Kaddafi ve ötekiler

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Kaddafi 1969’dan beri Libya’yı yönetmektedir. Diktatörlüğü bir tarafa gerçek anlamda bir devrimcidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün özgürlük hareketlerini desteklemiştir. Afrikalı halkların batılı emperyalist ülkelere karşı özgürlük mücadelelerine, yoksul halkların kaynaklarını sömürmelerine karşı olan hareketlere hep destek vermiştir.  İngiltere de İrlanda Kurtuluş Örgütüne ( İRA ),  Fransa da Korsika adasının bağımsızlığı için mücadele eden Korsika Özgürlük Cephesine (FLNC ), İspanya da Bask bölgesinin özgürlüğü için mücadele eden Bask Vatanı ve Özgürlüğü Hareketine (ETA) ve batılı ülkelerdeki diğer bir çok özgürlük hareketlerine destek vererek batılıları rahatsız etmiştir.
Kaddafi batının ve İsrail’in uşaklığını yapan ne Mısır’ın mübarek diktatörü ne de kendisinin ve yakınlarının cebini dolduran emperyalistleri ürkütmeyen Tunus’un bin Alisine benzememektedir. Hayatı boyu devrimci ruhunu kaybetmemiştir. Dünyadaki devrimci liderlerin destekleyicisi ve yakın dostuydu. Beyazların tahakkümüne karşı direnen efsanevi Güney Afrikalı lider Nelson Mandela, İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele veren Uganda devlet başkanı Marksist Yoweri Kaguta Museveni,  Cezayir’in Fransızlara karşı özgürlük savaşının kahramanlarından ünlü devlet başkanı Ben Bellah, Kongo lideri sosyalist, anti-emperyalist Laurent Dezire Kabila ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere batılıların başının belası Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez yakın dostlarından birkaç tanesidir. Dünyanın anti-emperyalist politikacı, sanatçı ve aydınlarını sık sık ülkesinde toplayarak ağırlamış, devrim şarkıları söylemeye bayılan bir devrimci.
Ülkesinde Coca Cola ve Mac Donalds’a izin vermeyen, kapitalist ülkelerde görülen adım başı bir banka şubesi sistemini yasaklayan ve her şehirde sadece birkaç banka şubesine ihtiyaç duyulabilecek bir   ekonomi  politika uygulayan, çöllerdeki bedevilerin her birine kentlerde 250 m2’lik modern ve lüks evler yapıp bedava veren, ülkesinin alt ve üst yapısını tamamlayan, Libyalı köylülerin bütün ürünlerini istisnasız satın alan, yerel yönetimler halk komiteleri tarafından yönetilerek halkın yönetime katılımını sağlayan, paralı eğitimi yasaklayan ve eğitim masraflarının devletin karşıladığı, üniversitede okuyan Libyalı öğrencilerin tamamına burs veren, yoksul çok sayıda Afrikalı öğrenciye ülkesinde burs vererek eğitilmelerini sağlayan, dünyada petrolünü en iyi fiyata satan bir devrimci.
Avrupa Birliğini örnek alarak Afrika’nın kaynakça zengin olmasına rağmen batılılar tarafından sömürülerek yoksullaştırılan ülkeleri ikna ederek bir “Afrika Devletler Birliği” yaratmak için büyük çaba ve para harcayan Kaddafi bu anti emperyalist projesini gerçekleştirme aşamasına gelmişti ki başına
bu iş geldi.
Kaddafiyi diğer Arap liderleriyle karıştırmamak gerekir, zira Körfezin zengin ve batının emrindeki kral ve emirlerle bir ilgisi yoktur. Batının sürekli nasırına basan, Arap ülkelerinin gelenekselci lider ve ailelerini aşağılayan, ülke içinde kendisine ve devrimciliğine inanan bir kitle yaratan, ülkesinde laik, modern ve çağdaş bir hayatı destekleyen, Suudi Arabistan’da kadının yalnız sokağa çıkmasına izin verilmezken Libya silahlı kuvvetlerinde, poliste ve diğer bütün sektörlerde kadınların görev yaptığı enteresan bir ülkedir.
Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatında batılılardan ve ABD’den korkan, Yunanlılarla iyi ilişkilerini bozmamak için Türkiye’ye destekten kaçınan Arap ülkelerine karşın Kaddafi ve Türk dostu zamanının en genç Başbakanı Callud ile beraber ABD ambargosu nedeniyle uçamayan Türk savaş uçaklarının yedek parçasını, uçak yakıtını ve diğer bütün askeri malzemelerini veren ve üstelik bu malzemelerin uçaklara yüklenilmesine nezaret edecek kadar önem veren Kaddafi’yi anlatmaktan kendimi alamadım. 1974’te Türk halkında büyük bir sempati yaratan ve minnetle anılan Kaddafi’nin bu günkü durumu üzüntü yaratmaktadır. Hiç şüphe yok ki Kaddafi bir diktatördür ve Libya halkının da demokrasi ile yönetilme hakkı vardır. Bu hakkı destekliyoruz ama Kaddafi’nin 42 yıllık döktüğü kanla ABD başkanlarının, İngiliz ve Fransız yönetimlerinin 42 yıldan beri döktükleri veya dökülmesine  vesile oldukları kanların miktarı kesinlikle Kaddafi’den fazladır.
Yeni bir batı emperyalist çağına giriyoruz aynen 19. yüzyılda olduğu gibi, vakit geçmeden ve yeni yoksul ve sömürülen ülkeler  dramı yaşamadan, Müslümanlara ve Budistlere kendi Birleşmiş Milletlerini kurarak Güvenlik Konseyi oluşturup başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere kan dökmek, emperyalist politika uygulamak ve yoksul halkları sömürmekten dolayı bu ülkelere askeri müdahale yapabileceklerini ilan etmelerini  öneriyorum. Bu bir hayal gibi geliyor, doğru ama hayal de olsa kulağa hoş geliyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları