Kaos ya da sorunlardan kaçmak!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Bir toplumu kaosa sürüklemek istiyorsanız, o toplumu sürekli olarak geçmişiyle kavga eder hale getiriniz, sanal sorunlar yaratarak gerçek sorunlarından uzaklaştırınız, sorunlarına yoğunlaşma yeteneğini körleştiriniz, önceliklerin isabetli bir biçimde belirlemesini engelleyiniz, sorunlarını ve sorumlularını dışarıda aramasını sağlatınız, kurumlarını birbiriyle çatıştırarak görevini yapamaz hale getiriniz!

Bunları yaptığınız takdirde o ülkede kaos yaratmak için başka bir şey yapmanıza gerek kalmaz.

Bütün bunların daha fazlası bugün Türkiye'de organize bir biçimde yapılmaktadır. İşin garip tarafı, bütün bunlar da bundan en fazla zarar görecek kesimlerin bizzat kendisi tarafından yapılmaktadır.

İnsan bütün bunları, gerçekte Türkiye'nin geleceğinden umudunu kesenler tarafından mı yapıldığını da merak ediyor.

Bağımsızlık ya da tarafsızlık!

Öyle ki kurumların bizzat kendisi ve kamuoyu da "Vurun Kahpeye"  misali adeta kendi geleceğine saldırıyor. Kurumlar ya da kuvvetler hem kendi içinde hem de birbirlerine yönelik olarak benzer saldırıları gerçekleştiriyorlar.

Örneğin yargının bağımsızlığı adına yargının tarafsızlığına; yargının tarafsızlığı adına yargının bağımsızlığına kurumlar ve siyasi rakipler hep birlikte saldırıyor. Hâlbuki bağımsız olmayan yargı tarafsız; tarafsız olmayan yargı da bağımsız olamaz.

Aslında bu anlamda herkes el birliği etmişçesine kendi bastığı dalı kesiyor. Bunu yaparken de bazı saflar, hem kendilerine hem de topluma iyilik yaptığını sanarak yapıyorlar. Gerçekte yargıya, askere ve Türkiye'nin geçmişine pervasızca saldıranlar bunu bilinçli olarak yapmaktadır!

Yapılanlar bilinçli bir stratejinin taktik operasyonlarıdır.

Dikiz aynasıyla araba kullanmak!

Diğer yandan Türkiye, geçmişini sorgulamaktan, haline ve geleceğine bakamaz hale getirilmiştir. Aslında bu da bir stratejidir: Çünkü toplumu geçmiş sorunlarla meşgul etmek, güncel sorunları toplumun gözünden kaçırmanın da bir yoludur.

Çünkü hep geçmiş konuşup, geçmiş tartışıp ve geçmiş hakkında hüküm vermek geçmişi hiç hesaba katmamak kadar tehlikelidir.

Geçmiş yiyen, geçmiş içen, geçmiş tüketen hiçbir halk kendisine muhteşem bir gelecek üretemez. Bu tür yönetim biçimleri dikiz aynasıyla araba kullanan kötü sürücülere benzerler.

Devamlı dikiz aynasıyla araba sürmek, dikiz aynasına hiç bakmadan araba kullanmaktan daha tehlikelidir. Sürekli dikiz aynasına bakarak araba kullanmaya kalkanların kaza yapmaları da mukadderdir. Türkiye'de yönetenlerin yaptıkları da budur.

Günah keçileri yaratmak!

Türkiye, karşılaştığı sorunların gerçek nedenini hep başka yerlerde arayan sahte bir anlayışla karşı karşıyadır.

Bu anlayışa göre Türkiye'de işsizliğin nedeni yaşanan  krizlerdir. Kıbrıs sorununun nedeni "çözümsüzlük çözüm değildir" anlayışıdır. Ermenistan ile iyi ilişkilerin kurulamamasının nedeni, "herkesi düşman görme" yaklaşımıdır!

Karşılaşılan sorunları akla uygun "günah keçileri" yaratmak stratejisiyle aşmak mümkün değildir. Sorunların gerçek nedeni, siyasal, ekonomik, sosyolojik, kültürel, tarihi ve coğrafi faktörlerdir. Sorunlardan kaçmak, çözüm için geçerli bir yöntem değildir.

Adalet duygusu zarar görmemelidir

Devleti devlet yapan ve milleti bir arada tutan adalet duygusudur. Bu nedenle bir ülkedeki adalet sistemine olan güven sarsılmadan o ülkenin geleceğine duyulan güven de kolay kolay sarsılamaz. Adaletin olmadığı yerde devlet de yoktur. Hz. Ali'ye ait olduğu söylenen "bir devlet dinsiz yaşar ama adaletsiz yaşayamaz" anlamına gelen bir söz de vardır.

Hain darbe teşebbüsü sonrası bürokraside, siyasette ve toplumda yaratılan güvensizlik çok ciddi neticeler doğuracak gibi gözükmektedir.

İnsanlar bu defada karşılaşılan bütün sorunların altında haklı olarak bu hain FETÖ'yü arıyor. Yükselen güçle birlikte olmayı kimlik edinen oportünistler yine iş başındalar.

Yürütülen soruşturmaları akamete uğratmak amacıyla birileri hedef saptırmaya çalışabilirler.

Devlet yöneticileri soğukkanlı davranmak, aklıselimi egemen kullanarak topluma normalleştirmek zorundadır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları