İsviçre'de kaosa imza atıldı!

Özcan YENİÇERİ

“Ermenistan açılımı”nı sağlayacak protokollerin imzası sırasında ilişkiler koptu, durdu, ertelendi ve ardından da imzalandı. Bütün bunlar dört-beş saat içinde oldu. Yaşanan sorunla ilgili tatmin edici bir açıklama da yapılmadı.
Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını öngören protokollerin imzalanması sırasında yaşanan krizin nedeni olarak, tarafların imzalanan belgelerin ne anlama geldiği konusunda yapacakları açıklamaların oluşturduğu ifade edildi. Ermeni tarafı imza töreni sonrasında Türkiye tarafından yapılacak açıklamalardan kaygı duymuş, Ermeni heyeti, bu nedenle Türk tarafının Dağlık Karabağ konusunda kaleme aldığı metne itiraz etmiş.


Protokolden herkes başka şey anlıyor!
Aslında sorun Ermenistan ile Türkiye arasında imzalanacağı açıklanan protokollerin üslubundan kaynaklanıyordu. Çünkü protokol, her iki ülkenin de kendi dış politika çıkarlarına uygun biçimde yorumlamaya müsaitti. Metinden Türkiye başka bir şey Ermenistan ise tam aksi bir şey anlıyordu. Ermenistan’a göre protokolde “ortak tarih komisyonu” kurulması “soykırım” olarak nitelenen 1915 olaylarıyla ilgisi yoktur. Çünkü “soykırım” tarihi gerçektir. Türkiye, tarafı ise tam aksi görüşteydi. Eğer ortak tarih komisyonu “soykırım” iddialarını görüşmeyecekse bir tarih komisyonunun kurulmasına zaten ihtiyaç olmazdı. Yine Ermeni tarafı Karabağ’daki Ermenistan işgaliyle protokolde ima edilen hususların bir ilgisi yoktu. Çünkü görüşmeler “ön koşulsuz” başlamış ve öyle yürütülmüştür. Türkiye, tarafı ise protokolün yürürlüğe girebilmesi için metinde yer alan bölgedeki barış ve istikrar sözlerinden Karabağ’daki işgalin sona erdirilmesiyle ilgilendiriyordu. Ermenistan tarafı protokolde yer alan uluslararası hukukça tanınan anlaşmalara atıfta bulunulmasının da Ermenistan’ın Kars anlaşmasını tanıdığı anlamına gelmediğini düşünüyordu. Çünkü Sevr de uluslararası hukuk tarafından tanınan bir anlaşmaydı.


Nalbantyan’ın direnişi ve sonuç
Diplomatların her tarafa çekilecek biçimde hazırladıkları metinden ülkelerin neyi anladıkları imza töreni sonrasında yapacakları konuşmalarla ortaya konulacaktı. İmza krizi de işte bu noktadan çıktı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan, Davutoğlu’nun tören sonrasında yapacağı konuşmanın metnine itiraz etti. Davutoğlu konuşma metnini Yukarı Karabağ sorununa doğrudan atıf yapmadan bölgenin istikrarına vurgu yaparak hazırlamıştı. Nalbantyan altı çizilmese de gizli Karabağ imasından rahatsız oldu... “Bu süreç ön koşulsuz olarak sürmeli” mesajını verdi. Bunun üzerine Türkiye de Nalbantyan’ın konuşma metnini tartışmaya açtı. Metinde tarihi olaylara atıfta bulunulmasına Türk tarafı itiraz etti. Krizin tırmanması üzerine arabulucular devreye girdi... Davutoğlu Ankara’yla temasa geçti. Gül ve Erdoğan’ı arayarak bilgilendirdi. Türkiye tören sonunda ’açıklama yapılmaması’formülünü geliştirdi. ABD, Rusya ve Fransa da bu formüle tam destek verdi. Ancak Nalbantyan buna da itiraz etti. Hillary Clinton Nalbantyan’ı sessiz törene ikna etti. Böylece imzalar attırıldı ve zevahir kurtarıldı.
Nalbantyan’ın Zürih’teki karşı çıkışı, Ermeni diasporası ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlıkları gidermeye yönelikti. Türkiye’nin yapmak istediği açıklama ise Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin zarar görmesini engellemeye yönelikti. Sonuçta Nalbantyan’ın dediği olmuş, imza töreninde açıklama yapılmamıştır. Ermeni tarafı böylece imzalanan metni istediği gibi yorumlama imkânına kavuşmuş bulunmaktadır.
Aslında Türkiye bir kez daha kendisinin değil Ermenistan’ın ekonomik ve ABD’nin de acil dış politika ihtiyaçları için alelacele bir protokole imza atmıştır. İsviçre’de yaşananlar Türkiye ile Ermenistan arasında hazırlanan protokollerin ne kadar aceleye getirildiğini, bölge gerçekleriyle ilgisiz olduğunu ve ABD baskısını göstermektedir. Önümüzdeki günlerde Kıbrıs’ta daha önce benzeri yaşanan olayların aynen “Ermeni-Türk” ilişkilerinde de bu protokol ile yaşanmaya başlanacaktır. Türkiye’ye altına imza attığı protokolleri TBMM’den geçirip uygulamaya sokması için sürekli baskı yapılacaktır. Türkiye, Batı’nın baskısıyla Azerbaycan’a verdiği sayısız devlet sözü arasında bocalayıp duracaktır. Bu bakımdan İsviçre’de gerçekte barışa değil kaosa imza atıldığını önümüzdeki günler ortaya çıkaracaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş