Kaleşnikof tetiğinde parmak izi

Savaş SÜZAL
Son kayıplarımızda, iktidar, muhalefet, basın, aydın, dinli, dinsiz, herkes, hepimiz sorumlu, herkes, hepimiz suçluyuz. Yok, öyle arkanızı dönüp gitmeye kalkmayın. Ölenler Fransız, Rus, ya da Yunan değil. Bu kadar kolay sıyrılmak yok bu sorumluluktan. Bu askere, bu evlatlara, tuttuğunuz futbol takımı kadar sahip çıktınız mı?
Oyunu bir çuval kömür, bir poşet yiyeceğe, 50 liraya satan seçmen de sorumlu. Kandil’de teröristleri ziyaret eden siyasetçi, gazeteci de sorumlu. PKK’lılara ait silahların tetiğinde sizlerin de parmak izi yok mu? Gözünüze uyku girebiliyor mu? Yastığa başınızı koyduğunuzda rahat uyuyabilecek misiniz? Beni susturabilirsiniz ama varsa vicdanınızın sesini susturabilir misiniz?
Taksim’de 1 Mayıs gösterileri konusunda mangalda kül bırakmayanlar, katılanların büyük bir kısmı PKK ve Kürt açılımına destek verenler değil miydi? PKK da kendi sitesinde yoldaşlarına yayınladığı bildiride Taksim sloganlarını paylaştı. Taksim’de bir araya gelenlerin bir bölümü, TEKEL işçilerinin haklarını aramaktan aciz, işçi haklarını koruyamayan, AKP’nin çakma sendikaları değil mi? Onlar Taksim’de slogan atıp, marşlar söylerken, yavrularımız, kurşun yağmuru altında vatanları için can verip, kan döküyor şehit oluyordu.
Eee Tayyip Bey, nerede Beyaz Saray’ın Oval Ofis’inde gizli toplantıda kotardığınız büyük başarı? ABD ile yaptığınız anlık istihbarat paylaşımına ne oldu? Bu kadar büyük bir grup hareketini tespit edemediler mi, yoksa tespit ettiler de size mi bildirmediler? Şehit cenazelerinde size ve sizi temsil eden kişilere tepkileri de Ergenekon’a bağlamadınız mı?  
Peki ya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, siz bu şehitlerin hesabını nasıl vereceksiniz? PKK ile kanları pahasına çatışan ağabeyleriniz, büyükleriniz, emrinizdeki vatanseverler tutuklanırken son aylarda çocuklarımızın kayıplarının artış nedenini kendinize sordunuz mu? Ne olduğu belirsiz, hâlâ suratlarına okunmayan iddianamelerle aylardır, yıllardır hüküm giymeden yatarken içiniz rahat mı? Basına neden kızıyorsunuz?
O basın ki, televizyonlar şehit cenazelerini gösterirken geri planda dramatik müzik döşeyip, dramatik konuşarak görev yaptıklarını sanıyor. Onlar da sanıyor ki suç ortağı değiller. PKK ile mücadele edenlerin tutuklanışını magazin türü haber yapanların da, o tetikte parmak izi var. Son 20 yıldır basın, ya da kendine basın diyen grup, en az siyasiler, gamsızlar kadar suçlu.
Hepiniz açıldınız. Neye, nereye açıldıysanız? Başbakanın kahvaltılı açılımlarında dekor oldunuz? Propagandasına alet oldunuz. Başbakan’ın Kürt açılımında ne kadar açıldığı ortada. Habur’da teröristin ayağına götürülen seyyar mahkemelerde Türk bayrakları kaldırılmış. Haddine mi düştü biri bunu yazsın? Evet, son günlerde PKK’ya bir türlü terör örgütü demeyen ama benim vergilerimle Meclisten milletvekili maaşı alan parti yetkilileri Washington’a geliyor. Sanki birlikte hazırlamamışlar gibi, ABD Dışişleri Bakanlığına partilerinin görüşlerini anlatıp, Brookings Enstitüsü’nde Selahattin Demirtaş ile Ahmet Türk partilerinin siyasi propagandasını yapacak, daha sonra Emine Ayna ile birlikte Washington’da bürolarını açacak.
Gerçi daha önce de onlar için çakma adı Kani Gulam olan bir Diyarbakırlı, Washington’da PKK’nın bürosunu açmıştı. Bir Amerikalı çocuğun kimliğini çalan bu kişi, ağabeyi bir uçak kazasında ölünce büroyu bırakıp işleri devralmak için California’ya gitti. Şimdi bilin bakalım bu BDP heyeti Washington temasları sonunda nereyi ziyaret edecek. Tahmin edemediniz mi; Kani Gulam’a, California’ya gidecekler. Peki, önceki ve sonraki yani şimdiki büroların açılmasına kim izin vermişti? Hani bize saldırı olacağı istihbaratını vereceklerini söyleyen Amerikan hükümeti. 
Ben tüm bunlardan sonra kendimi salak hissediyorum, midem bulanıyor, ya siz?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş