“Kan davası olmasın”

A+A-
Ahmet TAKAN

CHP lideri Kılıçdaroğlu:

“Kan davası olmasın”

Koalisyon arayışlarında Ankara’da gerilim filmi izler gibiyiz.

Cumhurbaşkanlığı çatı adayında CHP ile MHP arasında kurulan müthiş diyalog 7 Haziran sürecinde de devam etti. Kemal Kılıçdaroğlu ile sınıf arkadaşı olduklarını Devlet Bahçeli’nin ağzından işitmiştik.

Ne olduysa ondan sonra oldu. Deniz Baykal, Beştepe’ye Recep Erdoğan’a gittikten sonra Kemal Kılıçdaroğlu Bahçeli’ye  “CHP-MHP Hükümeti kuralım Başbakan sen ol” önerisinde bulundu. Sonra iki parti arasında oldukça sert açıklamalar birbirini izledi.

Milletvekili yemin töreninden önce en yaşlı üye sıfatıyla Meclis Başkanlığını üstlenen Deniz Baykal, dün bir sürpriz daha yaptı .Görevi Cemil Çiçek’ten devir almadan öce Kılıçdaroğlu ile baş başa görüştü. Siyasi kulislere anında çok çeşitli senaryolar düştü.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Meclis’teki odasında özel görüşme imkânı buldum. Baykal ile görüşmesine  “olağan”  değerlendirmesi yaptı. Ayrıntılara girmedi. Vakit dar olduğu için dişli sıcak gündem maddeleri konusunda YENİÇAĞ’a açıklamalarda bulundu. Önce, MHP ve Devlet Bahçeli ile gerilen ortamı değerlendirmesini istedim CHP liderinden;

“Ben siyasette geri dönülmez nokta olduğuna inanmıyorum. İnsanlar, koşullar değiştikçe elbette ki yeni ufuklara açılır. Koşullar değişir ona göre siyaset kurumu bir araya gelebilir, konuşabilir yeni koşulları değerlendirebilir. Siyaset siyah ve beyazdan oluşmuyor. Siyasette gri alanlar çok fazla. Dolayısıyla o gri alanlar siyasetin esnekliğini gösterir aslında. Bu sadece bizde değil bütün dünyada böyle. Siyasetin varlığından itibaren böyledir. Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir. Siyaset adamlarının görüşleri, düşünceleri, gelişen olaylar karşısında, dünya politikası karşısında değişebilir. Böyle bakmamız lazım. Yani siyasetçi dünyaya bakarken sadece kendisini değil, dünyadaki gelişmeleri de izleyerek bakması, değerlendirmesi lazım. Öyle bakıyorum ben. Dolayısıyla uzlaşılamaz noktalar yoktur. Tabii elbette siyaset kendisine göre de kırmızı çizgi de koyabilir. Şu olmadığı veya şu olduğu takdirde şunlar olabilir. Ama ben sonuçta siyasetin Türkiye için yapıldığına inanan birisiyim. Türkiye’nin çıkarlarına, üzerine eğer bir siyaset inşa edilmiyorsa zaten doğru olmaz bu. Biz Türkiye’nin bekası, dünyada saygın bir konumda olması, güçlenmesi ekonomik olarak, siyasal olarak, sosyolojik olarak, güçlenmesi bölgesinde gerçekten güçlü bir ülke olması için çalışıyoruz. Sadece ben değil, bütün siyasi parti liderlerinin aynı perspektifle bakmaları gerektiğine inanan birisiyim. Dolayısıyla siyasetçiler birbirlerini zaman zaman eleştirebilirler vatandaşın eleştirdiği gibi. Ama bunu bir kan davasına dönüştürmek, bunu bir kavgaya dönüştürmenin doğru olmadığına inanıyorum çünkü o siyasetçiyi de halk seçti, beni de halk seçti.”

—Devlet Bey’e kırgın mısınız?

“Hayır, herhangi bir kırgınlığım yok.”

—Tekrar görüşme kapıları açık mı diyorsunuz.

“Elbette. Devlet Bey, siyasette saygınlığı olan birisidir. İlkeleri olan birisidir. Devlet Bey’i siyasette önemli bir aktör olarak görüyoruz.”

—AKP ile koalisyona kapı araladığınız şeklinde yorumlar var. Araladınız mı kapıyı?

“Şunu söyleyeyim. Hiçbir parti ile biz kapıları kapattık diye bir ifade kullanmayı doğru bulmuyorum. Çünkü bütün partilerin varlık nedeni halktan aldıkları destektir. Halk destek vermişse o partiye kapıları kapattım diyemezsiniz. Ama koalisyon görüşmeleri sürecinde partilerin ilkelerinin olması da son derece doğaldır. Partiler ilkelerle yola çıkmalılar, ilkelerle koalisyon kurmalılar. Kimin kiminle koalisyon kuracağı değil, hangi ilkelerden yola çıkılarak koalisyon kurulacağının artık tartışılması lazım. Eski alışkanlıklardan Türk siyasetinin kurtulması lazım. Eski alışkanlık, ben şu parti ile kurarım, şununla hayatta kurmam. Ama biz eğer ilkelerde anlaşabilirsek bütün siyasal partilerle bir araya gelebilmeliyiz, rahatlıkla konuşabilmeliyiz. İlkeler nedir; yolsuzluk mu ilkelerimiz, hukukun üstünlüğü mü, kadın erkek eşitliği mi, yargının bağımsızlığı mı, emekliye iki maaş ikramiye verilmesi mi, güçlü bir sosyal devlet midir ilkelerimiz. Bu ilkeler çerçevesinde bir araya gelirsek siyasal partiler elbette kendi kimliklerini koruyacaklardır. Kendi siyaset anlayışlarını koruyacaklardır. Ama ortak payda üzerinde bir araya gelebiliriz, bir arada hükümet kurabiliriz. Bir engel olmaması lazım.”

* * *

Deniz Baykal’ın Erdoğan görüşmesinden sonra CHP içinde meydana getirdiği gerilim önceki gün (Genel Merkezde) yapılan milletvekilleri toplantısına açık şekilde yansıdı. Baykal, belki bugüne kadar duymadığı ağır eleştirileri milletvekillerinin ağzından dinledi. Deniz Baykal’ın dün, Kılıçdaroğlu ile randevusu duyulunca, kulislere “Meclis Başkanlığı isteyecek”  iddiaları düştü. Peki ne dedi Baykal, Kılıçdaroğlu’na?

CHP kulislerinden edindiğim izlenime göre; Baykal, milletvekilleri toplantısında yaptığı  “davete gitmek istediğim doğru. Görmüş geçirmiş  özgüveni tam bir siyaset adamı, niye bu işten kaçsın”  benzeri savunmalarını tekrarladı,  “partime bağlıyım ve asla yıpranmasını istemem”  dedi. Koalisyon formülleri konusunda görüşlerini aktardı. Meclis açılışında yapacağı konuşmanın metnini Kılıçdaroğlu’na sundu.

Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan direkt olarak Meclis Başkanlığına aday olmayı istedi mi?..

CHP kulislerine yayılan iki iddia şu;

“O konuya girmedi. Çünkü cevabı (olumsuz) milletvekilleri tanışma toplantısında almıştı.”

“Ya beni aday gösterirsiniz ya da CHP, Meclis Başkanlığı seçimine 2 adayla girer dedi.”

Anlaşılan, Baykal siyaset gündemini ve CHP’yi karıştırmaya devam edecek!..

Yazarın Diğer Yazıları