Kamu görevlisi mi, STK yöneticisi mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Saşırmadığımızı söylersek yanlış olur.  Yanlış mı duyuyoruz, yanlış mı okuyoruz sorusunu defalarca sorduktan sonra kanaat getirdik ki, ‘bozuk saatin’ doğru gösterme vakti.
Dün bu sütunlarda bir polis müdürünün ‘terörist cenazesine ağlamayanın insan olamayacağına’dair veciz ifadelerini (!) paylaşmış ve içinde bulunduğumuz ‘vahim vaziyeti’ aktarmaya çalışmıştık.
Özellikle yandaş gazetelerin manşetlere çektiği haber çok önemliydi.
Görevi ‘kanunsuzlukla mücadele’ olan bir devlet memurunun mesaisine ‘teröriste gözyaşı dökerek’ başlama heveskarlığı akıl alır şey değildi.
Eğer onun mantığıyla yola çıkarsak, gençliği katleden ‘uyuşturucu satıcılarına’ da, kadınları fuhuşa iten ‘şebeke mensuplarına’ da, ocaklar söndüren ‘kumar baronlarına’ da ahlanıp vahlanacaktık.
Öyle buyuruyordu devletin memuru:
- “Terörist cenazesine ağlamayan insan değildir.”
Biz de devlet ricalinin tepeden tırnağa ‘sulu göz’ olduğundan bahisle, “Ağlamak neyi çözecek?” diye sormuştuk. Malum, tartışmalar dün de sürüp gitti.
Hükümetin demirbaşlarından Bülent Arınç, o polis müdürüne arka çıkıp, “Takdirle karşılıyorum” ifadesini kullandı.
Hayır, hayır bizi şaşırtan şey bu olmadı.
Arınç bunu söylemese şaşardık zaten.

 

***

 

Birincisi zat-ı alileri ‘ağlamalarıyla meşhur’ bir devlet büyüğüdür.
İkincisi o da tıpkı polis müdürü gibi, ‘anası devlet tarafından ağlatılanların dağa çıktığı’ görüşünü savunmaktadır.
“Bakkal soymuş aç çocuklar” muamelesinin bir zaaf oluşturacağının altını çizmiş ve polis müdürüne şöyle sormuştuk:
- “Sahi, bu ardından gözyaşı döktüğünüz teröristlerin gerçek niyetleri ve nihai hedefleri nedir?”
Aynı soruları hükümetin ‘ağlak üyesine’ de yöneltip, mevzumuza dönelim.
Efendim, Arınç’ın takdir dolu beyanından sonra, hiç beklemediğimiz tepki hükümetin başından geldi.
Tayyip Erdoğan, bir anda polis müdürünün sözlerine karşı çıkıp, “Eline silah alan çocukları iyi çocuklardı diye mazur gösteren anlayışa prim vermedik, onları da savunamayız” deyiverdi.
Erdoğan, aslında satır aralarında polis müdürünün gizli maksadını da ifşa etti:
- “Kalkıp da birilerini memnun etmek için böyle ifadeler kullanmayız. Bırakın siyaseti siyasetçi yapsın. Herkes kendi görevini yapsın.”
Haydi buyurun durumla ilgili ‘daha sağlıklı değerlendirmeyi’ siz yapın.
Akıl sahipleriyle adeta alay eden o sözleri hükümetin başı ‘tepki’ ile, başaltı da ‘takdir’ ile karşılıyor.
Ne dersiniz, biri ‘iyi’, diğeri ‘kötü’ polisi mi oynuyor?

 

***

 

Aslında bu tür soruların cevabını en iyi verebilecek olanlardan biri de ‘terörist cenazesine ağlamamayı insanlık dışı’diye niteleyen polis müdürüdür.
Onun ‘mesleki yetenekleri’ arasına girer Erdoğan ile Arınç’ın çelişkili açıklamalarını yorumlamak.
’Üstlerinin’ beyanlarını yorumlayıp, ‘kamuoyunu’ aydınlatırsa memnuniyet duyarız. Lakin, muhteremin böyle bir çaba içerisine gireceğini hiç sanmıyoruz.
O halde biz yine işimize dönelim ve o polis müdürünün atamasını yapan Hükümetin Başı ile Hükümetin Başaltı’na dönelim.
Önce Erdoğan’a şu soruyu soralım:
- “Eğer sözlerinizde samimiyseniz, eli silahlı ‘çocuklar’için gözyaşı döken o polis müdürü görevinde kalacak mıdır?”
Öyle ya, bu durum “Herkes işini yapsın” denilerek geçiştirilecek bir hadise değildir. Belli ki ‘pek yufka yürekli’ polis müdürümüz “teröristi enterne” gibi ifadeler kullansa da önceliği “gözyaşından” yanadır.
Diğer taraftan Arınç’ın da çıkıp ‘takdir’hakkını ‘neye göre’ kullandığını açık bir şekilde izah etmesi gerekiyor.
Bir devlet adamının, ‘ağzından çıkanı kulağı işitmeyen’ kişileri takdir yetkisi, bizim bilmediğimiz ‘hangi yasa’da yazılıdır, öğrenmek istiyoruz.

 

***

 

Türkiye’nin getirildiği nokta işte budur.
Kamu görevlileri, son 10 yıldır ‘esaslı bir psikolojik operasyonun’da etkisiyle ‘asli görevlerini’ unutup, ‘birer sivil toplum temsilcisi’ ağzıyla laflar etmeye başlamıştır.
Efendiler, madem ki ‘o tür düşünceler’ içerisindesiniz inin o koltuklardan ve ‘barış havarisi’ olarak faaliyet gösterin.
Hani aklınıza estikçe ahkam kesiyordunuz ya, “Asker çok istiyorsa çıkarsın üniformayı gelsin siyaset yapsın” diye.
Biber gazı yemekten, coplanmaktan tırsmıyorsanız, çıkarın üniformalarınızı da BDP mitinglerinde “Halklara özgürlük” sloganları atmaya başlayın.
Haydi, meydanlar sizi bekliyor.
Buyurun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş