Kanamalı duygular...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

İlk mide kanaması geçirdiğimde on altıdan on yediye girmek üzereydim. Olağanüstü idealler sahibi olarak ölmekten değil de ölümün işe yaramayışına içerliyor ama çok korkuyordum. Ne kadar metanetli, ne denli cesur olsanız da can... Kanama müthiş de etkilemişti beni...
İnsanın kendi vücudundan kurşun yarası ya da ağır kesik olmadan böylesine kan gelebileceğini biyoloji derslerine rağmen bilmiyordum. Ürkütücüydü... Öyle ki daha önce bilgi sahibi ya da tanık olmayanlar kurtuluş umudunu kesiverirdi... “Kendi kendisini onarabilen yegâne makinedir insan” diyen doktorumun sözlerine o an inanmasam da kanama sonrasındaki hızla iyileşme dönemi, hiç bir makinenin insan gibi mükemmel yapılamayacağına inandırdı beni. Yaram iyileşmiş, kanama öncesi akut hale gelen ağrılarım sona ermişti. Bu arada ben insanın ne yaparsa kendisine yapacağı gerçeğini görmezden geliyordum. İnsanın en büyük düşmanı yine kendisiydi. Nitekim düşmanımın yapamadığı kötülükleri acımadan yapmaya devam edince kanamalarımın sayısını unuttum. Nasıl olsa onarıyordu yeniden düşüncesiyle, hor kullanmaya devam ederken günün birinde perte çıkacağımı tahmin etmek de istemiyordum. En sonuncusu bir öncekinden daha fazla acı verse de günlük hayatımın içinde bir müddet sonra unutulup gidiyor, yeni kanamaya kadar azgın denizlere yelken açmaya devam ediyordum. Her seferinde “bu da sana ders olsun” diyen sevdiklerimin temennileri bir kulağımdan girip diğerinden çıktığı için kanamalarıyla da mutlu olan mazoşist kimliğe büründüğümü fark edemedim. Kan kırmızısının önce kahve telvesine daha sonra da sıcak asfalta dönüşmesini iyi gözlemleyememişim. Kan katranlaşıyordu.
Kırılmaların, yarılmaların yaşandığı canım memleketimde de kanamalar yaşanıyor. Üstelik daha şiddetlisi... Tek vücut sandığımız milletimizin kırılma ve yarılmalarının etkisi mide kanaması gibi kısa sürede kendisini onaran tabii bir durumda değil. Kanı oluşturan ana maddelerden alyuvar ve akyuvarlar arasında tabiatın verdiği görev dağılımı bozulmuş. Ciğerlerimizin her nefes alışında, kalbimizin temizleyerek temiz kanı pompaladığı damarlarımıza suikast yapıldığının farkında mıyız? Kılcalları neyse de ana damarların kimi daralmış, kimi balonla, stentle açılmış ya da baypas edilmişse de giderek katranlaşan kanın bu damarlarda uzun süre yol alabileceğine dair şüpheler aspirin ve benzeri ilaçlarla inceltilerek tedavisini mümkün kılmıyor. Kolesterol had safhada, tansiyonu tavan yaptıktan sonra kriz geçirip mevta olacak hastaya doktor ne yapsın...
Son on yılımıza kâbus gibi çöküp; planlı ve programlı bir şekilde tek vücut sandığımız milletimizi kırılmalara, yarılmalara uğratarak kanatan karabasan, hayatta kalışımızın sebebi olan nefes borumuza, ümüğümüze çöktü... Ordu-Millet geleneğimize bomba koyup, kestiğinde kanatmayacağına inandığımız adalete suikast yaptı. Ulus-devlet olma sürecimizdeki değerlerimizi tahrip ederek milli bayramlarımızı yasaklayarak oksijen almamızı engellemeye çalışıyor. Kadınlarımızın bacaklarına göz dikip, saçlarından şehvetleniyorlar ve fikirlerimizi taciz edip düşüncelerimize tecavüze yelteniyorlar. Kan ile beslenenlerle beraber yeni anayasa ile kolumuzu bacağımızı kesme peşindeler kanatarak...
Böylesine karabasan ile uyandım kan ter içinde son kanamamdan, Cumartesi 19 Mayıs’tı... Dışarıda “Gün doğdu” marşı söyleniyordu. Televizyonda 19 Mayıs’ına sahip çıkarak ülkesini ay-yıldızlı al bayraklarla gelincik gibi donatan Türk gençliğinin olağanüstü mücadelesi gözlerimi yaşattı. Yastığımdan doğrulurken nefes aldığımın farkına vardım. Demek ki henüz atmosferimiz işgal edilmemiş. Oksijeni ciğerlerimin en ücra köşesine kadar çekebiliyorsam ve yüreğim damarlarıma kan pompalamaya devam ediyorsa, alyuvarlar ve akyuvarlar görevini yapıyor. Milliyetçisi, ülkücüsü, ulusalcısı, devrimcisiyle Türkiye’nin 19 Mayıs’ına sahip çıkıldığına göre kanamalara rağmen bu vücut kendisini onarmaya ve yaşamaya devam edecek. Türkiye Gençlik Birliği’ni kutluyor emperyalizme karşı yaktıkları meşalenin sonsuza kadar yaşayacağına inanıyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş