Kan tohumlarını ekenler!

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

'Açılım süreci' denen politikanın bir 'ihânet' olduğunu defaatle yazdık...

Bu iktidârın terör sorunuyla ilgili iyiniyetli olmadığını, en azından bu iktidar kadrolarının içinde bu meselede iyi niyeti olmayan ve dolaylı olarak PKK ile saf tutan kadrolar bulunduğunu defaatle yazdık ve defaatle de bu kötü niyet bu ihânet ortaya çıktı...

 "Orta Doğu'da bizden habersiz yaprak kımıldamaz" retoriğinin nice bir saçmalık olduğunu hep yazdık. Yapraklar habersiz kımıldamadı ama uçağımız düşürüldü, yapraklar habersiz kımıldamadı ama Reyhanlı'da 52 vatandaşımız öldürüldü, yapraklar habersiz kımıldamadı ama Süleymanşah türbesini apar topar kaçırdık koruyamadığımız için, yapraklar habersiz kımıldamadı ama Diyarbakır'daki patlama Orta Doğu kaynaklıydı, onlarca vatandaşımız öldürüldü, Ankara'daki patlama da Orta Doğu kaynaklıydı, onlarca vatandaşımız katledildi, yine Ankara'da Bakanlıkların önünde, TBMM'nin dibinde bombalı araç patladı bu hafta içinde ve yine onlarca vatandaşımız katledildi...

Asker ve polis şehitlerimizin listesi bile Başbakanlığın koridorlarını dolaşır uzunlukta...

Öngörüleri iflâs etmiş, stratejik derinliği cehennemin dibini boylamış Başbakan hâlâ yerinde duruyor...

Silahlar sustu, barış zamanı...

PKK çekiliyor...

Silahlara veda...

Hayırlı Perşembe...

Silah devri bitti...

PKK'nın çekilme güzergahındaki 120 karakolda kameralar çalışmayacak...

Bu başlıklar AKP'nin havuz medyasının 'açılım şehveti ve sarhoşluğu'nun gazete başlıkları... 

Ve...

"Açılım sürecini adetâ silah stoklama süreci olarak değerlendirmişler..."

"2013 Mayıs'ında Türkiye'den geri çekilmesine karar verilen unsurlar, aksine son 2 yıl içinde Türkiye'de kendi yıkıcı ve yıpratıcı saldırılarını artırabilmek için ciddi bir yığınak yapma teşebbüsüne yöneldiler"

"Valilere operasyon yapmayın emrini biz verdik..."

Yukarıdaki üç itirafın ikisi Cumhurbaşkanına, birisi de Başbakana ait...

 "Oslo'da PKK ile anlaşmıştık..." diyen bugün de İçişleri Bakanı...

"Öcalan Kürtlerin lideridir..." diyen bugün de AKP kurmayı...

17-25 Aralık yolsuzluk dosyalarıyla ilgili zamanın Başbakanı adına insanüstü mesâi sarf eden MİT Müsteşarı bugün de MİT Müsteşarı... 13 Mart Pazar günü Ankara'daki patlamadan haberi var mı, onu bile bilmiyoruz...

Minâre kılıfa artık sığmadığı için PKK'ya yönelik eleştiriler yazıyorlar, demeçler veriyorlar son günlerde...

Oysa bu ülkede alenî bir gerçek var. Bu gerçeğin adı, PKK terörünün bugün geldiği noktanın müsebbibi AKP ve AKP iktidarlarının politikalarıdır...

Bugün Orta Doğu'dan Türkiye'ye sızan değil, oluk oluk akan terörün sorumlusu da 'Orta Doğu bataklığı' tâbirine romantik tepkiler veren Davutoğlu'nun ta kendisidir...

Yıllardır ekilen kan tohumlarının neticesidir meydanlarda patlayan bombalarla parçalanan insanlarımızın bedenleri...

Güvenlik politikalarına kesin bir dönüştür bunun çâresi...

Elinde silah, molotof kokteyli bulunduran ve polise-askere direnenler için 'vur emri'nin de olduğu yeni bir 'selâhiyet kanunu'dur, idamın hemen yeniden yürürlüğe konmasıdır bunun çâresi...

Kendilerine girecek in arayanlar için adres Kandil'dir, kıytırık üç beş yurt binası, gazete binası ve şirket binaları değil, PKK'nın lider kadrolarının inlerinde yok edilmesidir, üniversitelerin PKK'lılardan temizlenmesidir bunun çâresi...

HDP'nin derhal kapatılarak kadrolarının tutuklanmasıdır, İmralı'daki katilin derhal tecrit edilmesi ve dışarıyla irtibatının tamamen kesilmesidir bunun çâresi...

Devlete yönelik her türlü tehdit ve PKK 'ya yönelik her türlü medya ve STK adı altındaki desteklerin en ağır şekilde cezalandırılmasıdır, barış bildirisi adı altında PKK'ya dolaylı ya da direkt destek veren akademisyenlerin derhal meslekten ihraç edilmesi ve yargılanıp en ağır cezâlara çarptırılmasıdır bunun çâresi...

Operasyonlarda 'etkisiz' hâle getirilen PKK'lılar için cenâze törenlerine izin verilmemesi  ve bu topraklarda bu tür mezarlıklara asla müsaade edilmemesidir bunun çâresi...

Hâkimiyetin zedelendiği bölgelere derhal büyük askerî operasyonlar yapılması ve o bölgelerde geniş bir temizlikle hayatın normale döndürülmesi, bölgede görev yapan bürokratların yeni ve ciddi bir istihbaratla tekrar atanması ve güvenlik politikalarını sürdürecek bir bürokratik düzenlemeye derhal gidilmesidir bunun çâresi...

"Canlı bomba listesi elimizde ama eylem yapmadan tutuklayamayız" diyebilen bir kafanın hiçbir eylemi önlemesi mümkün değildir...

Yoksa encâmı fenâdır bu gidişin...

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları