Karmaşa/kargaşa ve kafa karışıklığı

A+A-
Altemur KILIÇ

Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. yıldönümünü kutlarken Atatürk’ün bu kutsal emanetine -içeriden ve dışarıdan- saldırıların en yoğun olduğu bir zamandayız!
Şu son günlerde, bu “karmaşa/kargaşa” devrinin  “aydınlık” tarafı, tesellisi, umudu, Anayasa Mahkemesi’nin “Türban kararı” ve gerekçesi idi. Fakat diğer karanlık tarafı da AKP’yi  “kapatma”, daha doğrusu “kapatmama” kararının gerekçesi oldu! 
AKP, Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla kapatılsaydı, Cumhuriyet, Atatürk’e ve eserine asla inanmamış olanlardan korunmuş, kurtarılmış olacaktı! Bu da kesin bir zafer, olmayacaktı. Yüzyıllardır, Türklüğü bitirmek ve aydınlığını karartmak amaçlarından vazgeçmeyecekler, her zaman olduğu gibi, içimizde, elyak, maşalar bulacaklardı... Ama gene de, gelecek kuşaklar için, ders-deneyim sağlayacaktı!


Çelişkiler sarmalı
Şu sırada bir “çelişkiler sarmalı, yumağı” içindeyiz. Anayasa Mahkemesi’nin “türbanı” - Erdoğan’ın itirafıyla “laiklik” karşıtlığının ve irticanın “siyasi simgesine”, üniversite ve yüksekokullarda meydan vermeyecek kararından dolayı, mahkemenin yedi cesur, Atatürkçü yargıcını alkışlıyoruz!
 “Kapatmama” kararının gerekçesi dolayısıyla da önceki karardakinden bir eksik; 5’e karşı 6 yargıcı alkışlıyoruz. Bu sefer 10 yargıç, Başkan Haşim Kılıç’ın muhalefetine karşın AKP’nin “Laikliğe karşı eylemlerin odağı” olduğunu kabul etti, ama bunlardan dördü, “kapatma cezası” verilmesine karşı çıktılar ve suçun ağırlığına yakışmayan para cezası verilmesiyle yetindiler! Ve neticede, her ne hikmetse, “etkin çoğunluk” sağlanamadığı için AKP’nin “Laikliğe karşı eylemlerin odağı” olduğu sabit olduğu, “kazziyeyi muhkeme” teşkil ettiği halde AKP, gerektiği gibi kapatılamadı! Kısacası yarım gebelik gibi bir şey. Çocuk  “ölü doğdu”!
 TC’nin varlığı ve geleceği söz konusu olduğunda, “demokrasiye aykırıymış, yabancı ülkelerde böyle şey yokmuş” gibilerden “teferruatı” hiç önemsemiyorum! Bu tartışmalar, İstanbul düşmek üzereyken, köhne Bizans’ta “meleklerin kanatlarını” tartışmalarına benziyor! Hu; içeride, dışarıda, gerçek bir “harbin” ortasındayız, TC düşürülmek üzere!
Yüce Mahkeme’nin kararları kesin. Temyizi, daha yüksek bir yargı mercii tarafından değiştirilmeleri mümkün değil!  
 Bizler, beğenmesek de, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına gerçek saygı duyarız; acıtsa bile, bağrımıza taş basıyoruz! Ama iktidar ve yalakaları, “laiklik” konusundaki suçları sabit olduğu için kızıyorlar ve Anayasa Mahkemesi’nin, kendilerine karşı olası kararlarından tamamıyla kurtulmak için, hukuki, hile ve desiseyle Anayasa’da değişiklik yaparak, Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini kısmak, mahkemeyi ortadan kaldırmak yollarını arıyorlar! Bu komploya karşı, Anayasa Mahkemesi’ne ve yetkilerinin kılına bile dokunulmasına karşı mücadele gerek! Çünkü başarılı olurlarsa bu, hem hukukun, hem de rejimin çöküşü olur!


Bu kılıç başka bir kılıç
Bu “komplonun” başını, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çekiyor. Son karardan sonra, muhalefet şerhinde “laikliğe” pek inanmadığını ortaya koydu. O da, Bülent Arınç gibi “laikliğin” yeniden “tanımlanmasından” yana! “Kapatma-ma Davası”nın gerekçesi de çelişkilerle dolu: Kısacası AKP, “laikliğe” karşı değilmiş, AB sürecinde aydınlanma için çok büyük adımlar atmaktaymış ve sıkı durun; “kadın hakları” adına büyük adımlar atmış! Ve “şiddete” başvurulmamış! Sanki “şiddet” sadece sille tokatla olurmuş gibi!

NOT: Sayın Haşim Kılıç’la hiçbir yakınlığım, akrabalığım, hısımlığım yoktur. Gördüğüm lüzum üzerine açıklarım!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları