İthal et su koyveriyor

A+A-
Burhan AYERİ

Televizyonda izledim, Eşref Fakıbaba'nın ithal etleri tat vermedi. Doğrusu konu iyi işlenmişti. Yerli yetiştirmelerle mukayeseleri beğendim. Bu topraklarda beslenen hayvanın eti kısa sürede pişti. Yabancı kökenli olanı kaynat Allah kaynat. Bizimkilerden hazırlanan köftenin lezzetini beyaz camdan bile hissettim. İthalden yoğurulanlar ise dağıldı. Yani ucuz diye sokuşturulanların ne parça etinde, ne köftesinde hayat var. Sayın Bakan, bu gerçek karşısında bir takım anlaşılmaz laflar etti.

Anlayacağınız bir kaç lira daha hesaplı diye "Ucuz etin yahnisi" lafını hortlattık. Bu arada, hayvan yetiştiricilerimizin de çanına ot tıkadık. Zaten, güçlükle ayakta duruyorlar. İşin dalga dümen tarafına ise girmek istemiyorum. Kimlerin zengin olduğunu iyi araştırmak lazım.

Nallı kuzu

Geçmişte de kaleme almıştım. Türkiye'nin en ünlü at-eşek kesicisi Orhan Baba'ydı. Bizim Ahmet Yabuloğlu'nun eski komşusu Karagümrük-Acıçeşme'de faaliyet gösterirdi. Yolun köşesinde bürosu vardı. Edirnekapı'da hallettiği hayvanları burada pazarlardı. Bir kısmını da kavurma yapar ve tenekelere basardı. Babamın tavla arkadaşı olduğundan benimle de arası iyiydi. Oradan her geçtiğimde kolumdan yakalar ve sohbet ederdi. Karagümrük taraftarı bir futbol tutkunu idi. Konuşurken arada, ağzı açık tenekeye elini sokar ve bir kaç parça "Nallıyı" ağzına atardı. Her defasında aynı teklifi yapardı; "Yahu sende yesene. Apikoğlu'ndan daha lezzetli değilse, şerefsizim." Bu sohbetleri vefatına kadar sürdürdük. Vakit saat geldi ve babamla öbür tarafta buluştular. Orhan Baba'nın en önemli olayı daha sonra ortaya çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mutfağında kullanılan etleri uzun süre o vermiş. Lise yıllarımda öğle paydosları sırasında İstanbul Belediyesi tabldotundan yediğimi itiraf etmeliyim. Baba'nın kavurmasını değil ama, yemekte kullanılanları mutlaka götürmüşümdür.

Bugün yaşasaydı kesinlikle "İthal et olayı"na mutlaka dalardı. Ancak bu kadar büyük çapta organizasyona iştirak edecek sayıda at ve eşeği nereden bulabileceğini bilemiyorum.

Son olarak size tavsiyem Sındırgı'dan veya Biga'dan vazgeçmeyin. Hele koyun ve kuzular kıvırcık ise. Ne demişler "Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı -yemeli-". Bu sözüm tabîî ki etoburlara!

***

Erdoğan Şenay'ı tanımak

Vefat haberini alınca, uzun süre kendime gelemedim. İnsan sevgisi ve dostluğu bir yana Türk futboluna verdiği hizmetleri hatırladım. Erdoğan Şenay'ı ilk gördüm yer Çapa Saha'sıydı. Boyu futbol için çok kısaydı ama şimdilerde adına övgüler yağdırılan Valbuena'ya sekiz tur atardı. Hele o göğüs istopları.

Orhan Ayhan Büyüğümün kitabına da aldığı yazımın bir bölümünü tekrarlamak istiyorum; "Sanki Türkiye'deki ilk ve en büyük Brezilyalı futbolcuydu. İnanılmaz bir yetenek ve top hakimeyeti".

Askerlik görevini yaparken Muhafız Gücü'nde top oynadı. Terhisinden sonra Beşiktaş'ın iyi para teklifine rağmen Taksim Kulübü'nü tercih etti. Daha sonra, yine o yılların müthiş ekibi Adalet'in formasını giydi. Er-Şen Nakliyat'ı kuruşuyla aktif futbolculuk hayatını sonlandırdı. İdarecilik yönünü öne çıkardı. Başkanlığını yaptığı ilk kulubü Çapa'yı şampiyonluğa taşıdı.

Milli takım

TFF Yönetimine girdi. Milli Takımlar Sorumluluğu'na getirildi. Göreve başladığı ilk oyunda İzmir'de Arnavutluk'u mağlup ettik. Jupp Derwall'i Türkiye'ye davet eden odur. Ünlü Alman Hoca'yı Galatasaray'a tavsiye eden de Şenay'dı. Mustafa Denizli ve Fatih Terim'in yolunu açtı. Sarı kırmızılı takımın 2000 yılındaki UEFA Şampiyonluğu ile A Millilerimizin 2002'deki Dünya Üçüncülüğüne giden yolu çizenlerden de oldu.

Şenay'la, Tercüman'da birlikte çalışma şansına ulaştım. Büyük dostu İslam Çupi'nin tarzını andıran yazılarını hâlâ saklarım. Atatürk Havalimanı yolundaki Er-Şen Tesisleri spor ve medya dünyasının buluşma merkeziydi. Bir ricamızla iş verdiği insanların sayısını unuttum. Yetiştiği yer olan Çapa-Şehremini'ne her zaman sahip çıktı. Hiç kibirlenmedi, mütevazı yaşadı.

Ailesine, yakınlarına ve Nezih Alkış öncelikli tüm dostlarına başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.

***

Prof. Dr. Tarhan'a ödül

Dünya Kardeşlik Birliği, Mevlana Yüce Vakfı, 23. Yıl Ödül Töreni parlak bir gece ile tamamlandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Orhan Karaveli, Nazlı Eray, Tamer Levent, Prof. Dr. Filiz Kamacıoğlu, Prof. Dr. Ali Teoman Germaner, Veysel Donbaz'a onur ödülleri verildi.

TİM Show Center'de gerçekleştirilen organizasyonda özellikle Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güzel konuşmasıyla büyük alkış ve takdir topladı. Başta Hoca olmak üzere tüm ödüle layık görülenleri kutluyorum.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları