Kadına şiddet nelerle doğru orantılı

A+A-
Afet ILGAZ

Bir gazetedeki resim konuşuluyor günlerdir. Ben o resim hakkında fikir beyan edemeyeceğim, çünkü resme bakmadım. Özel olarak başımı çevirmiş değilim. Sadece bakmadım. Kendiliğinden bir şeydi.
Mesele o resimle veya o resmin teşhiriyle kapanmadı. Cinayetler, dayaklar gırla gidiyor. Bu gelişmede iki şeyin doğru orantılı olarak etkili olduğunu düşünüyorum. Şiddet kelimesine de alışamadım. Eskiden buna  “koca dayağı”  derlerdi ve bu tabir daha gerçekçi olurdu. Çünkü şiddet adından da anlaşılacağı gibi, bir şeyin çokça haline denir. Ama o şey nedir? Aşağılama mı? Tehdit mi, dayak mı? Neyse, zaten pek çok kelime kalıplaştı ve böylece anlamını yitirdi. Bu da öyle.
Daha düne kadar Türkiye, Kanun Hükmünde Kararnamelerle idare ediliyordu. Yani adeta Meclis  “baypas”  edilmişti. Bu ne demektir? Yasama mercii olan, yani kanun yapmakla vazifeli olan Türkiye’nin bu çok önemli kurumu, işlevsizleştirilmişti. Yani kanunu Meclis değil, Bakanlar Kurulu yapıyor. Bakanlar Kurulu da AKP’lilerden ibaret.
Delik deşik iddianamelerle ülkenin okumuş yazmışları, önemli mevkilerinde bulunanları, yani “üreten” , fikir üreten kesimi dört yıldır cezaevlerinde tutuluyor ve bunların tahliye edilmesini isteyen başkanlar bire karşı iki oyla, tahliye isteklerini gerçekleştiremiyorlar. Sonra da görevden alınıyorlar. Yani kanun “pas” geçiliyor.
Duruşmalar, mahkemenin asıl adliyesinden bir saat uzakta görülüyor ve bu  “tarihi”  dava TV ve radyolarla yayınlanmadığı için, halkın bilgisinden uzak kalıyor.
Arabaları yakan, ölümlere sebep olan, bombalar patlatan, kalabalıklara engel olunamıyor ve bu vahşet hep devam ediyor. Yani kanunlar ve hukuk baypas ediliyor. Yani kanunları kimsenin taktığı yok.
“Hukukun üstünlüğünün”  yok edildiği, kanunların “takılmadığı”  bir ülkede şiddet eğilimli olanlar, böyle müsait bir ortamı bulunca hiç tereddüt etmiyorlar.
Dizilere gelince: Şimdi bir de  “eski kocalar”  modası çıktı. Bizim zamanımızda böyle değildi. Boşanmak istemeyen ve ağlayıp sızlayan, kadınlar olurdu, bu yüzden de eski kocalarını öldürmezlerdi.
Feodal ilişkilerdeki yoğunlaşma da bu işi körüklüyor. Hele Başbakanın herkesin önünde ve her zaman, üç çocuk yapın tavsiyesi doğrusu utandırıyor ve çok yanlış oluyor. Bu tavsiyeyi Başbakanlar değil aile meclislerinde nineler, anneler yapar, gene de mahcup eder.
Dizilerde herkes serbestçe cinayet işliyor. Ortada ne polis, ne jandarma var, hatta bir tek vatandaş bile yok. O ölen adam veya kadın da kim vurduya gidiyor.
En son, bir yerde okudum, nerede okuduğumu pek hatırlayamadım ama şu cümleyi çok doğru ve açıklayıcı buldum: Cumhuriyet azaldıkça şiddet (kadına) çoğalıyor.

Yazarın Diğer Yazıları