İzmir Türkçüleri

Ahmet B. ERCİLASUN

1960-1962 yılları. Türk Ocağı İzmir Şubesinin kurulduğu ve faaliyetlerine başladığı yıllar. Her hafta sonu Altınordu Kahvehanesinin üstündeki salonda toplanıyoruz. 
Ocak başkanı, Topaltı İlkokulu öğretmenlerinden Kemal Fedai Coşkuner. Akseki’nin bu cüssesi küçük, fakat yüreği büyük evladı Ocak’ta heyecanlı konuşmalar yapıyor. Bazen kendi yazdığı heyecan dolu şiirleri okuyor. Bazen de heyecan dolu yazılarını. 
İzmir’in Türkçü büyüklerinden Hüsamettin Gülcür de her hafta sonu orada. Coşkuner’in aksine sakin, yumuşak, fakat etkileyici. Konuşmalarında bir derinlik var. Özellikle gençlerin kalplerine nüfuz ediyor. 
Mesut Kahratlı her hafta sonu bana uğruyor; kibar sesiyle Ahmet Bey, diye sesleniyor ve birlikte Ocak’a yürüyoruz.
Ocak’ta güleç yüzleriyle, esprileriyle, bazen kahkahalarıyla küçük toplumumuzu neşelendiren iki büyüğümüz daha var: Ruhi Cebeci ve Özer Hiçyılmaz. Ruhi Abi şiir yazıyor, Özer Abi resim yapıyor.  “Abi” unvanından da anlaşılacağı gibi onlar daha genç. Yaşları bize yakın. 
Uzun boylu bir Kazak da var tabii aramızda. Hasan Oraltay. Bizim ilk Kazak yüzümüz. O da Ruhi ve Özer Abiler gibi neşeli. Sanki daha bir çocuk iken Taklamakan Çölü’nü, Himalaya’yı aşıp hayatta kalan kendisi değilmiş gibi. 
Ve aynı yaşlarda bir başka heyecan daha var aramızda: Halil Tireli. Coşkun bir sel gibi. Her hafta Adalet gazetesine yazdığı yazılar da öyle. 
Bir de Ocak’ın gençleri var. Özer Abi’nin kardeşi Muzaffer Hiçyılmaz, İskender Öksüz ve ben. Daha sonra Ömer Işık ve Hasan Kalaycıoğlu da aramıza katılacak. Muzaffer ile İskender iki  “harika çocuk” . Atatürk Lisesi’nde, aynı sınıftalar. Gençlerin bir seminer ödevi var. Her hafta bir kitabı okuyup hazırlamak ve tanıtmak: Türkçülüğün Esasları, Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları, Türklük ve Müslümanlık... 
Kemal Fedai Coşkuner’in heyecanı ile Hüsamettin Gülcür’ün bilge sükûneti bir müddet sonra çatışıyor. Biz gençler Gülcür’ün yanındayız. Çok ileri gitmiş olmalıyız ki şamanlıkla suçlanarak Ocak’tan ihraç ediliyoruz. Hüsamettin Bey’in başkanlığında Türkçüler Derneği’nin İzmir Şubesi’ni kuruyoruz. Bu defa aramızda roman yazarı Hayrani Ilgar da var. 
Gençlerin toplantı yeri artık Hasan Kalaycıoğlu’nun araba malzemesi satan dükkânı. Pazar günleri orada toplanıp birlikte Siyon Protokolleri’ni okuyor ve tartışıyoruz. Hemen aklınıza Yahudi düşmanlığı gelmesin. Bir toplum nasıl etkilenir, toplumlar nasıl yönetilir, toplumda etkili bir güç hâline nasıl gelinir? Bu sorulara cevap arıyoruz Siyon Protokolleri’nde. Fakat önce Nihal Atsız’ın  “30 Ağustos ve Türk Ordusu” yazısını okuyoruz. Aynı yazıyı her hafta okuyoruz. Yazıda anlatılan disiplin anlayışını ruhlarımıza yerleştirmek için. 
Yukarıdaki Türkçü kadrodan iki şehit verdik. Kemal Fedai’yi İzmir’de, Halil Tireli’yi Almanya’da vurdular. Tanrı’nın rahmeti üzerlerine olsun!
Birkaç yıl önce Hüsamettin Gülcür’ü ve ardından Hasan Oraltay’ı kaybettik. Birkaç gün önce de Özer Hiçyılmaz’ı. Son yıllarda Bodrum’a yerleşmişti; tablolar yapıyor, sergiler açıyordu. Tanrı’nın rahmeti onu da kuşatacaktır muhakkak. Yakınlarının ve hayattaki İzmir Türkçülerinin başı sağ olsun!     

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş