Kafayı kırmızı ışığa takan din adamları!

İsrafil K.KUMBASAR

Bahardan ödünç alınmış iki güzel günün ardından Şubat, kurşuni karamsarlığıyla yine yığılıp kaldı caddelere, sokaklara.
Çocuklar pek de bir tat alamadıkları yarıyıl tatilini geride bırakıp okula tekrar  “Merhaba” dedi.
Şadırvan saçaklarında titreyen güvencinler, altına bir karton; üstüne de çul parçası çekip kuytuda yer bulabilen ayyaşlar kendilerini mutlu saydı.
Tatsız tuzsuz trafiğin orta yerinde, artık alışkını olduğumuz gürültü ‘karabasanlara’ doğru yolaçtı ruhumuza.
Bir şubat daha bahara doludizgin gitmek yerine, önümüzde yığınla yeni ‘karakışlar’ olduğunu fısıldadı kulaklarımıza.
Cilası döküldü tüm ‘müjde’ yüklü cümlelerin, makyajı aktı ‘yalancı kahkahalar’ attırtmak üzere sahne almış palyaçoların.
Yine başa döndü memleket ve ‘günü kurtarma’ tezleri lodosla karayel arası müzmin bir rüzgarın önünde sökün etti:
- “İyiyiz, dünyaya bakıp halimize şükredelim.”
Eyvallah, kimileri hayli iyi olabilir.
Tripleks villalarında yahut devletin dayayıp döşediği ultra-lüks lojmanlarda, lapa lapa karı seyredip ‘kolejden’ dönen çocuklarını, ‘iletişim’ uzmanı gelinlerini, ‘CEO’ mertebesine yükselmiş damatlarını bekleyebilirler.

***


Oysa şubattayız. Hani mart karının yağmasından bir önceki ayda.
‘Bir gün önce’ söylenenler, ‘ertesi gün’ arsız bir üslupla alelacele tekzip ediliyor.
Bugün söylenenler de yarın yalanlanacak, farklı şekilde vatandaşın önüne konulacak.
Gürül gürül yanan şömine ateşi karşısında ‘kar yumağı’ manzaraya bakınca insanın hayal gücü, ufku genişliyor olmalı.
‘Hayalin’ yetişmediği yerde devreye ‘din-diyanet’ sokuluyor.
Çok bekledik. 10 yıl boyunca bir gün olsun, bir kez olsun, bir cümle olsun hutbe aralarına, vaazlara bir de ‘hak-hukuk’ koysunlar istedik ama nafile.
Çıka çıka ‘kırmızı ışığa’ ilişkin bir çalışma çıkıverdi, hamiyetperver din adamlarımızın dosyaları arasından. Kırmızı ışıkta geçmenin ‘caiz olmadığına’ yönelik çalışma yapılacakmış.
Tamam, budur işte. Her kuşu öptük, sıra kırmızı ışığa geldi. Slogan da güzel  “Kanundan kaçarım ama Allah’tan kaçamam” duygusu oluşturulacakmış.
Güzel düşünce. Hoş bir çaba.

***


Bu memlekette özellikle büyük şehirlerde yaşayıp da trafikten dert yanmayan, muzdarip olmayan mı var?
Canü gönülden desteklenmesi gereken bir çalışma başlatıyor Diyanet İşleri Başkanlığı.
Elini taşın altına koymamak mümkün mü?
Ama hayli zor bir proje olduğunu da kabul etmek gerek, değil mi?
Onbinlerce konut yapıp ‘otoparkı’ es geçenlere...
Onlarca katlık gökdelenlere ruhsat verip, ‘ev sahiplerinin’ araçlarını nereye park  edeceğini unutanlara...
Dünyanın ‘en pahalı’ benzinini bu millete reva görenlere...
‘Kaynağı belirsiz’ jiplere kurulup, halka ‘nanik’ yapanlara...
Kamunun elindeki araçları sattırıp, sonra da eşin dostun araç filolarını ‘rent a car’ formülüyle kiralayanlara...
Makam aracını eşinin, kızının altına çekip ‘tüyü bitmemiş yetimin’ ciğerinden aracın deposuna kan çekenlere...
Ve daha sayılacak pek çok şeye gıkı çıkmayan din adamlarının ‘kırmızı ışık’ hassasiyeti gerçekten göz yaşartıcı.

***


Kanundan kaçar da insan, Allah’tan kaçamaz.
Ama el insaf, memleketi ‘yağma hasanın böreği’ haline getirenler için Diyanet’in, din adamlarının söyleyeceği tek bir laf yok mudur?
“Bizim işimiz diyanet, siyaset değil”  deniyorsa eğer, o zaman sormazlar mı adama?
- “Peki kırmızı ışığa kadar niye beklediniz? Evinin iaşesini düşünmekten iflahı kesilenlerin bırakın kırmızı ışığı ihlal etmeyi, sokağa çıkacak halleri mi var?”
Bu kampanyaya ancak ‘kırmızı kart’ gösterilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş