Kanun hâkimiyeti

Ahmet B. ERCİLASUN

Ülkemizin en önemli sorunlarından biri kanunların uygulanmamasıdır. Kanun, adına devlet denilen örgütlenmelerin olmazsa olmaz şartıdır. Kanunun olmadığı yerde devlet de olmaz. Tarihin ilk zamanlarından beri devletler yazılı veya sözlü kanunlarla toplumları yönetmişlerdir. Türklerin ilk yazılı belgeleri olan Köktürk anıtlarında yöneticilerin en önemli iki işi ülkeyi korumak ve kanunları (anıtlarda törü = töre) düzenlemektir. Kanunların olmadığı veya uygulanmadığı ülkelerde toplum bir arada tutulamaz; devletin devamlılığı sağlanamaz. Kanunların uygulanması açısından rejimleri dörde ayırmak mümkündür: 1) Kanun hâkimiyeti olan totaliter ülkeler, 2) Kanun hâkimiyeti olmayan totaliter ülkeler, 3) Kanun hâkimiyeti olan demokratik ülkeler, 4) Kanun hâkimiyeti olmayan demokratik ülkeler. Bunların en kötüsü dördüncüsüdür ve Türkiye hızla kanunsuz bir ülke olmak yolundadır. En kötüsü de kanunların kâğıt üzerinde var olması fakat uygulanmamasıdır.
Türkiye’de tarikatlar kâğıt üzerindeki kanunlara göre yasaktır; fakat hepimiz biliyoruz ki bu ülkede tarikatlar vardır ve gazeteler neredeyse her gün bunlara ait haberler vermektedir.
Türkiye’de birden fazla kadınla evlenmek yasaktır (Ülül’emre, yani devletin kanunlarına göre yasak olan şeyler dine göre de yasak kabul edilir). Ancak bazı milletvekillerinin bile imam nikâhlı eşlerinin bulunduğu söylenmektedir. Üstelik bu yasağa rağmen zaman zaman, imam nikâhlı kadınların veya çocuklarının haklarıyla ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Yani yasak âdeta görmemezlikten gelinmekte ve meşrulaştırılmaktadır.
İmara açılmamış yerlerde inşaat yapmak, imar planlarına aykırı yapılaşmalarda bulunmak yasaktır. Fakat hepimiz biliyoruz ki yarım asrı aşan bir zamandan beri gecekondular ve bazı kaçak inşaatlar bu yasaklara rağmen yapılmaktadır. Kanunsuz yapılan inşaatlara bir süre sonra ruhsat verilmekte; kanunsuz olarak teşekkül etmiş gecekondu mahallelerine yol, su, elektrik, ulaşım hizmetleri götürülmekte; hatta bir süre sonra da bu evlere tapu verilmektedir. Yani devlet, kendi yaptığı kanunları çiğneyenleri ödüllendirmekte ve bir bakıma kanunsuzluğu teşvik etmektedir.
Belge denilen kâğıt parçasında da durum farklı değildir. Askerî savcılık bu kâğıdın askerî bir mahalde hazırlanmadığı görüşüne varmıştır. Üstelik fotokopi olan, asıl nüsha olmayan kâğıtların belge sayılamayacağı Yargıtay kararıyla da kesinleşmiştir. Genelkurmay Başkanı, kâğıdın kimler tarafından hazırlandığının araştırılmasını ve bulunmasını istemiştir. Elbette kâğıdı imal edenler araştırılmalıdır. Ancak şu anda açık bir şekilde faili belli olan suçlar vardır. Bir muhabir, bir davanın savcısının dosyalarında gizli kalması gereken bu kâğıdı bir şekilde almış ve bir gazetede yayımlamıştır. Muhabir bellidir, gazete bellidir. Eğer kanunlar varsa bunlar hakkında derhal kovuşturma başlamalıdır. Yargı makamları tarafından muhabire bu kâğıdı nasıl ve kimlerden elde ettiği sorulmalıdır. Bu konuda görevli yargı mensupları görevlerini yapmıyorlarsa onlar da suç işliyor demektir. Bu kâğıt gibi gizli kalması gereken daha nice evrakı gazetelerde yer alan davanın savcıları da en azından soruşturulmalıdır. Yoksa kanunlar, kanunu uygulaması gerekenler tarafından mı çiğnenmektedir?
Kanun hâkimiyeti hepimize lazımdır. Kanunlar devletin ilgili kurumlarınca uygulanmazsa bir süre sonra insanlar kendi haklarını kendileri aramaya başlarlar. Hukuk dilinde haklıya hakkını usule uygun olarak vermeye ihkak-ı hak denir. Hakkın verilmesi görevi kanunlar dairesinde sorumlu kişi ve kurumlarca yerine getirilir; yani kişi kendi hakkını zorla alamaz. Kendiliğinden hak almak kanunlarımıza göre suçtur. Ancak kanunların uygulanmadığı ve dolayısıyla insanların haklarını kanunlar çerçevesinde alamadığı durumlarda insanlarda kendi hakkını kendi arama ve alma duygusu gelişir. Bu da bir toplum için büyük bir kargaşa ve sonunda yıkım demektir. O hâlde toplumun düzeni ve devletin bekası için kanunlar behemehal ve mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmalıdır.
Peki bir ülkede, çeşitli kanunsuzluklarla ilgili dosyaları, dokunulmazlık dolayısıyla işleme konulamayan mebuslar ve hatta bakanlar varsa ne yapmalı?  “Ergenekon Terör Örgütü”  denilmesi mahkemece yasaklanmış olmasına rağmen bu ifadeyi kullanan birisi başbakanlık makamında bulunuyorsa ne yapmalı?
Zavallı ülkem, kanunsuzluklar içinde yuvarlanıp gidiyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş