Kaç çocuğumuz yakılarak öldürülünce uyanacağız

Ümit ÖZDAĞ

Gizem 6 yaşında bir kız çocuğu. Evinin kapısından kaçırıldı. Sonra cesedi bulundu. Katil akrabası idi. Nedeni ablası ile evlenmek istemiş fakat Gizem’in ailesi razı olmayınca aileden intikam almak için Gizem’i kaçırdı. Küçük kızın ağzını bant ile bağladı. Ve bıçakladı. Gizem ölmedi. Üzerine benzin döktü ve yaktı. Gizem canlı canlı yakılarak öldürüldü. Eşine az rastlanacak türden bir vahşet. Bu alçakça cinayeti planlar iken katil yakalanmamayı umuyordu. Ancak yakalansa bile idam edilmeyeceğini. Biliyordu ki nasıl olsa bir şekilde çıkarılacak olan bir af ile 10-15 sene sonra hapishaneden çıkacak ve hayatına kaldığı yerden devam edecekti. Çünkü Türkiye’de idam cezası yok.
Bir süre önce burada şöyle yazmıştık. Çocuklarımızın kıtır kıtır kesilebildiği, taşla ezilerek öldürüldüğü veya yakıldığı bir Türkiye’de hatırlamakta yarar var.  “İdam cezasının adil bir cezadır. Ancak özellikle 2. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında totaliter rejimlerin gerçekleştirdikleri kitle katliamı niteliği taşıyan idamlar, Batı Avrupa toplumlarının bir uçtan diğer uca kayarak idam cezasını tamamen kaldırmalarına neden oldu. Türkiye’de idam cezaları daha çok siyasi suçlar zemininde gündeme geldiği için, cezanın niteliğinden çok siyasi boyutu tartışıldığı için, sağlıklı bir zeminde değerlendirilmedi. AB’ye giriş sürecinde ise bir çok doğru ve gerekli kurum gibi idam cezası da tasfiye edildi. 
Oysa idam cezası siyasi nitelikli görülen PKK’nın terör suçları dahil uygulanması gereken bir cezadır. Ancak mevcut siyasal konjonktür böyle bir cezayı tekrar hukuk sistemi içine almanın mümkün görünmediği bir siyasal konjonktürdür. Buna rağmen idam cezasının en azından tecavüz ve sistemli işkence sonrasında gerçekleşen çocuk katillerine uygulanması için hukuk sistemimizde gereken düzenlemenin yapılması gerekmektedir.  
 Geçtiğimiz Nisan ayında Kars’ta, 9 yaşındaki Mert Aydın adında bir çocuk hem de tanıdığı 23 yaşındaki Aykut Balk tarafından önce tecavüz edildi sonra kafasına taşla vuruldu, ölmeyince boğularak öldürüldü. Polis 4 gün süren bir çalışmadan sonra zanlıyı yakaladı. Zanlı suçunu itiraf etti. Şu anda hapiste olan Aykut Balk intihar girişiminde bulundu. 
Bir başka haberi hatırlayalım. 8 Eylül 2013 tarihli Hürriyet gazetesi: Mersin’de babası ile yaşayan 9 yaşındaki Nazar Yıldız’ı babası ayrı yaşadığı annesi Serap A.’ya 10 gün birlikte kalması için teslim etmiş. Serap A. A. adlı bir adam ile yaşıyormuş. A. A. 9 yaşındaki Nazar Yıldız’ı günlerce ” uyumadığı ve kendisini dinlemediği “ gerekçesi ile demir çubuk ve makarna süzgeci ile dövmüş. Nazar Yıldız yoğun bakımda 13 gün yaşam savaşı vermiş. Ve sonunda bu mücadeleyi kaybederek ölmüş. 13 gün doktorların kurtarmak için verdiği bütün mücadeleye rağmen o kadar ağır işkence görmüş ki kurtarılamamış.  
Eğer Nazar Yıldız’ı A.A. döverek bu hale getirdi ve bu cinayet mahkeme kararı ile kanıtlanır ise A.A. adlı ” adam taklidi “ hangi cezayı hak eder? Aslında bence adaletin yerine gelmesi için küçük Nazar’ı dövdüğü demir çubuk ve makarna süzgeci ile dövüle dövüle öldürülmeli. Ancak devletler böyle davranmadığı için asılması da yeterli. Bu tür çocuk cinayetlerinin sayısını artırabiliriz. Bazılarında cinsel saldırı var. Bazılarında ise sistematik şiddet. 
Bugünkü hukuk sisteminde ne Aykut Balk ne de A.A. idam cezası almaz. Alsa alsa ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alır. Ve bunlarda çıkacak bir genel affı beklerler. Önümüzdeki yıllarda bir genel af geleceği için bunları da kısa bir süre sonra aramızda görmemiz mümkün olacaktır. Olayı izleyen kamuoyunun büyük bir bölümüne ise katiller genel af ile kurtulmadan önce ” hapishanede diğer mahkumlar tarafından öldürülmesi umudunu “ beslemek kalır.
Oysa cezalar toplum vicdanını tatmin etmelidir. Cezanın caydırıcı olup olmaması ikincil bir husustur. Ancak bir tek çocuğu bile tecavüz ve sistemli işkence sonucu ölümden kurtaracak ise çocuklara yönelik cinayetlere idam cezası verilmesi doğrudur. Toplum vicdanını tatmin etmeyen cezalar yarattıkları toplumsal travmalar nedeni ile sağlıklı bir toplum yapısının oluşmasına neden olacaktır. İnsanlar devletin vermesi gereken cezayı, hapishanedeki diğer suçlulardan gizli gizli bekleyeceklerdir. Aslında devlet de kendi vermediği cezayı hapishanedeki mahkumların vermesinden memnun olacaktır. Yargılamalar sırasında çocuklardan birisinin bir yakını katili öldürür ise toplum onu katil değil, ” adaleti gerçekleştiren bir şanssız kahraman “ olarak görecektir. Bütün bunlar sağlıklı bir devlet-toplum sisteminin kabul etmemesi gereken hususlardır. 
Bu noktada önerimi tekrarlamak istiyorum: 12 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel saldırı sonrasında gerçekleşecek cinayet ve sistemli işkence sonrasında gerçekleşecek cinayet suçlarına idam cezası vermek için anayasa ve yasalarda gereken hukuki düzenleme yapılmalıdır. Bu noktada artık Türk toplumunun çocukları için ağlamak ve üzülmek, mahkumlardan medet ummak yerine, harekete geçmesinin zamanı gelmiştir. Toplum, devleti çocuklarını korumaya zorlamalıdır. Toplum, devletin koruyamadığı çocukları katledenleri idam cezası ile cezalandırılmasını aktif olarak istemelidir.” 
Bu çağrıma destek geldiği gibi, bazılarından “yanlışlıkla masum insanlar da asılabilir” şeklinde itirazlar geldi. Oysa idam cezasının ancak “birinci dereceden kanıtlar” yani, “DNA verileri, film görüntüleri” gibi inkarı mümkün olmayan kanıtlara dayandırılması durumunda infaz edileceği maddesinin konulması bu ihtimali ortadan kaldıracaktır. “Yanlışlıkla bir masum insan asılabilir”  diye itiraz edenleri, “idam cezası bir masum çocuğun canını kurtarabilir” üzerinde düşünmeye çağırıyorum. 2 yaşında bir kızı olan anne bana  “kızıma bir şey olur ise dünyayı yakarım ancak idam cezasına karşıyım” demiş. Benim çocuğuma dokunmayan yılan bin yaşasın demek değil mi bu? Senin çocuğuna Allah korusun bir şey olunca dünyayı yıkıyorsun, başkasının çocuğuna bir şey olunca katili koruyorsun. Adalet mi bu? Bu çağrıya şimdi ve tekrar destek verenlerin 
bilgi@21yyte.org mailto:bilgi@21yyte.org e-posta adresine isim ve adreslerini bildirmelerini rica ederim. Bu isim ve adresler, bu makale ile birlikte 30 Mayıs 2014’te TBMM Başkanlığına yollanacaktır. 
Haydi çocuklarımız için bir şey yapalım. Bir çocuğu bir katilin elinden kurtarabiliriz. Çünkü çocuk katilleri korkak olur. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş