Kanuni ve Fatih’in Kandil’e bayrak dikmesi

A+A-
Afet ILGAZ

“Yeni Osmanlı”  hikayeleri dolaşıyor ya ağızlarda, ben de o telden çalayım dedim.
Kandil bizim toprağımız değilmiş, bu saçmalıkmış falan... Kandil, bizim toprağımızı taciz eden bir terör merkezidir. Bizim toprağımız olması şart değil. İran’ın yaptığı gibi, kıvırtmadan, Kandil’i bertaraf edersiniz. Yoksa günde üç beş tane, sivil, asker cenazesi, beş on tane kaçırılan öğretmen, kaymakam, öldürülen mühendis, evi basılan ve öldürülen emekli korucu olayları okursunuz. Başbakanın annesinin vefat haberleri içinde (Allah rahmet eylesin, kalanlara sabır versin) kaybolan bir şehit cenazesi haberi kendisini gösterir. Fakir asker şehidin evinin süsü olan bayraklar vakit geçirmeden fakir evlere asılır ve ağlatır.

***


Yeni Osmanlı hikayeleri ve sultanlık hülyaları ve Kandil’in Türk toprağı olmamasından kaynaklanan polemik, bana “eski” Osmanlı hikayelerini hatırlattı. Bu hikayelerin ortak paydasının “Osmanlı” olduğunu düşündüğüm için böyle yapıyorum, başka bir amacım yok.
Biliyorsunuz Şarlken’e esir düşen Fransa kralının annesi, Kanuni’ye mektup yazarak oğlunun kurtulması ricasında bulunmuştu. Kanuni de ona atalarının şecaati ve zaferleriyle övünen ve Osmanlı mülklerinin çetelesini çıkardığı bir mektupla cevap vererek, teselli etmişti.

***


Mohaç meydan savaşının da bu rekabetten, Fransua ile Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken arasındaki rekabetten kaynaklandığı bilinir. Macaristan, Habsburglara yakınlaşıyordu. Sonuçta Macaristan’ın büyük bir bölümü Osmanlı topraklarına katıldı.
Biraz daha eskiye gidelim. Fatih Sultan... O hikaye de Fatih’in, Eflak’ı yenip kralın iki oğlunu rehin olarak İstanbul’a getirmesiyle başlar.
Osmanlı şehzadeleriyle kardeş gibi büyüyen bu çocuklardan bir tanesi Eflak Beyi olduktan sonra, çevreye görülmemiş ve tarihe geçmiş zulümlerle ün yapar. Özellikle Türkleri ve Türk askerlerini, kazığa oturtmakla bilinen bu adamın tarihe geçiş adı Kazıklı Voyvoda’dır. Fatih’in elçilerinin başlarındaki sarıkları, çıkarmamaları sebebiyle başlarına çiviler. Fatih bir sefere çıkar ama Voyvoda’yı yakalayamazlar. Çünkü o kaçarken bütün kuyuları zehirlemiş, ekinleri yakmıştır. Geri dönerler. İkinci seferde, Türk elbiseleri giydiği için, Türk zanneden kendi adamları tarafından öldürülür, başı kesilerek İstanbul’a yollanır. Annelerin göğüslerini çıkararak yerine çocuklarının başını koyma buluşu (!) da onundur. Bu vahşeti en son, Karabağ savaşı sırasında görmüştük. Daha başka işkence yöntemleri de var ama, şimdi sırası değil.
Diyeceğim şu; cedleriniz eski Osmanlılar, zulme asla katlanamazlardı. Başka halklar söz konusu olsa da. Onlar olsaydı şimdi Kandil’e çoktan bayrak dikmişlerdi.
Şimdi zaman değişti, aynı şey değil diyorsanız, siz de kendinizi yeni Osmanlı zannetmeyin!

Yazarın Diğer Yazıları