugün itibariyle kredi borcu ‘200 milyar lira’ olarak ifade ediliyor.
Bu sadece ‘bankalara’ olan borçtur. Bir de insanların ‘kendi aralarındaki’ borçlanmalarını koyun üstüne.
‘Rüyanın’ nasıl bir ‘kâbusa’ dönüştüğü net bir biçimde ortaya çıkacaktır.
Demek ki, ‘kamçı’ sürekli yiğitlerin sırtında şaklayıp duruyor.
Bu tabloyu seçim öncesi açık etselerdi, AKP’nin sloganı herhalde şu olacaktı:
- “Sömürü sürsün, Türkiye uyusun!”

***


Ekmeğin küçüldüğü, işsiz sayısının arttığı, kapısına kilit vurulan işletmelerin çoğaldığı bir ülkede ‘istikrar’ ölçüsü olarak neyi görüyorlar acaba? Kendi evlâd-u ayallerinin ‘kabaran banka hesapları’, ‘çoğalan gayrimenkulleri’, ‘katlanan şirket hisseleri’ olabilir mi?
Mümkündür, zira zihinsel arka planları  “Önce ben” düsturu üzerine kurulmuştur.
Önce ‘kendi gemiciklerini’ kurtaracaklar ki, ‘kaptan’ oldukları ortaya çıksın. ‘Kendi gemisini’ karaya oturtanın, ‘milletin gemisini’ salimen limana ulaştırması olacak şey mi?
 “Ben” merkezli çıkışları bir çelişki değil, bizatihi ‘maskesiz’ ve ‘en gerçekçi’ duruşlarıdır. Hemen ardından ‘taksimat’ etkinliği devreye girer ki, orada da bir çelişki yoktur.
Gençliklerinde  “Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa”  dizelerini haykırarak, hak-hukuk simsarlığı yapmış olmalarına bakmayın. O duruş, üzerlerinde ‘milli görüş’ gömleğini taşıdıkları günlerin eseriydi.
Sonrası malum, gömlekler fora.

***

Dile kolay, ülkede her 100 haneden 60’ı hayatını ‘borç’ ile idame ettiriyor.
Bunun adına da “istikrar” deniliyor.
 “Onlar da ayağını yorganına göre uzatsaydı”  deyip geçmek de mümkün. Fakat görünen o ki, bu ‘borçlandırma’ bilinçli bir projenin ürünü.
‘Üretimin’ sıfırlandığı bir yerde, ‘tüketimin’ böylesine teşvik edilmesini, dahası tüketimden ‘kimlerin nemalandığını’ sorgulamaya başladığınızda, dönüp dolaşıp geleceğiniz yer,  “Amerikan rüyasının arkasında kim var?” sorusudur.
Sahi kim vardır, dersiniz?
‘At arabasının’ geçemeyeceği sokağa ‘15 katlı bina’ ruhsatı veren, 10 yaşındaki çocukların cebine çift sim kartlı cep telefonları tutuşturup 24 saat konuşturan,  aile reisine elbisesindeki cep sayısından fazla kredi kartını ‘servis eden’ kimdir acaba? Bu işler böyle başlar.
Önce ‘vatan’ borcunu savsaklamaya başladık, sonra ‘vergi’. Onları ‘tüyü bitmemiş yetimin malı’ üzerine abanma faslı izledi.

***


Attığımız her adım, açtığımız her gazoz, kırdığımız her ceviz izlenir oldu,’Big Brother’ tarafından. Şimdi alarm zilleri çalıyor: “Borç kabardı.” İnadına AKP’ye oy verenlerin kömür ve makarna paketlerinin gölgesinde ‘ülkenin nasıl ipotek altına alındığını’ anlamaya artık kafaları basar mı dersiniz?

 

Behiç Ağabey’in ardından...
Basınımızın usta kalemi, gazetemizin değerli yazarı, meslek büyüğümüz Behiç Kılıç aramızdan ayrıldı. Üzüntümüz büyük. Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş