Kabiliyet mi, çalışmak mı?

Ahmet SEVGİ

Cemiyet olarak yazmaya pek önem vermiyoruz. Özellikle gençlerimiz yazmaktan çekiniyorlar. Onlara göre yazabilmek için özel bir kabiliyet gerekir. Herkeste bu kabiliyet yoktur... Gençlerimiz haklı mıdır? Bir başka ifade ile yazmak sanatı Allah vergisi midir?
Yazarlara sorarsanız sorunun cevabı menfidir. Yazmak, kabiliyetten ziyade çalışma ile alâkalıdır. Bu konuda, F. Pachtner ve H. Graupner’in görüşleri şöyledir:  “Birçokları zanneder ki isim yapmış büyük insanların ekserisinin bir çalışma tekniği yoktur. Bunlar buluşlarını dehalarına borçludur... Oysa bu görüş tecrübelere de eşyanın tabiatına da uygun değildir. Yaratıcı iş de diğer birçok hâdiseler gibi tabiî kanunların tesiri altındadır. Kâşif olsun, şair, yazar, müzisyen veya sanatkâr olsun bütün dahîler ömürleri boyunca gösterdikleri sonsuz ve plânlı faaliyetleri ile kendi sahalarında sayısız materyal toplamışlardır. Onlar bu malzeme zenginliğine plânlı okuma, müşahede, düşünme, aksini düşünme ve plânlı pratik faaliyetleri ile erişmişlerdir. Günün birinde de yaratıcı zekâ kıvılcımı kafalarını aydınlatmıştır. Goethe asla kendi zekâ şimşeği ile fikir âleminin en yüksek zirvelerine çıkmış değildir. O, bilakis küçük ve güç işlerde gösterdiği gayretlerle adım adım ilerlemiş ve yükselmiştir. İlim tarihi Niçe’de Arşimet’de Gauss’da ve daha birçok matematikçi ve fizikçilerde bunun sayısız misalleri ile doludur.”
 “Yazamam, kabiliyetim yok”  diyerek bir kenara çekilmek kolay. Zaten hangi iş olursa olsun yapmaya gönlümüz yoksa mazeret çoktur. Ama kendi kendimizi aldattığımızın farkında mıyız? Atalarımız ne demiş:  “Başlamak bitirmenin yarısıdır.”  Hele bir yazmaya başlayalım arkası kendiliğinden gelecektir. Bakınız Tarık Buğra bu konuda ne diyor:  “Kafamda ciltler dolduracak duygular, düşünceler, tasavvurlar varken insan ilişkileri için yığınla şey kurarken kâğıtlarım bomboş duruyordu. Günlerden bir gün -Tanrı’ya daima şükrederim- bir de baktım ki yazarlıkla, edebiyatla ilişkim, içimdeki hevesten, bir de kendim gibilerle lak lak edip durmaktan öte gitmiyor. Oturup kendime bir yasa yapayım dedim. İlk maddeye de şunu oturttum:
Madde bir: YAZMAYA BAŞLAMADAN YAZAMIYORUM.
Şaka gibi bir şey... Ama ben bu gerçeği kavramak için en azından iki yılımı yele vermiş, gevezeliklerin, hasetlerin, beş para etmeyecek olan ve etmeyen çekiştirmelerin batağına gömmüştüm ve etrafım aynı bataklıkta debelenip duranlarla doluydu. Çeneye paydos!
Evet: Hiçbir yazar yazmaya başlamadan önce yazamaz idi.
İsteyen bambaşka şekilde düşünsün; ama ben bu formülü işte genç yazarlara ve yazmak isteyip de yazamayan herkese sunuyorum.”
Demek ki yazmak, kabiliyetten ziyade çalışma istiyor. Öyleyse kabiliyetimiz yok diyerek kendi kendimizi aldatmayalım. Yazmadan önce hiç kimse yazar olmadığına göre bugünden tezi yok yazmaya başlayalım...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş