Kadrini musalla taşında bilmek...

A+A-
Ahmet SEVGİ

KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı millî kahraman Rauf Denktaş’ı (1924-13.01.2012) da kaybettik... Geçen hafta (17 Ocak 2012) Salı günü Lefkoşa’da yapılan cenaze törenini televizyondan izlerken Bâkî’nin (ö.1600) şu beytini hatırladım:
“Kadrini seng-i musallâda bilip ey BÂKÎ//Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf”.
Bâkî büyük bir şairdi. Genç yaşta şöhret basamaklarını hızla çıkmıştı. Bu sebeple, gerek yakın arkadaşları, gerekse saray çevreleri tarafından şiddetle kıskanılıyordu. Muhtemelen böyle bir atmosferde söylenen mezkûr beyit sadece Bâkî’nin değil, bütün insanlığın âkıbeti için geçerli bir tespittir. Nitekim devrin şeyhülislâmı Sun’ullâh Efendi Bâkî’nin cenaze namazını kıldırdıktan sonra kalabalığa dönüp gözyaşları içinde adı geçen beyti okumuştu. Keşke Rauf Denktaş’ın cenaze namazını kıldıran Hoca Efendi de cenaze namazını müteakip bu beyti okusaydı. Hatta cemaate “Hakkınızı helâl edin” telkini yanında merhum Denktaş’a hitâben “Hâzırûna hakkınızı helâl ediyor musunuz?” diye de sorabilseydi...
Her Ahmed’in bir Ebûcehil’i olduğunu yahut “Bin tane düşmanı olup da hakkında her gün bin defa konuşulmayan insan” ın millî kahraman olamayacağını bilenler nazarında, şahit olduğumuz nahoş manzaralar, üzerinde durulmaya değmeyecek basit şeyler olsa da “Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzî değil” hesabı, bir fayda sağlamayacağını bile bile gönlümüzün sesine uyarak tarihe not düşmek geliyor içimizden... Her şeyi sineye çeker, yapılan nankörlükleri dile getirmezsek ideal bir cemiyet nasıl inşa edilecek?..
Görebildiğim kadarıyla merhum Denktaş’ın cenaze töreninde üç grup insan vardı:
1- Ellerinde “Baba Denktaş rahat uyu yattığın yerde. Çünkü emanetin emin ellerde.”, “Türk ulusunun ve halkımızın başı sağ olsun. Sizi asla unutmayacağız.”, “Seni ve Cumhuriyeti sonsuza dek yaşatacağız.”, “Şehit abime, babama, dedeme selam söyle başkanım”, “Sevemez hiç kimse seni benim sevdiğim kadar” vb. dövizlerle gözyaşı dökerek yürüyenler ki bunlar Rauf Denktaş’ı eskiden beri sevip sayan insanlardır.
2- Cenaze töreninde sessizce yürüyerek gözyaşlarını içlerine dökenler... Bu zevat muhtemelen merhumun kadrini musalla taşında bilenler idi.
3- Törende, daha önceleri Denktaş hakkında söyledikleri ileri-geri sözler dolayısıyla sıkılıp terleyen ve bir an önce tören alanından uzaklaşmak istedikleri yüz hatlarına yansıyan grup... Onlara “Büyük lokma ye, büyük söz söyleme” atasözünü hatırlatmak yeterli olur mu dersiniz? Sanmıyorum ama bizim aldığımız devlet terbiyesi fazlasını söylememize müsaade etmez!..
Sözün özü; millî kahraman yetiştiren toprakların iyice çoraklaştığı bir ortamda Rauf Denktaş’ı kaybetmek üzüntümüzü bir kat daha arttırdı. Ne var ki hepimiz O’na döneceğiz... Türk milletinin başı sağ olsun! Merhuma C. Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyoruz...
Son söz şairin:
“Musallâ taşına mecbûren uğrar her kişi//Fakat pek nâdir görülür orada er kişi.” (Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları