Karınca yuvasında öten cırcır böcekleri

İsrafil K.KUMBASAR

La Fontaine’nin doğu kaynaklarından aşırdığı meşhur  “Ağustos Böceği ile Karınca” hikayesini dünyada bilmeyen yoktur.
Ama hikaye, yere, duruma ve zamana göre çok farklı uyarlamalara konu olmuştur.
Hikayenin Japonya uyarlaması şöyledir:
Karınca, bütün yaz boyunca çalışır çabalar, kışı sağ salim atlatabilmek için ‘karınca kararınca’ hazırlıklar yapar.
Ağustos Böceği ise çalar saz, bütün yaz. ‘Vur patlasın çal oynasın’ gününü gün ettiği, ‘yan gelip yattığı’ yetmezmiş gibi bir de Karınca ile alay eder.
Ve nihayet kış gelir kapıya dayanır.
Ağustos Böceği, her zamanki gibi yeniden Karınca’nın yuvasının yolunu tutar.
Karınca, kızgın bir şekilde, “Madem ki yaz boyunca çaldın saz, şimdi de oyna biraz”  diyerek kapıyı kapatır.
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok, sırtı pek bir şekilde kışı geçirirken, Ağustos Böceği açlık ve soğuktan helak olup gider.

 

***

 

Fransa uyarlaması ise şu şekildedir:
Karınca, bütün yaz boyunca çalışır çabalar, kışı sağ salim atlatabilmek için ‘karınca kararınca’ hazırlıklar yapar.
Ağustos Böceği ise çalar saz, bütün yaz. ‘Vur patlasın çal oynasın’ gününü gün ettiği, ‘yan gelip yattığı’ yetmezmiş gibi bir de Karınca ile alay eder.
Ve nihayet kış gelir kapıya dayanır.
Karıncanın aniden kapısı çalar.
Söylene söylene kapıya koşan Karınca bir de ne görsün.
Son model bir limuzinden inen Ağustos Böceği, şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılan Karıncaya gülümser:
- “Ne o komşi, yine yiyecek isteyeceğimi mi zannettin yoksa? Korkma, kışı geçirmek üzere Paris’e gidiyorum da, bir isteğin var mı diye sormaya geldim.
Bir son model cipe, bir de ona bakan Karınca, öfkesinden ağzını bozmamak için azami gayreti gösterip “Ulan” diye bağırır:
- “Eğer o La Fontaine’ni görürsen, validesine en güzel selamlarımı ilet.”

 

***

 

Ve gelelim Türkiye uyarlamasına:
Karınca, bütün yaz boyunca çalışır çabalar, kışı sağ salim atlatabilmek için ‘karınca kararınca’ hazırlıklar yapar.
Ağustos Böceği ise çalar saz, bütün yaz. ‘Vur patlasın çal oynasın’ gününü gün ettiği, ‘yan gelip yattığı’ yetmezmiş gibi bir de Karınca ile alay eder.
Ve nihayet kış gelir kapıya dayanır.
Her seferinde kapıdan kovulan Ağustos Böceği’nin artık Karınca’nın kapısını çalacak yüzü kalmamıştır.
Kar ve tipi ortasında bir basın toplantısı düzenleyen Ağustos Böceği, “Etrafta onca aç ve üşüyen böcek varken, Karıncalar nasıl bir vurdumduymazlıkla sıcak yuvalarında yaşayabiliyorlar” diyerek olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
Malzeme sıkıntısı çeken gazete ve televizyonlar, aç ve açıktaki ‘zavallı’ Ağustos Böceği ile ‘karnı tok, sırtı pek’ Karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları ‘tartışmaya’ davet ederler.

 

***

 

Türkiye olayın şokunu yaşamaktadır.
’Nerededir’ bu devlet?
Sözüm ona sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, anlı şanlı gazetelerin, televizyonların yetkilileri gazetelerinde ve ekranlarında, 30 yıldan beri çektikleri sefaletin tek nedeninin ‘sırf yeşil renkli’ olmalarından kaynaklandığını yazıp söylerler.
Karıncayı canlı yayına çıkaran bir medya cambazı, “Ey Karınca, kendi reklamını yapmak için zavallı bir Ağustos Böceği’nin içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?” diye bir güzel haşlar.
Ertesi akşam bir başka programa konuk olan Karınca, “Ağustos Böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nerede akladın, öt
çabuk” diyen medya cambazından bir güzel dayak yer.

 

***

 

Mesele, Bakanlar Kurulu’nda da ele alınır.
Yandaş medyaya çok özel demeç veren iktidarın başı, “Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli Ağustos Böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır” diye buyurur.
Ve en nihayetinde Taraf alır sazı eline:
- “Böcek harekatında ayrıntılı şok
belgeler!”
- “Ağustos Böceği olayında asker
parmağı!” 
- “Karınca cuntasının son ihtilal
planları!” 
Bir anda kendisini tetikte bekleyen savcıların karşısında bulan Karınca, ilk sorgulamasında ‘suçlu’ bulunarak apar topar içeri tıkılır.
Ağustos Böceği, hiç vakit kaybetmeden Karınca’nın yuvasına yerleşir, yiyeceklerine konar ve ‘ak günlerin’ huzuru içerisinde gül gibi yaşayıp gider.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş