Kara cübbeliler...

A+A-
Altemur KILIÇ
Büyük şair -Mevlevi- Asaf Halet Çelebi’yi rahmetle anıyor ve özür diliyorum; “Cüneyd” şiirini değiştirerek bir alıntı yapıyorum: “Açın cübbenizi. Ne görüyoruz.. Görünmeyeni. Nerede, ne oldu. Olanlar oldu. Kendi cübbeleri altında yok olacaklar!” Ve bir halk deyimiyle “Takke düştü kel göründü”. Son günlerde yargı-devlet depreminde olanları bunlarla özetlemek istedim! Umudum, temennim o ki, bu gelişmeler sonunda Atatürk Cumhuriyetinin ve devrimlerinin, Türk Ordusunun düşmanları “kara cübbeleri” altında yok olacaklar...

Anılarım
Rahmetli Adnan Menderes, “27 Mayıs Darbesinden” bir gece önce, Eskişehir’deki son yemekte “kara cübbelilerden” söz etmişti. “Kara Cübbeliler” dediği, kendisini eleştiren profesörlerdi! Ben de Basın Yayın Genel Müdürü olarak oradaydım. Ülkede hava gerilmişti ve darbenin ayak sesleri duyuluyordu. Özel Kalem Müdürü Ercüment Yavuzalp’la birlikte, Başbakanın konuşmasında havayı yumuşatacağını, erken seçimleri ilan edeceğini umuyorduk. Öyle olmadı. Menderes, aksine coştu, muhalefete ver yansın etti. Profesörlere de “Kara Cübbeliler” dedi!
Bu sözlerin, ülkedeki havayı daha fazla gerginleştireceğini tahmin ettik. Öyle de oldu. Konuşmaya yayın yasağı konması para etmedi ve “İhtilal” o gece Ankara’da başladı.
HSYK kararı üzerine Hükümet adına Erdoğan konuşmadı da, her nedense üslubuyla ünlü, Başbakan Yardımcısı, “korkusuz kaptandan” dümeni almaya hazır Bülent Arınç konuştu? “Mim” koyalım...
Arınç ezcümle dedi ki: “Demokrasimize, millet iradesine, yargı bürokrasisi tarafından darbe vurulmuştur. Siyaset, siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, cübbelerini çıkarmak zorundalar. Hem taraf tutup hem adil olmayan kararlar alarak o cübbe giyilemez”.
Sorarlar; “Öyleyse, hangi cübbe giyilir?” El cevap: “Cemaatlerin kara cübbeleri”!
Ne acıdır ki bugün, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde, Atatürk’ün Cumhuriyetinde, iktidarla sarmaş dolaş  “tarikatlar-cemaatler” egemenliği var... Baykal’ın dediği gibi siyasi kadrolaşmayla birlikte, “cemaat kadrolaşması” var. 1926’da tarikat, tekke ve zaviyelerin kaldırılmasının intikamını almaya çalışıyorlar. “Kırmızı ve yeşil yakalı cübbeliler” işte buna engel oluyorlar! 
“Kara Cübbelilerin” kadrolaşmasına ve her kuruma nüfuz ettiklerine inanmıyorsanız, T24 internet sitesinde yayınlanan, “tutuklu”  Başsavcı İlhan Cihaner’in soruşturma dosyalarında adı geçen cemaate ait telefon kayıtlarını okuyun, dinleyin! İşte böyle “kapı dinleyenler de dinlenir”! Cinler şişelerinden çıktılar bir kere! 
Arınç, Cihaner’in, Cemil Çiçek’in “uyarısıyla” ilgili tutanağına inanmıyor, alay ediyor... Dürüst bildiğim Sayın Çiçek eğer, “bunlar doğru değil” diyorsa, demek iktidar ve politika, onu da değiştirmiş!
Bu gelişmelerin umut veren bir yönü var: Galiba, Cihaner’in tutuklanması “musibetinden” bir “nimet” hâsıl oldu. Eğer bu hayırlı mecrada devam ederse, “Kara cübbelilerin Korku İmparatorluğunun” çökmesine vesile olacak. Mızrak çuvala sığmıyor. Ok yaydan çıktı birilerinin, bir yerlerine batıyor!

Neden “Cumhuriyet” savcısı
Kalemine sağlık. Kardeşim Yılmaz Özdil soruyor; “Savcılara neden Cumhuriyet Savcısı denir” diye? Ve hatırlatmış; Atatürk’ün Adalet Bakanı, Adalet Reformunun kurucusu ve bu sıfatın babası, rahmetli Mahmut Esat Bozkurt cevabını şöyle vermiş; “Gün olur, Cumhuriyet’i korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, büyükelçiden, validen bile hesap sormak gerekebilir... İşte onun için, Cumhuriyet Savcısı’dır!”  Özdil ekliyor:  “Tarikatçıların cirit atması için, irticayla mücadele etmeyi suçmuş gibi gösterenlerin... Haysiyet cellâtlarının yargısız infazlarını gülümseyerek seyredenlerin... Hayatını Cumhuriyet’e adamış komutanları ayağına getirirken, teröristin ayağına tıpış tıpış mahkeme götürenlerin... Bu millete verebileceği ’hukuk dersi’ yoktur.” Ben ekleyeyim; Yargı Reformu gerekiyor, ama AB’den ders alarak değil!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları