Kardeşime..

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Çanakkale Zaferinin 100. yılında bakıyorum da yandaş, candaş, merkez medya dahil tekmili birden  “millici”  kesiliverdi. Daha bir hafta öncesine kadar hükümet emri ile Çanakkale Valisi’nin yasaklama kararı unutulmuş görünüyor. TGB ’li gençlerin  “Hangi çılgın bize zincir vuracakmış şaşarım”  kararlılığı ile geri adım atan vali umarım yüzbinlerce gencin Çanakkale yürüyüşünde gerekli önlemleri alıp, Türkiye’nin dört bir yanından gelen  “onbeşliler” e hak ettikleri ev sahipliğini yapımıştır. (Buradaki ev sahipliği valinin makamı için kullanılmıştır. Asıl ev sahibi yüz yıl önce toprağa düşmüş şehitlerimiz ve bu gün o ruhu taşıyan Türk gençliğidir.) Silivri duvarlarını aşıp, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs’ta alanları dolduran TGB’li ve TLB ’li gençleri yürekten kutluyorum. Ancak sadece100. yılında değil yıllardır her 18 Mart’ta sesiz sedasız şehit atalarının ruhları önünde  saygı ile eğilen yüz binlerce milliyetçi-ülkücü gençlerin de hakkını teslim etmek zorundayız. Özellikle  Türk Eğitim Sendikası mensubu öğretmen ve okul idarecilerinin öncülüğünde her yıl Çanakkale’yi ziyaret eden gönüllü, milli kuruluşları hatırlatmakta fayda görüyorum. Kadı ki Çanakkale ruhu senede bir gün 18 Mart ta yaşatılmaz. Her daim diri tutulmalıdır. Dün gazetemizde üstadımız, yaşayan en büyük tarihçimiz Muhittin Nalbantoğlu  yazdı. Ömer Seyfettin’in en yakın arkadaşı, bir kitabı bile olmayan, büyük çoğunluğun tanımadığı İdris Sabih’in her mısrası duygu yüklü “Kardeşime”  adlı şiiri İzmir’deki son şehidimiz Fırat Çakıroğlu’na armağan etmek istiyorum.
(Şiiri merak edenler Yeniçağ Gazetesinin internet sitesinde Muhittin Nalbantoğlu’nun son yazısından okuyabilir.)
1915 şartlarından daha ağır günler yaşadığımız bu günlerde ideolojik ayrılıkları bir kenara bırakarak Türk gençlerinin hepsi birbirlerine  “Kardeşim”  diye seslenmelidir. Bu konuda son derece önemli adımlar atılmıştır. Dün Çanakkale’de bir araya gelen yüz binlerce genç bunun göstergesidir.
“Dün, dünde kaldı cancağızım, bu gün yeni şeyler konuşalım” diyenler de haklı olabilir. Ancak dünü bilmeden bu günün muhasebesini yapmak mümkün değildir.1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra “Türk ordusu Kıbrıs’ta işgalcidir” diye feveran eden dünün eski tüfeklerinin büyük bölümünün bu gün milli çizgiye gelmeleri elbette önemli kazançtır. “Kardeşimiz” dirler. Lakin vatansız solcular ayak diretiyor halen. Etnik ve mezhep ayrılıklarını körükleyerek  bölücülerin değirmenine su taşıyorlar. Yeni nesiller bilmez, o yıllarda biz de Cumhuriyet’in 50. yılını  yaşayan heyecanlı çocuklardık. Ancak Ülkü Ocakları 70’li yıllarda her yıl Çanakkale’deki resmi geçitlerde yerini almıştı. Siyah-beyaz fotoğraflarda dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muharrem Şemsek öncülüğünde yüzlerce ülkücü genç, askeri birliklerin geçişinden sonra tören yürüyüşü ile  vali, komutanlar ve halkı selamlayarak geçişlerini tamamlayışı arşivlerde bulunmaktadır. Dolayısı ile geçmişten bu yana Çanakkale ruhunun yaşatılmasında büyük emekleri olan ülkücü gençlerin  hakkını da teslim etmek zorundayız.
Yüzüncü yılda 2023’ün de hazırlıkları var. Cumhuriyet’in 100. yılında Çumhuriyet’le hesabı olanlar boş durmuyor ve ne yazık ki devletten yardım görüyorlar. Bir tarafta bugünkü Türkiye’nin yozlaşma gerçeğini yansıtan  “OHA..Oflu Hoca’yı Aramak”  filmine örtülü sansür uygulanıyor. 20 Mart’ta gösterime girmesi gereken filme sinema salonları verilmiyor. Diğer taraftan içinde Mustafa Kemal’in olmadığı sinema filmleri ve kitaplara hükümet yardımları yagıyor. Yarından itibaren bu konuyu  detayları ile ele alacağız. Bu gün 100. yılında Çanakkale ruhunu yaşatan “Kardeşlerime” sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Onların pak alınlarından öpüyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları