Kardeş katli ve siyaset

A+A-
Özcan YENİÇERİ

                Türkiye, daha bundan iki asır önce Nizam-ı Alem adı altında siyaset için kardeş katlinin zorunlu görüldüğü bir ülkeydi.

                İktidara gelenlerin kendisine rakip olacak kardeşlerini öldürmesine yönelik yasa çıkarılmıştı.

                Gelinen aşamada iktidar bir yana, parti içinde hâkimiyet kurmak adına hareketi katleden küçük padişahlar çıktı.

                Statüyü, iktidarı, makamı tehdit etmenin idamlık suç olarak görüldüğü bir kültürden geliyoruz.

                Kardeşi siyaseten katletmek tazirden yola çıkarılarak yapılan bir uygulamaydı.

Tazir sistemi ve günümüz

Tazir iktidardaki yönetime tanınmış bir uyarma, azarlama ve hizaya getirme sistemidir. 

Tazirden yola çıkarak Sultan, 'devlet-i ebed müddet' için gerekli gördüğü yerlerde gerekli gördüğü kararları alır.

Bu birilerinin hayatına mal oluyorsa onu da yapar.

 İktidardaki 'bekayı devlet için bunların imha edilmesi gerekir' der ve onları imha eder.

Osmanlı'da evlat katline tazir gerekçe gösterilerek emr-i ferman buyurulmuştur. 

Kundaktaki şehzadelerin katli böyle mümkün olmuştur.

 Uzun yıllar devlet için bireye kıyılmak zorunda kalındığı ifade edilmiştir.

İşin özünde birçok sultan iktidarlarına ortak çıkmasın diye öz kardeşini ve çocuğunu katlettirmiştir.

Partiler genel başkanların tapulu mülküdür

Bir düşünün, adam sanki babasının mülkünden birilerini kovuyor.

Genel başkanlığa aday olan herkesi ihraç ederek meydan okumayı görülmemiş bir yiğitlik örneği olarak sunuyor.

Milletin partisini aşirete çeviriyor.

Yaptığı işin adına da muhtemel demokrasi diyor.

Adam kendisini dava sanıyor.

Bu yüzden kendisinin değil davasının peşinden gidenleri kovuyor.

Parçalayarak, bölerek, ihraç ederek büyüyeceğini düşünüyor.

                Sürü elden gitmiş adam alaca dana hesabı yapıyor.

                Birleştirmeyi hiç düşünmüyor her şeyi parçalıyor, ayırıyor, ötekileştiriyor.

                Eskiler bu tür durumlar için "İtme mir'âtı şiketse, seni yüz sürete kor" (kırma aynayı, o da seni yüz parça eder) der.

İktidar tutkusu!

İktidar tutkusu, güvensizlik, intikam ve kin duyguları siyasi hırsla birleşince insan insan olmaktan çıkmaktadır.

Yüreği insan yüreği yapan en büyük duygu; hoşgörü, tolerans, sabır ve sevgidir.

İktidar sahiplerinin ellerindeki imkânları onu güç yapan mensupları lehine kullanabilmeleri, akıllı, mantıklı, basiretli ve merhametli olmalarına bağlıdır.

Kinini din haline getirmiş olanlar merhameti tatile, aklı buzdolabına koymuş olanlardır.

 Aklın tatile, mantığın buzdolabına tıkıldığı yerde başarı olmaz.

Siyasi tarih önce zalim sonra mazlum olan bu tür güç sahibinin hazin ve dramatik hayat hikâyesi ile doludur.

Hain ilan etmek!

Günümüzde siyası mütegallibe konumundakiler parti içi iktidarlarını kaybetmemek için öz kardeşini değil ama dava arkadaşı ilan ettiklerine kıymaktadır.

Adam ülkede değil ama partisinde iktidardır.

Ülkede değil ama partisinde dünyayı yönetmektedir.

Partisine oy verenlerin iradelerini ve ihtiyaçlarını değil iktidar partisinin iradesinin ve ihtiyaçlarının savunuculuğunu yapmaktadır.

Türkiye için demokrasiyi savunmaktadır ama parti içinde her iddia sahibini hain ilan etmektedir.

İktidar partisine değil partisinin mensuplarına meydan okumaktadır.

Dün kol kola olduğu, dava arkadaşı ilan ettiklerini bir anda hain ilan etmektedir.

Eski dönemler olsa kafasını alırdı!

Tepedekinin gözüyle görmek!

Filozof Goerres şöyle diyor: "Eğer hak ile haksızlığı, kanun ile zorbalığı, adalet ile baskıyı birbirine karıştırırsanız, kalabalıklar da bunları birbirine karıştırmaya ve buna iştirak etmeye başlar."

Goerres'in dedikleri siyaseten iki kez daha doğrudur.

Goerres'in dediği gibi liderin kötü dediğine parti mensupları hain, liderin partiden ihraç ettiğinin ise linç etmeye kalkılması bu yüzdendir.

Türkiye'deki siyasi partilerde tepedekinin gözüyle olana bitene bakmak gelenek halini almıştır.

Tepedeki, olanı biteni birbirine karıştırınca marjinal taban da haydi haydi karıştırmaktadır.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları