Kamuoyunda yenilik ve lider yöneticilik sorunu

Kürşad ZORLU

Sosyal meselelerde tek bir boyut üzerine odaklanmak, diğer boyutları göz ardı etmek ve buradan elde edilen bulgularla kesin sonuçlara ulaşmak geleceğe ilişkin öngörüleri haksız çıkarabilir. Türkiye kamuoyuna bakıldığında özellikle ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda genellikle aynı yüzlerin ve benzer anlayışların kitleleri yönlendirebilme imkânına sahip olduğu görülmektedir. Türk kamuoyunun geleceğe olan etkisi bakımından ciddi bir problem sayılabilecek bu yapılanmanın düzeltilmesi öncelikle Türk milletinin bütünsel başarısı için bir gereklilik halini almıştır. Bu eleştirel yaklaşımın odağında ideolojik ve siyasal bir yaklaşımın olmadığını belirtmeliyiz. Zira kitlelere yön veren kişi, kurum yahut merkezlerin hangi siyasi görüşe ve ideolojiye mensup olduğundan çok gerçeğe, bilime ve kamuoyu sorumluluğuna ne kadar yakın durabildiği önemlidir. Ancak bu konuda kamuoyunu etkileyebilme zeminine yeni ses ve yüz kazandırabilme sorumluluğunu taşıyan siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve diğer güç merkezlerinin de kendisini sorgulamaktan başka çaresi yoktur. Bugün başta siyasi partilerimizin olmak üzere diğer düşünce merkezlerinin durumu ortadadır. Kendisini kanıtlamış bazı araştırma merkezleri veya  enstitüleri bir tarafa bırakacak olursak yeni seslere, gelecek vaat eden yüzlere ve belki aykırı görüşlere tahammül sınırları düşündürücü seviyededir. Farklı siyasi partilerde milletvekilliği konumuna gelmiş kişilerin millet iradesi adına hareket edebilme sorumluluğunu yerine getirmek için informal yaklaşımlarla muhatap olması siyasetçilerin öteden beri anlattığı gerçekler arasındadır. Dolayısıyla bu sorun iktidar kadar muhalefetin de başlıca sorunudur.
Bakınız...Türkiye’nin en büyük sorunlardan birisi liderlik bilgisi ve yeteneğiyle donanmış insan gücünü tespit etme, yetiştirme ve sisteme kazandırma sorunudur. Liderlik ve yöneticilik birbirinden farklı kavramlardır. Bu iki niteliğin tek bir kişide toplanması mümkün olmakla birlikte, her yöneticinin lider olmasını beklemek doğru değildir. Ancak buradan hemen bir siyasi figür çıkarılması meselenin özünden uzaklaşmamıza sebep olur. Belirtilen sorun daha geniş ölçekli bir sistem sorunudur. Bahsedilen örgütlenme modeli bir işletme de olabilir. Literatüre bakıldığında bir örgütte liderlik gücünün en tepe yönetici yerine daha alt kademelerdeki kişilere yüklenebildiğine -örneğin çay ocağı sorumlusuna- dair örneklerle karşılaşmak mümkündür. Özellikle günümüz şirketlerinde kurumsal bir sistem oluşturulamamışsa bu sorun birden su yüzüne çıkmaktadır. Türkiye’de liderlik konusundaki toplumsal algının büyük ölçüde siyasi kavramlara yönelmiş olması ise vurgulamaya çalıştığımız eksikliğin boyutlarını ortaya koymaktadır.
O hâlde ne yapmak gerekiyor? Aslında uzun bir reçeteye ihtiyaç yok. Üç temel yaklaşımın hayata geçirilmesi yeterli...
Lider-yöneticilik kavramının eğitim sistemimiz başta olmak üzere bürokratik ve yasal mekanizmanın içerisine yerleştirilmesi...
Siyasi partiler yasası ve her alandaki seçim mevzuatının yeniden düzenlenmesi. Süre, başarı ve yükselme kriterlerinin daha objektif kurallarla bezenmesi.
Hangi yaş ve konumda olursa olsun lider-yönetici adaylarının daha etkin ve cesur olması.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş