Kalabalıklar içinde yalnız adam

Ahmet TAKAN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yetişirken giydiği, daha sonra da üzerinden çıkardığı Milli Görüş gömleğine göre farklı bir siyaset adamıdır. Hocası, rahmetli Necmettin Erbakan her ne kadar siyaset sahnesinde esprili üslubu ile tanınsa da ketum ve sert bir liderdi. Erbakan, partisini büyük bir ketumiyet, disiplin ve sertlik içinde yönetir ama sosyal ilişkilere çok önem verirdi. Erbakan’ın Ankara Balgat’taki kale görünümlü evi her gün yurdun her yerinden gelen ziyaretçilerle dolup taşardı.
Bunları niye mi hatırlattık?
Tayyip Erdoğan’ın ameliyatı ile ilgili ayrıntıları okuyunca hatıralar aklıma geldi.
Siz bakmayın öyle; Erdoğan’ın taksi duraklarında çay içmesine, arabadan inip çocuklara oyuncak vermesine, ara sıra vatandaşların arasına dalıp gülücükler dağıtmasına. Bunların hepsi daha önceden kurgulanan imaj operasyonlarıdır.
Hani şu Erdoğan’ın Ramazan aylarında gecekondulara misafir olup, gariban çorbasına kaşık sallama görüntüleri de var ya!
Önceden teşkilat ayarlar. Partiden iki üç kanal, “Tayyip Bey şu saatte şu adreste iftar edecek ama kimsenin bilmesini istemiyor. Aman benden duymuş olma” diye servis yapılır. Sonra malum görüntüler...
Sorun bakalım!..
AKP teşkilatlarında; kaç kişi Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki evinin tam yerini biliyor? Kaç kişi o eve girip bir bardak çay içebilmiş? Bırakın teşkilatları, kaç bakan, kaç genel başkan yardımcısı Bakanlar Kurulu toplantısı veya MKYK dışında Tayyip Erdoğan ile görüşebiliyor?
Erdoğan birinci halkasının dışında pek kimseyle “yüz-göz” olmaz.
Dönelim yine ameliyat meselesine. Başbakan’ın çıkarıp da kendi eliyle deldiği kanuna falan değinecek değilim. Bu vesile ile Tayyip Erdoğan’ın kamuoyunda pek bilinmeyen, görünse de pek anlaşılmayan ruh hali ve karakterini izah etmeye çalışacağım. Ankara Haber Merkezimizin çalışkan muhabirlerinden Fatih Erboz, ameliyat ile ilgili ayrıntıları araştırırken Başbakan’ın adının hastane defterine “deneme” olarak yazıldığını ortaya çıkardı. Ameliyatı yapan hastanenin değil, dışarıdan getirilen bir ekip. Sağlık Bakanı bile kapıda beklemiş.
Tayyip Erdoğan kendisi ile ilgili konularda çok “titiz” dir!.. Hemen yakınında hiçbir formasyona sahip olmamasına rağmen baş korumalığını yeğeni Ali Erdoğan yapar. Ali Erdoğan’ın yetkileri devletin polisinden daha üstündür.
Tayyip Erdoğan’ın bilinen ve bilinmeyen tüm rahatsızlıkları ile ilgili ilaç çantasını yalnızca yeğen Erdoğan taşır. Buna birinin el sürmesi veya içini kontrol etmesi yasaktır. Tayyip Erdoğan’ın kapalı şişelerde içeceği su ve markası yeğen tarafından kontrol edilir. Evinin dışında yiyeceği yemekler mutlaka önceden güvenilir birine tattırılır. Tayyip Erdoğan vitaminlere, doğal ilaçlara çok düşkündür. Siz yalnızca altın çileği bilirsiniz. Erdoğan, dünyanın dört bir yanından şifalı bitkiler getirtir ve bunları kamuoyunda hiç kimsenin bilmediği yabancı uzmanların kontrolünde kullanır.
Bugüne kadar hiçbir Başbakanda görmediğimiz güvenlik ordusu tarafından korunan Tayyip Erdoğan, mümkün olduğu kadar, aynı yere gitseler bile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile aynı uçağa binmez.
Başbakan, kabine ve parti içinde de dışarıdaki görüntüsünün tam aksine oldukça “sert” tir. Onunla, sert (!) fırça yeme korkusundan kimse kolay kolay diyaloga girme cesaretini gösteremez. Kabinede kendisine her şeyi korkmadan söyleyebilen yalnızca iki isim vardır; Devlet Bakanı Bülent Arınç ile İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin. 12 Haziran seçimlerinde AKP kulislerinde “Tayyip Bey, İdris Naim Şahin kendisine rahat itiraz edebildiği için pek aday yapmak istemedi, fakat Şahin bastırınca da ’hayır’ diyemedi” diye konuşulduğuna şahit oldum.
Tayyip Erdoğan kendisine ameliyat olmasını salık veren Abdullah Gül’ün ailesi ile de limonidir. Hem de ailecek. Erdoğan ve Gül ailesi arasındaki küslük hâlâ devam ediyor. Birbirlerine gidip gelmezler. Abdullah Gül’ün sosyal ilişkileri ise daha farklıdır. Gül, yakın arkadaşları ile özel yemekler yer, aile ziyaretleri yapar. Evi, teşkilatlardan özellikle Kayseri’den gelenlere açıktır.
Tayyip Erdoğan’ın hocası hasta yatağında bile en azından yakın çalışma arkadaşlarına kapılarını kapatmazdı. Hatırlayın, Erbakan’ın rahmetli olmadan önce hastanede ölüm döşeğinde bile yakın arkadaşları ile çektirdiği fotoğrafları.
Kurmaca görüntülerle kurgulanan senaryolarla olmuyor. Lider, halkın arasına karışsa bile kendini yalnızlığa hapsedebiliyor. Fotoğraflar her zaman gerçeği söylemiyor.
Ah şu iktidar ve makamın gücü olmasa, siz o zaman görün asıl fotoğrafı...

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş