Kardeşe düşman, düşmana kardeş olma!

Özcan YENİÇERİ

Türkiye’deki iktidar, kendisini dış politika ile uluslararası ilişkilerde son derece başarılı görmektedir. AKP kurmayları, Türkiye’yi bölgesinde sözünü dinleten, arabuluculuğuna baş vurulan bir ülke haline getirdiklerini iddia ediyorlar. Öyle ki Davos sonrası, Başbakanın taraftarları seçim meydanlarında  “Dünya Lideri Hoş Geldiniz”  yazılı pankartlar açmışlardı.
Gerçekte ise Türkiye, AKP iktidarı döneminde daha önceki hiç bir iktidar zamanında yaşanmayan türden skandal ve yenilgilerin altına imza atmıştır:  “Çuval vakası” ,  “Annan Planı” , “Rasmussen’in Genel Sekreterliği”  ve  “Ermenistan mutabakatı”  bunlardan bir kaçıdır. Başbakan Erdoğan’ın uluslararası ilişkilerde, jeopolitiğin, ulusal çıkar ve tarihi ideallerin rolünü görmekte zorlanması, Türkiye’yi onlarca tarihi kayıpla karşı karşıya bırakmıştır.
Öyle ki, Türkiye, İsrail ile Suriye/Filistin arasında arabuluculuk yapmaya çalışırken, kendisiyle İsrail’in arasının bozulmasına neden olmuştur. Yine Türkiye, Ermenistan ile arabulmaya çalışırken Azerbaycan ile arasını bozmuştur. ABD Başkanı’nın Türkiye’ye yaptığı ziyarete olmadık anlamlar yükleyen iktidar, Başkanın 24 Nisan’da yaptığı konuşmayla adeta şok, olmuştur. Başbakan Erdoğan,  “Türkiye el bebek gül bebek okşanacak bir ülke değildir” demek zorunda kalmıştır.
Ancak Kıbrıs’ta, Kuzey Irak’ta, Ege’de, Azerbaycan’da, Ermenistan’da olup bitenler Türkiye’deki iktidarın gözünü hâlâ açmamıştır. İktidar, uluslararası ilişkilerin romantizm kaldırmadığının farkında değildir. Komşu ülkeler, ulusal çıkar eksenli, stratejik ve kurumsal politikalar yürütürken; Türkiye parti/kişi eksenli kısa vadeli politikalarla siyasetini şekillendirmektedir. Bütün ülkeler dışarıdaki başarısını içerideki birliğinden alırken, Türkiye içerideki başarısını dışarıdaki güçlerle sağlamaya çalışmaktadır. AKP iktidarı kardeşine düşman, düşmanına kardeş stratejisi izlemektedir. Temel çelişki buradadır.


Azerbaycan kaybedilmek üzeredir!
Dış politika çelişki kaldırmaz. Kaldı ki çelişki kişiler arasında yaşansa sorun olmaz. Çelişki dış politikada sergilendiğinde, ulusal çıkarlar bundan telafisi mümkün olmayan zarar görür. Azerbaycan’la son yaşanan gerilim, benzer çelişkilerin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin Başbakanı, defalarca  “Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan’la ilişki olmaz”  demiştir. Sonra birden Ermenistan ile Türkiye arasında parafe edildiği ilan edilen, “Karabağ”  ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarından hiç söz etmeyen bir mutabakat ortaya çıkmıştır. Haklı olarak İlham Aliyev, Ermenistan ile Türkiye’nin mutabık kaldığı metinde “Karabağ şartı var mı, Yok mu?”  diye bir soru soruyor. Bu soruya tatmin edici cevabı, Türkiye’nin yetkililerinin vermesi gerekmiyor mu? Komünizmin yıkılmasıyla Azerbaycan’la Türkiye 84 yıl sonra daha yeni birbirine kavuşmuştu. İktidarın basiretsiz tutumu devam ederse Azerbaycan ebediyen kaybedilecektir. İki milyonluk, işgalci, iftiracı ve sefil Ermenistan’ın şerrinden korkarak Azerbaycan’a sırtını dönmek, Türkiye’ye ve Türk Dünyasına yapılacak en büyük kötülük olacaktır. Kaldı ki, Türkiye, sınırını açarak ve ilişkilerini normalleştirerek ne Ermenistan’ı ne de arkasındaki güçleri memnun edebilecektir. Aksine Türkiye’yi uluslararası baskıyla dize getirdiğini düşünen Ermenistan, baskısının şiddetini daha da artırarak yeni tavizler talep edecektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş