Kader, keder oldu

A+A-
Ergun KAFTANCI

SEVGİ Kafalı akademisyen...

      Milliyetçi Ülkücü harekete fikren büyük katkıları olan bir isim, hâlâ da karınca kararınca katkılarda bulunuyor.

      O hatırlattı...

      MHP'nin 2012'deki kurultayında merhum Başbuğ Alparslan Türkeş tarafından tüzüğe koydurulan ve Genel Başkanlık görevini beş yılla kısıtlayan madde, Devlet Bahçeli'nin talimatıyla değiştirilmişti.

      Süre kaldırılmıştı...

      O tarihte bu değişikliğin, hareketin kaderi olarak benimsendiğini herkes gibi biz de hatırlıyoruz...

      Kafalı hoca da hatırlayanlardan biri....

      Genel Başkanlığı bırakmak niyetinde olmayan ve ikbal hırsına kapılan

Bahçeli'ye bugün şöyle sesleniyor:

      -Hareketin kederi oldunuz, eserinizi demek ki unutmadınız

Devlet Bey...

      ........................

      Evet...

      Yeni bir olağanüstü kurultaya gidilirken Devlet Bey'in ortaya koyduğu inat, eserini unutmadığını gösteriyor!

 

*

 

Protokoler statükoya dikkat

        YARGITAY Başkanı'nın Cumhurbaşkanı ile yan yana gelmesi bazı çevrelerde yargıya güven duygusunu azalttı...

       Herkes aynı görüşte:

       -Yargı bağımsız olmak zorunda...

       Başkan'ın, Erdoğan ile yan yana çay hasadı yapmasını yargı bağımsızlığına düşen gölge diye nitelemek ne kadar doğru bilemiyoruz...

       Ancak bir yargı mensubunun protokoler statüko gereği Cumhurbaşkanı ya da Başbakan ile birlikte görünmesi doğal sayılabilir ama birlikte tatile çıkması, çay hasadı yapması, bizde olmaz ama mesela golf oynaması protokoler statükonun dışındadır...

        Bu tür birliktelik insanın aklına elbette, yargı bağımsız mı değil mi soru işaretini zıpkın gibi saplar...

       Bu şartlarda da sorunun cevabını bulamazsınız...

       .........................

        Cumhurbaşkanı bu konuda, çok eskide kalan "Alışacaksınız" söylemini tekrarlayarak birlikteliğin altında farklı bir niyet aranmaması gerektiğini ima etti...

       Bu tür seyahatleri yapacaklarını, bunda da yasal, ahlâki ve teamüle dayalı bir yanlış olmadığını söyleyen Erdoğan, "Böylece devletin milletle kaynaştığı görülecek" dedi...

       Bu değerlendirmeye yurttaş olarak iki noktada katılmıyoruz...

       Birlikte seyahat yasal ve ahlâkidir elbette ama teamül değildir...

       İkincisi, kaynaşma iki makam arasında yaşanmaktadır...

       Devlet elbette milletle kaynaşacaktır ama kaynaşırken de hak, hukuk ve adalet kavramlarına gölge düşer endişesini dikkate alarak yaşayacaktır...

       Dolayısıyla, halkın düşüncelerinde güvensizlik oluşmasın diye yargıyla bugünkü gibi rahatlık içerisinde kaynaşamayacaktır!

 

*

 

Başıboş ülke olduk

         SORUM AKP'lilere...

        Sonradan terör çetesi olarak ilan ettiğiniz cemaatle birlikte, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının saygınlığını komplo yoluyla ortadan kaldırmaya çalıştınız mı, çalışmadınız mı...

        Çalıştınız...

        O kadar ileri gittiniz ki Bolşevik darbesinde denizcilerin oynadığı rolü vehim haline getirip, onlar yapacakmış korkunuzla Deniz Kuvvetleri'mizin personeline bile saldırdınız...

        Darbe yapacaklardı dediğiniz amiraller dahil denizcileri içeri aldınız.

        Bunu da az bulmuş olacaksınız ki birlikte çalıştığınız Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Bağbuğ'u emekli olur olmaz terör çetesinin başı ilan ettiniz... 

        Komplo adındaki bu iğrenç ve yürekleri dağlayan marifetlerinizin meyvesini seyredin şimdi...

        ..........................

        Yandaş ekranlardan yüzü eksik olmayan, attı mı mangalda kül bırakmayan PKK militanı olmaktan da sabıkalı bir gazeteci yazar bozuntusu, ihtiram duruşundaki askerimizin karşısına geçip komiklik yapmaya kalkıyor.

        Fotoğrafı var...

        Bir diğeri de az ileride bu soytarıyı ayran budalası gibi ağzı açık seyrediyor...

        İkisi de yalama, ikisi de AKP yalakası...

        Yalama olan üçüncü yalaka ise sosyal medyaya yüklediği fotoğrafın altına "Nasılsın asker" diye yazıyor, askerin sözüm ona verdiği karşılığı da ekliyor:

        -Sana ne    

        ...........................

        Bugüne kadar bu aşağılık alayın ve askerimizi tahkir etmeye yeltenmenin hesabını soran çıkmadı...

        Ne hükûmet, ne askeri makamlar, ne de savcılar harekete geçti...

        Bu ülke o kadar başıboş bir ülke mi oldu kuzum!

        Haddini bilmez şerefsizlerin askerimizle dalga geçmelerine nereye kadar tahammül göstereceğiz...

        Bunlara ihtiramın, insanlık manzumesinden olduğunu hem de anlayacakları dille anlatamayacak mıyız!

        

*

 

Halef-selef

            BİNALİ Yıldırım, Başbakan olalı ne zaman konuştuysa her söylediği, basma kalıp lâf olmaktan öteye gitmedi...

         Kendinden menkul cümleler kuramadı...

         AKP literatüründe yer alan ifadeleri tekrarladı durdu...

         İleride de ağzından kendinden menkûl ve iradesini gösteren sözler dökülmeyecek anlaşılan...

         Zaten "Ağır ağabeyler" de başka lâflar etmesine herhalde izin vermeyecek...

         ........................

         Size günümüzden bir haber vereyim...

         Fetih törenlerine katılmak üzere taşınan AKP'lileri alana getiren bazı parti araçlarında Başbakan Yıldırım'ın selefi Ahmet Davutoğlu'nun boy fotoğrafları vardı...

         Hepsinin üzeri yapışkan kağıtlarla kapatıldı...

         O emri hangi işgüzarın verdiği bulunamadı; şoförler siyasetçilerden daha ketum çıktı, söylemediler...

         .........................

         AKP'de vefa duygusu kalmamış...

         Partinin dağılmamasını sağlamış, iki seçimi kazanmış bir başbakan bu kadar çok istenmeyen adam haline gelirse orada vefa arayan hava alır...

         AKP, bîvefâ bir siyasi topluluktur...

         İçlerinden çıkan eski başbakana reva görülen muamele ortada!

 

 

*

 

BİR SÖZ

        SÖYLEDİĞİN her şeyi düşün, düşündüğün her şeyi söyleme...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları