Kandil’deki kedileri teslim alma iradesi

İsrafil K.KUMBASAR

Türkiye’nin ayağına habis ur gibi yapışıp kalan bazı sorunlar için ‘devletle kavgalı’ grupların ‘hap’ gibi tahlilleri vardır. Bunların başında da “Çözümsüzlüğün çözüm olarak görüldüğü” ucubesi gelir. Denilen o ki, aslında devlet birtakım meseleleri ‘çözmek’ yerine, ‘çözümden uzak’ durarak ‘bir taşla birkaç kuş vurma’ sevdasındadır.
Yıllardır süregelen bu “taraflı bakış” açısı önce Kıbrıs meselesinde çöktü. Son örneğini de memleketi kasıp kavuran ‘terör’ hadisesinde yaşıyoruz.
Akıl almaz iddialar ortaya atıldı bu konuda.
‘Askerin’ ve ‘polisin’ sırf biraz daha fazla para almak için terörü bitirmediği, aslında terör örgütünün ‘derin devlet’ tarafından yönetildiği, ‘terörün azması’ için Doğu ve Güneydoğu’da halka zulüm yapıldığı vs. vs.
Sene 2011 ve ipe sapa gelmez iddialardan nemalanmayı, kendini ‘farklı bir yerde’ konumlandırmayı ustaca yürüten AKP, tam 9 yıldır iktidarda.
Üstelik bu ‘iktidar’ olma hali geçmiş yıllardakine de pek benzemiyor.
Karşımızda ne ‘yamalı bohça’ misali bir koalisyon var, ne de -onların tabiriyle- orduya, yargıya, askeriyeye ‘söz geçiremeyen’ aciz bir hükümet.
Kendi tanımları ile “devlet” oldular artık.

***


Haliyle millet, kendini “devlet olma” vehmine kaptırmış bu oluşumdan, geçmiştekinden farklı şeyler bekliyor.
- “Güç, irade, yaptırım ne isterseniz sahipsiniz, buyurun çözün sorunları.”
İlk adımı hatırlıyorsunuz, “açılım” adını verdikleri kepazelik. ‘Açılması’ ile’kapanması’ bir oldu.
Peşinden STK’ların devreye sokulması, ‘dini duyguların’ fon olarak kullanılmasıyla birtakım girişimler denendi.
O da tutmadı. Üstelik ‘daha vahim’ sonuçlara kapı araladı. ‘Camiler’ ayrılmaya başladı. ‘Sakalları’ göbeğinde birtakım softalar, terör gösterilerinde boy gösterdi.
Geçmişin asilerini ‘bölücü’ değil de ‘din alimi’ diye lanse etmeye kalkışanlar, ekrana düşen ‘alternatif cuma’ eylemleri karşısında, ‘oyunun ters teptiğini’ gördü.
Daha da kötüsü, tam da bazı şakileri “nur yüzlü hocalar” diye yutturacaklardı ki, bir de ne görsünler, ‘o tarife uyan’ çok sayıda kişi, eylemlerde en ön safta.
Üstelik altını biraz kazıyınca,’dini kisve’ altında ‘Türk’e vuranların iplerinin Batı’da olduğu bir kere daha ayan beyan ortaya çıktı.
Azıcık çekiştirince suratlardaki İngiliz kumaşından maskeler sökülmeye, Alman kunduraları ayakları sıkmaya, Amerikan malı silahların namluları samanlığa sığmamaya başladı. Terör belasının ‘dış desteğini’ kabullenmek zorunda kaldı kendine ‘devlet süsü’ veren güruh.

***


Bir başka şeyi daha gördüler bu aralar.
Ayaklarına çağırdıkları ve ‘ikili görüşmeler’ ile, ‘gizli celseler’ ile kafa kola almaya çalıştıkları peşmerge sürüsü, ‘tarafını’ çoktan belirlemişti. Topraklarında barınan bölücü güruha karşı ‘kıllarını’ dahi kıpırdatmayacakları aşikâr. Hazretlerin dil dökmesi, ‘yalan yere’ aba altından sopa göstermesi nafile.
Peşmerge açık açık, “Terör, bizim de işimize yarıyor. PKK’ya hak veriyoruz” diyor.
Diplomatik bir lisanla da Köşk’ten Konut’a birer bayram şekeri uzatıp kamuoyu önünde zor duruma düşmemeleri için adeta alay ediyorlar:
- “Silahla hak aranmaz!”
Bu çağrı hemen yankı buluyor Ankara’da. Hükümetin başı, “Silahı bırakıp Meclis’e gelsinler” diyor.
Zannediyor ki, Meclis’e geldiklerinde ‘herşey’ bitecek. Kan akmayacak, vatan evlatları toprağa düşmeyecek.
Sanıyor ki, Meclis’te yoklar.
Ne hazin bir durum. Yanıbaşında gerine gerine ‘ceylân derisi’ koltuklara uzananları ‘kimlerden’ sanıyor hazret, doğrusu merak konusu.
Farz-ı muhal bebek katili ‘tahliye’ edilmiş ve gelip vekil olarak Meclis’e kurulmuş. Ortalık bir anda ‘sütliman’ mı olacak?

***


Hayır, herkes biliyor ki öyle bir şey yok.
Günü geldiğinde bunu kendileri de görecek. Ama onların “Hele bir görelim” hevesleri ülkeye çok kan kaybettirecek.
Bunu önlemenin yolu,’kara operasyonu’ için ikna edemedikleri peşmerge reislerine ‘STK’ adı altında ‘ricacılar’ yollamak değil.
Onlar kararını çoktan verdi, ‘bir Kürt kedisini’ bile bize teslim etmeyecekler.
Ya siz beyler, aynı iradeyi ‘bir çakıl taşımızı’ dahi bu hainler sürüsüne vermemekte gösterip ‘Kandil’i ortadan kaldırma’ yönünde adım atabilecek misiniz?
Gerisi boş laf ve zaman kaybıdır.
Kimse kimseyi kandırmasın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş