Kader garibana mı cilve yapar be usta

İsrafil K.KUMBASAR

‘Hırsızlık’, ‘şerefsizlik’, ‘namussuzluk’ lekesi değildi onların alınlarındaki kara.
‘Bir avuç kömür’ karasıydı.
Yoklukları ‘berekete’ dönüştüren, krizleri ‘fırsata’ çeviren, devlet imkanlarını ‘ayaklarının’ altına seren ‘cumhurbaşkanı’, ‘başbakan’, ‘bakan’, ‘milletvekili’, ‘bürokrat’ babaları yoktu onların.
Başları sıkıştığında ‘kredi’ açan, ‘burs’ veren, ‘zekat’ dağıtan, ‘havuza’ para yağdıran ‘iş adamı’, ’işletmeci’, ’müteahhit’amcaları da.
Bir ‘ayakkabı kutusu’dahi bulamamışlardı ‘el emeklerini’, ‘göz nurlarını’, ‘alın terlerini’ içine koyup saklayabilecekleri.
‘Sıfırlamaya’ imkan bulamamışlardı ayaklarının altındaki delinmiş çorapları.
Belki daha adını bile duymamışlardı ‘para sayma’ makinelerinin.

***

Onlar, namerde ‘muhtaç’olmamak, başkalarına ‘eyvallah’ etmemek, çoluklarına çocuklarına helalinden ‘bir dilim ekmek’ götürebilmek için başlarına ne geleceğini bile bile girdiler yerin yüzlerce metre altına.
Tozu toprağı yuta yuta, zehirli gazları soluya soluya kazma salladılar, ter döktüler.
Ve ‘namussuzluğun’ tavan yaptığı kahpe düzende, ‘namusları’ ile geçimlerini sağlama mücadelesinin bedelini hayatlarını vererek ödediler.
‘Bakkal poşetleri’ ile harlanan ocaklar, ansızın gelen ‘ölüm’ ateşi ile yandı tutuştu.
Yürekler dağlandı, karalar bağlandı, ‘kara toprağın’ altından çıkarılan cesetler, sessiz sedasız yeniden ‘kara toprağın’ bağrına uğurlandı.

***

Ateş ‘düştüğü yeri’ yakıyor, yakınlarını kaybedenler acıları ile baş başa kalıyor.
Sorumluluk makamında olanlar, her zamanki gibi ‘kaderin cilvesi’, ‘takdir-i ilahi’, ‘mesleğin fıtratı’tesellisi ile olayı geçiştirmeye çalışıyorlar.
Hayatını kaybeden işçilerle ilgili ‘milli yas’ ilan edip yardım seferberliği başlatıyorlar, sözde ‘yaraları sarmak’ adına.
Ama gelin görün ki, onları ağızları açık dinleyenler yakalarına asılıp da sormuyor?
Peki bu kader, ‘cilvesini’ hep ekmeklerini ’alın teri’ dökerek kazanmaya çalışan ‘garibanlara’ mı gösteriyor be usta?
Neden ‘kâr etmekten’, ‘küpünü doldurmaktan’ başka hiçbir değer tanımayan kalantorların semtine hiç uğramıyor?

***

Şehitleri ‘kelle’olarak nitelendirenlerin, katliama kurban giden işçileri de ‘kibrit çöpü’ saymalarından daha doğal ne olabilir ki?
Onları göz göre göre ‘ölüme gönderilmesine’ gıklarını dahi çıkarmayanlar, ne yazık ki arkada kalanların ‘acılarını paylaşmalarına’ dahi izin vermiyorlar.
‘Ecele’ faydası olmayan korkuyu şah damarlarında hissetmiş olacaklar ki ‘yeni bir Gezi kalkışması’ paranoyası ile olay bölgesini adeta ’karantinaya’ alıyorlar.
‘Olayın üzerinin örtülmemesi’ için seferber olan vicdan sahiplerini, ‘hükümeti düşürmeye çalışan fırsatçılar’olarak suçlamaya kalkışıyorlar.
Fırsatını bulsalar, “Olayın arkasında Ergenekon parmağı var”  diyecekler.

***

HSYK vaziyete el koymuş, savcılar soruşturma başlatmış, olayla ilgili ihmali olanlar ’ucu nereye uzanırsa uzansın’ birer birer ortaya çıkarılacakmış.
‘Yargının’ tamamen ‘idarenin’ kontrolü altına girdiği, adaletin tozunun atıldığı bir ortamda, bu soruşturmadan sağlıklı bir netice çıkacağı düşünülebilir mi?
Görünen o ki her zaman olduğu gibi yine ‘ikinci’ dereceden sorumlu bir takım kişiler ‘günah keçisi’ olarak seçilecek, bütün suç ve kabahat onların üzerine yıkılacak.
Peki ya olayın ‘asli’ failleri?
‘Birinci’ dereceden ‘kusuru’ve ‘ihmali’ olanlar, ‘denetim’ görevlerini layıkıyla yerine getirmeyenler?
‘Siyasal’, ‘ekonomik’, ‘teknik’ sorumlular?

***

Olay, öyle ‘görünmez’bir kaza değil, ‘liberal kapitalist’ sistemin tetikçiliğini yapan ’muhafazakar’ görünümlü iktidar vasıtası ile gerçekleştirilen düpedüz bir katliamdır.
Ama siz siz olun ‘karanlık’ odakların oyununa gelip, hadisenin arkasında herhangi bir ’bit yeniği’ aramayın sakın.
Sorgulamayın, eleştirmeyin.
Peki ya ne yapın?
Dua edin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş